Son haftalar da yıldızı parlayan dizilerden TRT’de oynayan Ege’nin Hamsisini izlemekteydim. Filmin bir kesitinde tam bir skandala vardı.

Dizinin ana karekterlerinden biri olan Fikret Hala, Karadeninin Rize ilinden Ege’ye zorunlu bir göç eder. Kara denize olan özlemini kızgın bir şekilde dile getirirken yeğeni dile getirilen sitemi kaydeder. Daha sonra rep şeklinde ‘’Bezdum de bezdum’’ isminde bir klip yapar. Klipteki görüntüler ise yaşadıkları bölgenin esnafların, geçler ve ailelerin görüntülerinden oluşur.

Eğlenceli ve komik bir klip. Ama bu Klibin 32. saniyesinde bir görüntü başlar ve yaklaşık 4 saniye sürer. Bu görüntü de Kafe çalıştıran birinin ABD Bayrağı çağrıştıran bir tişöret ve omuzuna astığı masa mezi dikkat çeker. Masa bezi öyle sıradan bir masa bezi değildir. Amerikan Bayrağının yıldızlarının olduğu bir bezdir. Tişörtle birleşince Amerikan bayrağı olmaktadır. Şimdi soruyoruz, ‘’ Bu nasıl bir propağandadır. Bu propağanda neye hizmet eder ? TRT bu detayı neden atladı ? RÜTÜK kendi örf ve adetlerimizi yansıtan bu dizi filimdeki ABD bayrağı hakkında ne düşünür. Filmin sponsoru ABD midir?

Değerli arkadaşlar geçmişte;
zeytinyağlı yiyemem aman,
basma da fistan giyemem aman.
senin gibi cahile,
ben efendim diyemem aman.

zeytinyağı ile ilgili şarkıyı ve şarkının sözlerini hepimiz biliriz. peki bu şarkının yazılma nedenini ve ülkede propaganda amaçlı kullanıldığını bilen var mıydı?

2. cihan harbi’nden sonra amerika’nın yeryüzündeki gücünü iyice pekiştirmeye başlamasıyla birlikte bazı ülkeleri kısmen sömürmek maksadıyla marshall planı kapsamında bu ülkelere yardım gönderdiğini biliyoruz.

yardımda türkiye de var. bu yardım kapsamında amerika, bize çeşitli hediyeler sunarken aynı zamanda yiyecek-içecek paketi de yolluyor. bu pakette okullarda küçük çocuklara dağıtılmak suretiyle yola çıkarılan süt, çikolata, yumurta gibi temel gıdalardan tutun da mısırözü yağına kadar her şey var… işte ayrıntı burada. amerika, elinde biriken mısırözü yağını; zeytin cenneti türkiye’ye satmak için 40 takla atıyor ve başarılı da oluyor. amerikan güdümüne girmiş politikacılarımız öncülüğünde evvela zeytin ağaçları katlediliyor, akabinde zeytinyağının insan vücudunda kansere yol açtığına kadar çeşitli şehir efsaneleri dile getiriliyor… bunlarla da yetinmiyor adamlar ve işte bugün bile hala sağda solda duyabildiğimiz bu şarkı yazılıyor…

dikkat buyurursanız sözlerde türk insanı da aşağılanıyor:
“senin gibi cahile,
ben efendim diyemem aman.“
efendi kim? köylü. (bkz: köylü milletin efendisidir.)
yani: senin gibi köylüye ben efendim diyemem…
okuduğunu bile anlamaktan aciz yurdum insanı bu şarkıda geçen sözleri anlar mı? daha doğrusu anlamış mı? televizyon ekranlarında bugün bile “zeytinyağı sakın yemeyin“ diyen şarlatanlara bakacak olursak anlamamış… bugün hala kahvaltılarda, yemeklerde paket paket hazır ve yapay katı yağlar kullanılıyorsa anlamamış… işte “bir ülke nasıl sömülür?“ sorusunun cevabı bu şarkıda gizli.(türkü demeye dilim varmıyor, bu yüzden hep şarkı dedim.)
ne mutlu bunu dinleyip göbek atan “Milliyetci, muhafazakar, vatan sevdalılarına!“