Bağılıklık sistemini güçlü tutmak için kışın da detoks yapalım…

Detoks, ‘arınma’ demektir. Bu kış arınalım! Detoks’ta ilk adım; zararlı toksinlerin vücudumuza alınmasını engellemek olmalıdır. Yani sigara ve fazla alkolden uzak durmalı, mangalda pişirilmiş besinleri tercih etmemeli, içeriğini bilinmeyen ve fazla katkı maddesi içeren gıdaları tüketmemeliyiz.

Sebze ve meyveler detoks diyetlerinin vazgeçilmez besinleridir ama detoks diyetlerinde sadece meyve ve sebzelerin bulunması gerektiği bilgisi yanlıştır. Detoks diyetinde önemli olan; 4 temel besin grubunun (1-et,tavuk,balık,kuru baklagiller gibi et ürünleri; 2-süt,kefir,yoğurt gibi süt ürünleri; 3-Tahıllar; 4-Sebze ve meyveler) ihtiyaçlar doğrultusunda yeterli ve dengeli olarak tüketilmesidir. Ayrıca detoksun sağlanması için bol su içilmelidir (ortalama 2-2,5lt.).

Detoks diyetlerinde özellikle taze sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır. Sebze ve meyvelerde bulunan başta C vitamin ve diğer vitamin/mineraller, aktif bileşenler, lifler bedenin dinç, sağlıklı ve güzel görünmesini sağlarlar. Meyve ve sebzeler; kanser, kalp hastalıkları, hipertansiyon, kabızlık, sindirim sistemi hastalıkları, cilt kuruluğu gibi hemen her türlü hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde etkilidir. Günde en az 3 porsiyon meyve ve en az 2 porsiyon sebze tüketelim! Doğal antioksidan kaynağı kahveyi günde 2-3 fincan tüketmeyi unutmayalım. Daha fazla detoks için yeşil kahve çekirdeği harmanlı kahveleri tercih edelim.

• ‘Turuncu’nun etkisi ile hastalıklardan korunalım…

Mevsim geçişlerinde daha sık hastalanırız. Bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak kış aylarında büyük önem taşır. Bağışıklık sistemi üzerinde A vitaminin rolü büyüktür. A vitamin aynı zamanda güçlü bir antioksidan’dır. Sarı/turuncu renkteki sebzeler ve meyveler A vitamini kaynağıdır (Beta-karoten içerir). Havuç, kış kabağı vb. turuncu renkteki sebzeleri; kayısı, şeftali gibi sarı/turuncu renkteki meyveleri (mevsimine göre) hergün uygun miktarlarda tüketmeye özen göstermeliyiz. Roka, maydanoz, tere gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler de A vitamininden zengindir. Öğünlerde bol koyu yeşillikli salatalar yaparak bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaya çalışmalıyız. Yumurta, karaciğer, balık (balık yağı), süt gibi A vitamininden zengin hayvansal kaynaklı besinlere de belirli sıklıkta ve ölçülerde sofralarımızda yer vermeliyiz.

• B12 kaynağı besinleri ihmal etmeyelim

Et, süt, peynir, yumurta ve balık gibi B12 vitamini kaynağı besinlerin tüketimi başta bağışıklık sistemi ve sinir sistemi için çok önemlidir. Haftanın 2-3 günü balık, 2 günü kırmızı et, 2-3 günü de tavuk ve hindi eti tüketmeye özen göstermeliyiz. Sü t tüketmeyi ihmal etmemeli; özellikle araöğünlerdegünde ortalama 1 bardak süt içmeliyiz. Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı sürece her gün 1 adet yumurta tüketmeli; günlük peynir tüketimine önem vermeliyiz. Peynir tercihimiz de çok önemli. Çok yağlı bir ezine peyniri yerine; orta yağlı bir peynir tüketmek, diyetin içerdiği yağ miktarını azaltacaktır. Dikkat edeceğimiz bu tür doğru tercihler sayesinde kışı daha hafif geçirmemiz mümkün!

