Çin yakın bir gelecekte ABD’yi geride bırakıp dünyanın bir numaralı siyasal ve askeri gücü olabilecek mi? Ekonomik düşüşü devam eden Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünyanın hemen her köşesinde yanıtı en çok merak edilen sorulardan biri bu buyken Devlet Başkanı Sı’den çarpıcı açıklamalar geldi.

Şevket Dalboy

Çin Komünist Partisinin 100’uncu kuruluş yıl dönümü kutlamalarında konuşan Devlet Başkanı Sı Cinping, Çin’in yükselişinin durdurulamayacağını söyledi, ordunun modernizasyonuna ağırlık verileceğinin altını çizdi.

„Dünya gücü“

Çin Devlet Başkanı Sı Cinping, Komünist Parti’nin kuruluşunun 100’uncu yıl dönümü kutlamalarında iddialı mesajlar verdi. Çin’in bir „dünya gücü“ olma yolundaki yükselişinin „geri döndürülemeyeceği“ni belirten Si, „Çin’e zorbalık yapılan dönemlerin artık ilelebet sona erdiğini“ söyledi.

Milyonlarca insanı yoksulluktan kurtuldu mu?

Çin’de Komünist Parti’nin milyonlarca insanı yoksulluktan kurtardığını ve küresel kalkınmaya büyük katkılar sağladığını kaydeden Parti Genel Sekreteri Si, „Çin’in, ulusal çıkarlarını savunmak üzere dünyanın en yüksek standartlarına sahip nitelikte bir ordu oluşturmakla yoluna devam edeceğini“ vurguladı.

Çin halkı zobalığa, köleleştirmeye, baskı altınan alınmaya karşı koyacaktır.

Tiananmen Meydanında düzenlenen görkemli törende konuşan Devlet Başkanı, alkışlarla kesilen konuşmasında, „Çin halkı yabancı güçlerin bize zorbalık etmesine, baskı altına almasına ya da köleleştirmesine asla izin vermeyecektir. Her kimin böyle bir planı varsa, 1,4 milyar Çinlinin oluşturduğu çelikten dev bir duvar önünde kanının dökülmesi tehdidiyle karşılaşacaktır“ diye konuştu.

95 milyon üyesi bulunuyor.

1921 yılında Mao Zedong tarafından Şanghay’da kurulan Çin Komünist Partisi’nin günümüzde 95 milyon üyesi bulunuyor. Sekiz yıldır iktidarı elinde bulunduran ve devlet başkanlarının görev süresi sınırlamasına son veren Si Cinping, şimdiye kadar yerine geçecek bir isim de belirlemiş değil. Sı, iktidarı döneminde muhaliflere yönelik baskıları artırdığı ve yapılan yasal değişikliklerle özel idari bölge statüsündeki Hong Kong’un özerkliğini zayıflattığı eleştirileriyle karşı karşıya.

„Hukuk devletinin olmadığı yerde korku kaçınılmazdır“

Komünist Parti’nin kuruluşunun 100’uncu yıl dönümü vesilesiyle konuşan partinin eski üst düzey yetkililerinden Bao Tong ise karamsar bir tablo çizerek, hukukun üstünlüğü inşa edilmediği sürece Çin’de korku ikliminin hakim olmaya devam edeceğini söyledi.

1989 yılında devrilen Komünist Parti Genel Sekreteri Zhao Ziyang’ın sağ kolu olarak bilinen 88 yasındaki Bao, „Hukuk devletinin olmadığı yerde korku kaçınılmazdır. Çin’de keyfiyet, tesadüfler ve yasaların uygulanmasındaki seçicilik normal hal aldı. Hiç kimse yaptığı doğru mu yasak mı bilmiyor… Sıradan vatandaş da, iş insanları da, hatta parti yetkilileri de… Yaptıkları her an birden bire yasa dışı ilan edilebilir“ diye konuştu.

Yasalar önünde eşitlik olmadan hiç kimsenin korkularından arınamayacağını belirten Bao, „Bir sorun olduğunda vatandaşlar bunu dile getirmekten, çözüm önerisi sunmaktan korkuyor. Herkes susuyor ve her şey güzelmiş gibi yapıyor. En tehlikelisi de bu“ ifadelerini kullandı.

Çin ekonomisi otuz yıldır tarihte benzeri görülmemiş bir hızla büyüyor. Çin’de ekonomik büyümenin yanısıra refah düzeyi ve gelir dağılımında düzelme de söz konusu olsada, açlık yoksulluk çeken, evsiz kalan, bir lokma ekmek parası kazanabilmek için göçebe yaşayan milyonların varlığınıda görmekte fayda var. Çin’in yakın dönemde tırmanan askeri harcamaları bu gerçekliği destekler niteliktedir.

Benim iddiam şu ki Çin’in dünyanın bir numaralı askeri ve siyasal süper gücü olmasının ancak bir zaman meselesi olduğu yönündeki analizler bazı önemli faktörleri yeterince dikkate almadıkları için eksik ve yanıltıcı olmaktan kurtulamıyor. Ekonomik dinamiklerin yanı sıra jeopolitik ve toplumsal faktörleri de içeren bir perspektiften bakıldığında Çin’i yolundan saptırması olası engeller var.

Gözden kaçan faktörlerden ilki Çin’in göreceli olarak izole bir konuma sahip olmasından kaynaklanıyor. Sınırları kuzeyde Sibirya ve güneyde Himalayalar ve geçit vermez ormanlar tarafından çizilen ülkenin nüfusun büyük bölümü doğu kıyısında sıkışmış kalmış durumda.

Rusya, Hindistan, Güney Kore, Japonya ve Tayvan’la çevrelenmiş olan Çin’in askeri ve siyasal etki alanını genişletmesi zor ama imkansız değil.

Oysa ki tarihsel bir perspektiften değerlendirildiğinde devletlerin uluslararası planda başat konuma gelmeleri için genişlemeye açık bir jeopolitik konuma sahip olmaları hayatı önem taşıyor. Örneğin Roma, Osmanlı, Habsburg, ve İngiliz imparatorluklarının jeopolitik konumlarının imparatorluk kurma sürecindeki rolü ortada.

Şu anda stratejik genişleme adına Çin için en önemli nokta Güney Çin Denizi. Petrol ve doğal gaz açısından zengin bu bölgenin dünyanın bir numaralı enerji tüketicisi konumuna yükselmiş Çin için hayati bir önemi inkar edilemez.

Şunu unutmayalım ki, ‘’Halk zayıf olduğunda devlet güçlü olur. Çünkü devlet… halkın zayıf olması için çaba harcar.’’ Shang Yang… Birçoklarına göre dünyanın daha huzurlu, daha güvenli bir yer haline gelmesi için Çin’in daha demokratik bir ülke olması gerekiyor. Kimilerine göre ise ÇİN’in Kominizim sürecinden koptuğunu ve kapitalist bir sistemi en acımasız koşullarda sürdürmesinin bir sonucu olarak güçlü bir devletin güçsüz bir halka sahip olduğuna vurgu yapılıyor.

Bu koşullarda Çin devletinin süper bir güç olmasının önce Çin halkı nezninde, sonrada dünya kamuoyu nezninde pekte bir önemi yok. Dünya halkları arasında kurulması gereken dostluklar kurulmadığı müddetçe, açlık, yoksulluk, sefalet, azalmadığı müddetçe, adaletsizlikler ve zalimlikler azalmadığı müddetçe kimin süper güç olduğunun pekbir önemi yok…