Nebahat Çal

Kadın cinayetleri, kadın istismarı, çocuk istismarı maalesef şu anda ülkemizde en çok konuşulan konulardan ve hepimizin toplumsal yaralarından bir tanesidir. Kadına şiddetin kaynağı; kadının eğitimsizliği, ekonomik bağımlılığı, iş-sizliği, örgütsüzlüğü, toplumsal duyarsızlık, ayrımcılık ve “erkek egemen” kültür ile “feodal yapı”dır.

Sevgili okurlar öncelikle; kadina yönelik artan şiddetti ve vahşice işlenen cinayetleri kınıyor toplumun kanayan yarasına dikkat çekmek istiyorum…

Şiddet ne yazık ki insanlık tarihinde, yaşamın politik, ekonomik, sosyal ve psikolojik tüm alanlarında çesitli biçimlerde yaşana gelmiş olgu ve sorunlardan biridir. Şiddetin kaynağı eşitsiz güç ilişkileridir. Şiddet, güçlünün güçsüze iradesini kabul ettirme biçimidir.
Ve şiddet sadece yurdumuzun değil bütün insanlığın en temel problemi ve insanlık suçudur.
Şiddet ve zorbalık esasında, sadece kadına değil insana yapılmaktadır.

Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen, cinsiyete dayalı bir ayrımcılıkla kadının insan hakları ihlaline yol açan her türlü tutum ve davranış yanliştir.
Peki şiddeti yapanlar kimler?

Erkekler…
Kadına yönelik şiddet dendiğinde ilk akla gelen pisikolojik ve fiziksel şiddet yani dayaktir. Kadınlar ne yazık ki en yakınlarındaki erkeklerin (eş, sevgili, baba, erkek kardeş) şiddetine maruz kalımaktalar…

Aile dışındaki kadına yönelik şiddetin boyutları da her geçen gün artmaktadır.
‚Kadına yönelik şiddet` sadece aile içerisinde uygulanan şiddet olmayıp devletlerin uyguladığı şiddet de bu tanımın içerisine girmektedir. Organize örgütlerce kadın ticareti, köleliği ile fuhuş batağına zorla sürüklenen kadınların sayısı da giderek çoğalmaktadır. Dünyada savaşlar nedeni ile var olan kaos ortamında kadınlar büyük mağduriyetler ile karşı karşıya kalmaktadır. Ne yazık ki, savaş ve benzeri koşullarda kadınlar, cinsel ve fiziksel şiddetin kurbanı oluyor, „düşmanın kadınlarına“ yönelik taciz ve tecavüz sıradan bir savaş yöntemi olarak kullanılıyor. Herhangi bir suçla gözaltına alınan kadınların da cinsel tacize uğrama ihtimali yüksek bulunuyor.

Ayrıca devletler siyasi sebepler ile bir takım kavramların arkasına saklanarak kadınları dini, siyasi, sosyal, eğitim ve ekonomik alanda mağdur edecek kurallar koymakta, uygulamalara gitmektedirler.

Kadın, doğası gereği zayıftır; ama acıya en çok o dayanır.
Kadının direncini kıran tek şey; hayal ettiği erkeğin boş çıkmasıdır; demiş / Paul Auster
Şairin de belirttiği gibi maalesef kadının ‚zayıf‘ olarak konumlandırılması, erkeğin toplumsal yaşamda iktidarını kurmasına ve pekiştirmesine olanak sağlamıştır.

Erkekleri yetiştirenler kimler?
Kadınlar…
Sadece erkek değildir kadını ezen…
Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyor (demiş) Simone De Beauvoir…

Kadına en büyük kötülüğü maalesef yine kadın yapıyor ve zararımız hep kendimize oluyor.
Toplumumuzun gelenek, görenekleri, değer yargılarını empoze edenler öncelikle kimler?
Kadınlar…

Dolayısıyla, kadına şiddeti önleyecek en büyük unsur yine kadınlardır.
Çünkü çocuğu genellikle erkekler değil kadınlar şekillendirir.

Biz kadınlar, barışı, sevgiyi, hoşgörüyü, adalet duygusunu doğamızdan, yaradılışımızdan alırız.

Erkek çocuklarımıza kadınlara saygı ve sevgi duymalarını öğretmeliyiz.
Sevgisiz bir insan, vicdanını devreden çıkardığında yapamayacağı haksızlık, yapamayacağı vicdansızlık, düşünemeyeceği kötülük kalmaz. Bu yüzden tüm canlılara karşı merhametli olmayı, sevgi duymayı, insanlara karşı adil olmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza. İyi bir insan olmanın temel gereği de budur bence.

Çocuğuna eğitimde daha etkin bir alan ve yön veren genelikle kadınlar olduğu için, geleceğin anneleri olan kız çocuklarımızın eğitimine önem vermeli, okumaları için desteğimiz en üst düzeyde olmalıdır…

Şiddetin önlemesinde tabii ki aileye düşen rol çok önemlidir. Anne babalar erkek çocuklarını toplumda erkeklere biçilen klasik role göre değil eşitlikçi bir eğitim biçimine göre geliştirmelidir. Psikologlar ve sosyologlar annelerin eğitiminde rol oynayabilirler. Böylece bilinçlenen anneler şiddete eğilimi fark ettiklerinde erken önlem alıp, psikolog ve pedagoglardan da yardım alarak daha sağlıklı çocuklar yetiştirmeye çalışabilirler.
Ayrıca kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak için; kadının eğitilmesi, birey ve kadın hakları konusunda bilinçlendirilmesi, kocasının eline bakmayacak şekilde ekonomik özgürlüğe kavuşması, kadınların örgütlenmelerinin önünün açılması, medya desteği ve toplumsal duyarlılık gerekiyor. Kadının, hayatın her alanında erkeklerle eşit fırsat ve olanaklara sahip olması gerekiyor.

Emek-sermaye arasındaki çelişkiyi gidermek, kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadele edilmedikçe kadın-erkek arasındaki eşitsizlik de giderilemeyecektir.
Kadınlar sizlere sesleniyorum: ”Şiddet kaderiniz değil! Şiddete göz yummayın, sessiz kalmayın!..”