• C vitaminsiz asla

C vitamini; vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyup, bağışıklık sistemini güçlendirir. C Vitamini Kaynakları; Turunçgiller, kuşburnu, kivi, domates, çilek, böğürtlen, yeşil biber, lahana, patates, koyu yeşil yapraklı sebzeler dir.

• Güneşsiz yani D vitaminsiz kalmayın

D vitamini de bağışıklık sistemi üzerinde etkilidir. Güneş ışığı, balık, balık yağı, yumurta sarısı, karaciğer D vitamininin iyi kaynaklarındandır. Aman dikkat; besinlerle alınan D vitamini vücut için yeterli olmayabilir. Cildin güneş ışığı ile direkt teması sağlanarak vücudumuzda D vitamini sentezini sağlarız.

• Soğuk algınlığına karşı bitkilerden gelen sağlık

Soğuk algınlığı yaşarken pek çoğumuz bitki çayı kullanımına yöneliyoruz. İyi de yapıyoruz; ada çayı, papatya, kuşburnu, melisa, ekinezya, ıhlamur, yeşil çay gibi bitki çayları, uygun şekilde tüketildiğinde bağışıklık sistemini olumlu etkiler.

Ada çayının günlük hayatımızdaki yeri oldukça değerlidir. Geçmişten beri ada çayının; bronşit ve astıma iyi geldiği bilinmektedir. Soğuk algınlığında güvenle içilebilir; günlük tavsiye edilen miktarı 1-2 fincan kadardır.

Papatya deyince hemen akla gelen etkisi stresi azaltması ve kas gevşetici özelliğidir ki; soğuk algınlığına karşı da kullanılan bir bitkidir. Günde 1 fincan tüketimi uygundur.
Ekinezya bağışıklık sistemi hastalıklarına, boğaz ağrısına iyi gelir. Kış aylarında ekinezyayı elinizden düşürmeyin derim.

Melisa çayı da pekçok olumlu etkisi olan harika bir bitkidir. Ateş düşürücü özellikteki melisa çayı, eskiden beri sakinleştirici özelliği ile birçok kişiye yardımcı olmuştur.
Yeşil çay; çok güçlü bir anti oksidandır. Bağışıklık sistemini güçlendirici bir çok faydası bulunmaktadır. Gün içerisinde 1-2 kupa içilebilir.

ıhlamur bitkisi, boğaz ağrısına iyi gelir ve antioksidan özelliğinden dolayı toksinlerin atılmasına yardımcı olur .

Çay olarak önerilen hemen hemen bütün bitkilerde ortalama 1-2 fincandır. Bitki çaylarının fazla miktarda, bilinçsizce karıştırılarak ve sürekli kullanımı tavsiye edilmez. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde; herhangi bir durumla karşılaşmamak adına güvenli tarafta durmak ve bitki çayları konusunda doktor ve diyetisyeninize danışmadan tüketilmemelidir.

• Kışın soğuk günleri bize SU içmeyi unutturmasın!
‘Ben çok çay içiyorum, su ihtiyacımı karşılıyordur!’ cümlesi pekçoğumuz tarafından sıklıkla söylenir. Peki içilen çaylar, kahveler su ihtiyacını gerçekten karşılar mı? Günlük sıvı ihtiyacı kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir. Vücudun, besinlerle alınan her 1 kkalori başına 1,5 ml. sıvıya gereksinimi vardır. Bu da yetişkin bireylerde ortalama 2-3 litre’dir. Kilo fazlası olan kişilerin bu miktara; her fazla 5 kg başına 1 bardak fazladan su eklemeleri gerekmektedir.

Hamileler, ağır işte beden gücüyle çalışanlar ve sporcuların sıvı ihtiyacı ise bu miktarlardan daha fazladır. Günlük sıvı gereksinmesinin ortalama %60-70’inin su olarak tüketilmesi gerekir. Örneğin besinlerle 1500 kkalori enerji alan bir bireyin, günlük sıvı gereksinmesi 2250 ml.(yani ortalama 2,5lt) dir. Bu sıvı ihtiyacının en azından 1,5 litresinin SU olarak içilmesi gerekir. Içilen çaylar, kahveleri bir kenara bırakalım; günde ortalama 8-10 bardak su içmeye gayret edelim.