Nereye giderseniz gidin her yerde alışveriş yapan kadın görürsünüz, alışverişi sevmeyen kadın yoktur.

Alışveriş yapmak; kadın için sevinç, mutluluk, yenilik, eğlence ve sosyalleşme aracı mı yoksa sadece ihtiyacını gidermek midir?

Biz kadınlar aldıklarımızı göstermek ve paylaşmaktan haz alırız. Beğenilmek, onaylanmak ayrıca bir sevinç kaynağıdır bizler için. Marka ve fiyat sosyal statüyü çok belirleyen bir araç olmasa da biz kadınlar için eğlenceli rekabetlerden biridir. Öyle çok beklentimiz yoktur, rastgeledir genelde biz kadınların alışverişte harcadığımız zaman ve bizler için başlı başına rahatlatıcı bir faktördür. Özel hissettirir.

Çoğu zaman yeni bir eşya almak yepyeni bir bakış açısı olur biz kadınlar için, yeni bir çizgi, yeni bir arayış, yeni bir stil ve hatta küçücük bir eşya yeni bir hobi, hiç beklenmeyen yeni bir yaşam biçimine dönüşebilir.

Alışveriş yapmanın aynı zamanda duygularla ilişkili olduğunu da söyleyebiliriz. Ruhsal dünyanın hissettiği boşluğu dolduramayan, tam ve yetkin hissedemeyen bazi kadinlar eksikliğini sahip olma ve alma dürtüleriyle tamamlamaya çalışmaktadır.
Alışveriş sırasında zihin farklı mağaza, marka, model, beden, fiyat karşılaştırması gibi şeylerle meşgul olmakta ve dikkat böylece dağılmaktadır. Aynı zamanda üzülmesine neden olan olay zihninden anlık da olsa çıkmakta, böylece kadın rahatlamaktadır.
Çünkü hissedilen eksiklik maddesel bir boşluk olmayıp, ruhsal dünyanın eksikliğidir. Kişi yeni şeyler alarak almak ve sahip olmak hissini yaşar ve dolaylı yoldan mutlu olur. Alışveriş yapmak aynı zamanda bir sosyalleşme aracı olarak görülmektedir. Alışverişe ekseri en yakın arkadaş ya da en sevdiği aile bireyiyle gider kadınlar, bu yüzden de zevkler ve fikirler neşe içinde paylaşılır.

Gardırobunuzu açıp şöyle bir bakın. Sahip olduğunuz kıyafetlerin kaç tanesini son bir yıl içerisinde bir kere bile giymediniz? Bazanın altına kaldırılan, dolabın bir köşesine tıkıştırılan kıyafetlerden bahsetmeye gerek bile yok! Alınıp okunmayan kitaplar, toz alırken gına getiren ıvır zıvırlar, buzdolabının bir köşesinde bozulmaya terk edilen ve sonra çöpe giden yiyecekler… Sürekli bir tüketim hali içerisindeyiz. Hiçbir şeyimiz eksik kalmasın, her şeyimiz en iyisinden olsun istiyoruz. Bunu istemekte elbette kötü bir şey yok. Sorun bilinçsiz tüketiciler olmamızda…

Ne kadar bilinçli alışveriş yapıyoruz?

Farkında olmadan hiç de ihtiyacımız olmayan ürünleri aldığımızı bazen kasada, bazen de ne yazık ki eve geldikten sonra fark ediyoruz.
Alışveriş bazen ihtiyaçtan bazen de ne yazık ki, harcama dürtüsünden dolayı hayatımızın bir parçası. İhtiyacınız olmadığı halde aldıklarınızı bir düşünsenize…
Mesela market alışverişi… Eve lazım olan birkaç bir şey var, alıp çıkacağız ama kasaya bir geliyoruz ki, her türlü abur cubur sepetimizde yerini almış. Hele bir de aç gittiysek, eyvah…

Diğer alışverişlerde de durum böyle. İhtiyacımız olan bir şey için alışverişe çıkıyoruz, vitrinler bize gel gel diyor, bir bakmışız yine sepet dolmuş, bütçe alt üst olmuş kredi kartı limitleri zorlanmış.

Peki bunun önüne geçmek mümkün mü?

Bir zamanlar alışveriş zahmetli bir işti. Hafta sonu beklenir, mağazalar tek tek gezilir, fiyatlar kıyaslanırdı. Şimdilerde birkaç tıkla istediğiniz şeyi satın alabiliyorsunuz. Ürün de 24 saatten kısa bir sürede elinize ulaşıyor. Bu kolaylık ise ihtiyaç duyulmayan şeyleri satın almayı, evi gereksiz şeylerle doldurmayı kolay hale getiriyor.

Ayrıca bir şeye başka insanların da sahip olması nedeniyle o şeyi satın alma isteği…
Ünlü şarkıcıların, sanatçıların, giydiği tişörtün aynısından almak veya marka tutkunu olmakta yine moda bir hareket. Yani toplumdaki tüketim çılgınlığı bir sınıf atlama ve lüks yaşama yarışına dönüşmekle kalmıyor, hepimizin sırtına taşıyamayacağımız yükler bindiriyor. Unutmayın, aşırı tüketim yalnızca sizin cebinizi yakmakla kalmıyor, gezegenimizi de harap ediyor.

Kendinizi sürekli online alışveriş platformlarında gezinirken buluyorsanız, aklınızda bitmek bilmeyen bir alışveriş listesi varsa ve eviniz kullanmadığınız eşyalarla doluysa, öncelikle sizi bu tüketime iten nedenleri gözden geçirmelisiniz. Birkaç ay boyunca harcadığınız parayı daha dikkatli gözlemlemeniz de alışveriş alışkanlıklarınızı daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.
Modayı takip etmek için parayı pahalı markalara saçmak gerekmiyor. Zaten akıllı kadınlar artık bunu yapmıyor. Zira ekonomik kriz, bize bilinçli alışveriş yapmayı öğretiyor. İndirimden doğru ürünleri alır, makul fiyatlı adresleri keşfeder ve ne alacağınızı alışverişe çıkmadan önce bilirseniz, hem trendi görünür hem de kazançlı çıkarsınız. Ama bunun için önce alışveriş anlayışınızı değiştirmeniz gerekiyor.

Hepimiz çalışıyoruz, hepimizin amacı kazancımızı maksimize etmek, daha çok para kazanmak, daha mutlu olmak. Ancak alışveriş yaparken “parasını verecek olan benim” gibi bir yaklaşım çok da doğru değildir. Size direkt bir fayda ve mutluluk sağlamayacak bir şeyi satın alabilecek olmak, onu almayı meşrulaştırmaz.
Canınız sıkılıyorsa bir hobi, uğraş edinin. Kitap okumak, film izlemek, fotoğraf çekmek, yürüyüş yapmak para gerektirmiyor. Can sıkıntısını para harcamakla örtbas etmeye çalışmanın sonu yoktur.

Elinizin altındaki fazlalıklar hayatınızdan çıktığında, mutluluğa daha çok yer açılacak. Gereksiz yere harcadığınız paralar bir kenarda birikmeye başladığında, sizi mutlu edecek anları, anıları satın almaya daha çok fırsatınız olacak. Seçim sizin….