Almanya işçi sınıfının içerisindeki silahlanma ve savaş tartışması çok eskiye dayanır. Denilebilir ki bu konuda en geniş tartışmayı yürütüp, dünya işçi sınıfının dağarcığına en çok malzeme sağlamış tartışmalar 20.yy başlarında Almanya‘da yaşanmıştır.

Şevket Dalboy

Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg‘un zamanın sosyal demokrat partisinin dönek önderlikleriyle yürüttükleri tartışmalar bunun örnekleridir.  Almanya’yı ve de Alman işçi sınıfının bu konudaki tavrını incelemek bizce önemli. Çünkü; birinci ve ikinci paylaşım savaşlarında ve günümüzde oynadığı rolü itibariyle Almanya her açıdan önemli bir konuma sahiptir.

Alman sendikaları ne ahlaki nede ideolojik olarak sorgulamaya yanaşmıyor.

Alman sendikaları ve tabiki işçi sınıfının büyük çoğunluğu kendi işini kaybetmemek, refah düzeyini korumak ve ulusal kapitalistini korumak adına milliyetçi ve de sosyal şöven bir tavır takınarak dünyada yaşanan savaş ve kırımlardan elde edilen karlardan geçinmeyi ne ahlaki nede ideolojik olarak sorgulamaya yanaşmıyor.

Amacın savaşan taraflara silah satarak kar etmek mi?

Savaşları tartışırken genel eğilim savaşların silah tekelleri tarafından özellikle kışkırtıldığı, amacın savaşan taraflara silah satarak kar etmek olduğu vb. şeklinde açıklamalar yapılır. Bu belirleme tek tek silah üreticisi ülkeler ve kapitalistler açısından doğrudur. Ama silahlanma veya silahlar sorununu yani neden silah? Sorusunu yeterince cevaplamıyor bizce.

Savaş mı silahlanmayı zorunlu kılar, silah mı savaşmayı?

Soruyu şöyle sorduğunuzda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılmış olacak: Savaşlar silah satmak için mi çıkarılır yoksa savaşlardan daha etkili sonuçlar elde etmek için mi silahlar üretilir. Şöyle de sorulabilir: Savaş mı silahlanmayı zorunlu kılar, silah mı savaşmayı? Yoksa ikisini de doğuran başka bir şeyler mi var?  Şimdilik bu sorunun cevabını en sona bırakarak devam edelim…

İlkel toplum hayatta kalmasının ve türünün devam etmesinin zorunlu bir sonucu olarak silah üretti!

İnsan oğlunun icat ettiği ilk aletlerin silahlar olması ilkel dönem-lerde onun hayatta kalmasının ve türünün devam etmesinin zorunlu bir sonucu iken daha sonraları yani sınıflı toplumlara da silah sadece hayatta kalmanın değil bilakis başkalarına ait olanlara zor yoluyla el koymanın aracı haline dönüştü.  Bu bağlamda, sulak bir araziyi ele geçirmek için savaşan iki kabilenin arasındaki savaşta kullanılan silah ile bir hayvanı avlamak için kullanılan silahın amacı ve niteliği değişmiştir artık.

Silah insanın amaçlarına (ilk başlarda beslenme ve vahşi hayvanlara karşı korunmada) hizmet eden bir araçtır ama süreç içerisinde amaçlar değiştikçe ve karmaşıklaştıkça silahta amaçlara göre değişti, gelişti ve karmaşıklaştı. Günümüzde öyle bir noktaya geldiki baştada sorularla anlatmaya çalıştığımız gibi silahın bir araç mı yoksa amaç mı olduğu ayırt edilemez oldu.

Teknik olarak da geliştirilen yeni sistem silahların ulaştığı düzey bir çok insanın kafasında; artık gelişmelerin insanların ve devlet organizasyonlarının denetiminden çıktığı, bu durumun insanlığın geleceğini tehlikeye soktuğu ve mutlaka bu gidişin durdurulması düşüncesinin oluşmasına vardı.

Dünyanın beşinci silah üreticisi ve ihracatçısı Almanya…

Sıralama bu olunca silahlanma üzerine tartışmalarda eksik olmuyor ister istemez. Son yıllarda yoğun göç nedeniyle silahlanma ve silah ihracatı yeniden gündeme oturdu. Tartışmanın taraflarından birisi açısından sorun yok; dünya zaten gül bahçesi, bazı yerlerde ufak tefek çatışmalar var ama onlara da zaten medeni dünya (NATO, BM) müdahale edip düzeni sağlıyor… Silah üretimi ve satışı da kontrol altında, neticede devletlere satılıyor, teröristlere değil ya…

Dünyanın en büyük silah ihracatçılarından Almanya, bu alandaki ticari faaliyetleri nedeniyle sık sık eleştiriliyor. Yapılan bir araştırma, bu silahların çocuk askerlerin olduğu ülkelere de gidebildiğini ortaya koyuyor.

Sonuçları perşembe günü açıklanan bir araştırmaya göre, çocukların asker olarak görevlendirildiği pek çok ülkede Alman silahları da kullanılıyor.

Gıda güvenliği, eğitim ve sağlık alanlarında faaliyet gösteren Brot für die Welt (Dünya için Ekmek) ile çocuklara yardım örgütü Terre des Hommes‘un (İnsanların Dünyası) ortak araştırması, Almanya hükümetinin 2014 yılından bu yana, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından, çocuk haklarını ağır bir biçimde ihlal etmekle suçlanan ülkere üç milyar euro değerinde silah ihracatına onay verdiğini ortaya koyuyor.

Terre des Hommes örgütünün çocuk hakları uzmanı Ralf Willinger, „Çocuk haklarını en ağır biçimde ihlal ettikleri belgelenen ülkelere silah ihraç etmek, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne ve Avrupa Birliği’nin bu konudaki ortak duruş noktasına aykırıdır“ dedi. Araştırmada, çocuk haklarını ihlal etmelerine rağmen Alman silahlarının ihrac edildiği ülkeler Afganistan, Hindistan, Irak, İsrail, Kolombiya, Nijerya, Pakistan, Filipinler ve Tayland olarak sıralanıyor.  

Alman silahlarının sivillere karşı kullanımı

Willinger konuyla ilgili açıklamasının devamında, „Alman silahları ister doğrudan isterse dolaylı yoldan kriz bölgelerine ulaşmış olsun, sivil halka karşı da ve böylelikle çocuklara ve gençlere karşı da kullanılarak çok sayıda ölüme sebep oluyor“ ifadesini kullandı. Almanya’dan, savunma sanayi ürünleri ihracatının katı bir biçimde denetlenmesini sağlayacak yasaların yürürlüğe girmesini talep eden Willinger, ayrıca çocuk ve insan hakları ihlallerinin yaşandığı, silahlı çatışmalara katılan ülkelere silah ihracatının „derhal durdurulmasını“ istedi.

Brot für die Welt örgütünün insan haklarından sorumlu yöneticisi Silke Pfeiffer ise, Almanya’nın sattığı silahların, ihraç edilen ülkede kalıp kalmadığını neredeyse hiç denetlemediğini belirtti. Satılan silahların gittiği nihai nokta konusunda yaşanan ihlallerle ilgili sürekli haberler çıktığını dile getiren Pfeiffer , Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bu konuda „sabıkalı“ olmalarına rağmen „Alman savunma sanayi ürünlerinin en büyük müşterileri arasında yer almaya devam ettiklerini“ vurguladı.