İşlerine geri dönmek için 190 gündür açlık grevi yapan Akademisyen Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın ‘derhal beraat’ talebi reddedildi. Duruşmayı izlemeye gelen çok sayıda kişi polis müdahalesi ile karşı karşıya kaldı.

15 temmuz darbe girişiminin ardından çıkarılan Olağanüsü Hal (OHAL) Kararnamesi ile işlerine son verilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılandığı davanın ilk duruşmasına her iki eğitimci de, ‘personel yetersizliği, güvenlik riski ve hijyen’ gerekçeleriyle getirilmedi.

Acun Karadağ hazır bulundu

Duruşmada davanın diğer sanığı eğitimci Acun Karadağ hazır bulundu. İki gün önce avukatların gözaltına alındığı için savunma hakkının engellendiğini söyleyen Karadağ, savunma için ek süre istedi.

18 Avukat gözaltında

Her üç eğitimcinin 18 avukatı iki gün önce gözaltına alındı. Bunun üzerine bin 30 avukat mahkemede savunma yapabilmek için vekalet aldı. Duruşmada Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran olmak üzere çok sayıda baro başkanı hazır bulunarak savunma yaptı. Duruşmayı CHP’li vekillerİlhan Cihaner, Şenal Saruhan, Ali Şeker, Mahmut Tanal, Orhan Sarıbal, Necati Yılmaz, Ali Haydar Hakverdi ile Aylin Nazlıaka izledi. Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da, duruşmayı izleyenler arasında yer aldı.

Çok sayıda gözaltı var

Duruşma öncesi basın açıklaması yapmak isteyen avukat ve vekillere polis sert müdahale etti. Duruşmayı izlemeye gelen çok sayıda kişi gözaltına alındı. Duruşma başladıktan sonra salonun önünde bekleyen, avukat ve vatandaşları polis gaz ve coplarla duruşma salonun önünden uzaklaştırırken, buradakilere de gözaltı işlemi yaptı. Mahkeme Başkanı SEGBİS sistemini çalıştırmayarak, savunmaları özetleyerek kayda geçirdi.

Savcı delileri toparlayamadı diye!

Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran, savcının ‘delillerin toplanmamış olması, serbest kalmalarının adaletin işleyişine zarar vereceği gerekçesiyle tutukluluğa devam’ yönündeki mütalaasının ‘Türk hukuk tarihine geçecek tarihi bir skandal’ olarak değerlendirerek şunları söyledi:

Onur mücadelesi

“75 gün boyunca onur mücadelesi veren her iki eğitimci tutuklandılar. Eylemlerinin 111. gününde benim de aralarında bulunduğum 111 aydın serbest bırakılmaları ve işe iade edilmeleri yönünde çok masum bir ilan verdik. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Soylu, teröristlere yardım ve yataklıkla itham ederek, sizin yerinize hüküm verdi. Mahkemenizin görev ve yetkilerini elinden aldı. Bizim sizden ricamız, İçişleri bakanının elinden yargı yetkisini alınız. Bağımsız mahkeme olarak, Nuriye ve Semih’in kasları gibi adaletin erimesini engelleyiniz. Bu iki eğitimcinin işlerine geri dönmesini sağlayınız.”

Açlık grevi diye bir suç var mı ?

YARSAV eski başkanı Mehmet Eminağaoğlu, ‘mevzuatta açlık grevi adı altında herhangi bir suç yoktur’ diyerek şunları söyledi:

„Açlık grevi bir ifade özgürlüğü biçimidir. Her iki eğitimcinin açlık grevi öncesi saptanan hiçbir suçu yoktur. Ortada suç oluşturan herhangi bir eylem olmadığı için suç ve suçlusu olmayan bu olayda derhal beraat istiyoruz.”

Adli sicil kayıtları yok

Avukatlardan Murat Yıldız da, her iki eğitimcinin de adli sicil kaydı olmadığını, İçişleri bakanının iki eğitimciyi DHKP/C üyesi olmakla suçlayarak açıkça yalan söylediğini vurgulayarak şöyle konuştu:

Bu insanlar nasıl bir suç işledi ?

“Bu insanlar, yüzlerini mi gizlediler, ellerinde pankart dışında hangi suç aleti vardı. Bir yere taş mı, Molotof mu attılar, kamu malına zarar mı verdiler. Eylemleri için tutuklandıkları 23 Mayıs’a kadar sadece kabahatlar kanundan para cezası kesildi. Soruşturma başlatan savcı, her ikisini de deliller toplanmadı diye tutukladı. Ertesi gün bir de baktık ki, iddianame hazır. Kamuoyu önünde yaptıkları eylemlerin fotoğrafları iddianameye suç olarak girmiş. Polis fezlekesinin altına imza atarak, iddianameye dönüştürülmüş.”

Çocuk tecavüzcüleri, hırsızlar, katiller serbest ama !

Duruşma savcısı mütaalasında, tutuklu eğitimcilere atılı suçlarla ilgili fotoğraf, dergi, HTS iletişim kaydı, haklarında daha önce açılan kamu davalarının akıbetinin sorulması, sağlık durumlarını bildiren raporlar, haklarındaki disiplin soruşmasına ilişkin bilgi ve belgelerle birlikte çok sayıda delilin toplanmasını talep ederek, atılı suçların ağırlığı tutuklulukla orantılı bularak ‘tutukluluğun devamını’ istedi. Heyet, savcının tüm taleplerini kabul ederek, Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’in üzerine atılı suçların ağırlığı ile tutukluluğun ölçülü olması, kuvvetli suç şüphesi ve delillerin toplanamaması gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar verdi. Bir sonraki dava 28 Eylül’de Sincan cezaevindeki duruşma salonunda görülecek.
CHP milletvekili Mahmut Tanal, devletin kaçma şüphesi var gerekçesiyle duruşmaya getirmediği Gülmen ve Özakça’nın getirilmemesini adli yargılanma hakkının ihlali olduğunu belirterek, “Bu insanlar buraya gelip savunmalarını yapmak istiyorlar. Devlet bunlarla yüzleşmekten korktuğu için bu insanları buraya getirmedi. Gerçeklerin ortaya çıkmasından ve kamuoyunun gerçekleri görmesinden korktu. „dediye ifadelendirdi…