Almanya’da bir anne yıllarca oğluna tecavüz etti ve internette seks arayanlara sattı. Olay tüm ülkeyi sarstı. Bir anne nasıl olur da, erkek arkadaşının öz oğluna yıllarca tecavüz etmesine izin verir ve bununla da kalmayarak, kendi de istismara bizzat katılır?

Sırf bu da değil. Anne ve erkek arkadaşı, çocuğu internet üzerinden tüm dünyaya pazarlayarak kullandırdılar. Almanya’yı sarsan istismar davasında şimdi sanıklar hüküm giydi. Giydide ne oldu ?
İnsanlar, bir anne, nasıl böyle bir şey yapabilecek durumda olabilir? İnsan olarak içimizde ne kadar kötülük taşıyoruz?
Nekadar reziliz ?
Ne kadar alçak ?
Çocuklarımızı kim koruyacak anne de koruyamadıktan sonra ?
Olayın ayrıntılarını öğrendikçe gözümüzün önüne öyle korkunç görüntüler geliyor ki insanın tüm duyularını kapatası geliyor. Şu günlerde yeteri kadar kötü haber alıyoruz zaten. Tüm bunlara dayanmak mümkün değil. Bu Almanya’nın sorunu değil sadece. Ahlaksızlık tüm dünyada almış basını gidiyor.
Evet, doğru, bu çocuğun son yıllarda yaşadıklarını somut olarak kafanızda canlandırdığınızda, mideniz bulanıyor. Daha yeni 10 yaşına girdi. İnsanın, „Ben bunu görmemiş, duymamış olsaydım” diyesi geliyor. Ama işte tam da bunu yapmamamız lazım. Duymalısınız ve görmelisiniz ki ibret alabilelim.

Gerçi Almanya’nın güneyindeki Staufen kasabasında olanlar çok aşırı bir vaka. Ama bu, Almanya’nın başka köşelerindeki ailelerde tahayyül bile edilemeyecek cinsel taciz vakalarının olmadığı anlamına gelmiyor. Ve aynı Staufen’de olduğu gibi çoğu kez, yetkililerin, gençlik dairelerinin aslında ellerinde kulak kabartmalarını sağlayacak belli bilgilerin bulunduğu sonradan ortaya çıkıyor. Almanya gibi resmi kurumların bu kadar kapsamlı olduğu bir ülkede, nasıl olur da pedofiliden sabıkalı bir kişi ufak bir çocukla aynı çatı altında yaşayabilir. Keza Staufen’de olan tam da buydu. Gençlik daireleri göçmen ailelerinin çocuklarını eften püften olayları gerekçe göstererek elinden alırken, sabıkalı birinsanın yanında 10 yaşındaki bir çocuğu nasık koyabiliyor ? Denetim nerede ?

Staufen’deki gibi şiddet suçlarının ne gibi bir anlamı olduğuna kafa yormanın bir manası yok. Fakat bu suçların Almanya’da toplumu silkelemesi, konuyla yüzleşmeye zorlaması gerek. Çocukları gerçekten koruyabilmek için her şeyi yapmalarına imkân sağlamak amacıyla, bunun da ötesinde aslında her birimize görev düşüyor. Bu, yeri geldiğinde rahatımızdan feragat etmemiz anlamına gelse de; bakmamız, görmemiz, dikkat çekici bir durum olduğu zaman müdahale etmemiz gerek.
Zira bir toplumun değeri, ancak en zayıflarına nasıl davrandığı ile ölçülür. Ve bir toplum, soyut bir birim değildir. Toplum bizden, sizden ve benden oluşmaktadır. Ve biz görmezden gelemeyiz.