Almanya’da 26 Eylül’de yapılacak seçimler öncesinde hükümet kurması olası partilerin başbakan, diğerlerinin liste başı adaylarını çeşitli açıklamalarda bulun. Şimdiki konuğumuz Hür Demokratlar’ın lideri Christian Lindner.

Ümit Kalın

Almanya’da 26 Eylül’de Federal Meclis seçimleri düzenleniyor. Yapılan kamuoyu anketlerine göre, 16 yıllık Merkel dönemini sonlandıracak seçimler öncesinde bir favoriden söz etmek imkansız.

„Küllerinden yeniden doğdu“

„Küllerinden yeniden doğdu“ denilen Sosyal Demokrat Parti (SPD), anketlere göre seçmen nezdinde oylarını artırıp, Hristiyan Birlik partileri olan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) blokunu geçerken, Yeşiller üçüncü güç olma eğiliminde. Kurulacak bir sonraki hükümette ise önemli rol oynayacak partilerden birinin de, şu an itibariyle tahmini oy oranı yüzde 12-13 civarında seyreden Hür Demokrat Parti (FDP) olacağı tahmin ediliyor.

Liberal FDP’nin liste başı adayı ve parti lideri Christian Lindner ile Deutsche Welle (DW) Genel Yayın Yönetmeni Manuela Casper-Clarıdge ile Arapça Servisi’nden Jaafar Abdül-Karım konuştu. Konuşmada öne çıkan detaylar şöyle..

FDP lideri Lindner ile söyleşiye Almanya’nın iklim değişikliği ile mücadelesinden Çin ve Rusya ile ilişkilerine pek çok konu damgasını vurdu. Özellikle de Afganistan’da yaşananlar, bundan sonra bununla ilgili nasıl bir yol izleneceği ve Afgan sığınmacılar için nasıl bir çözüm düşünüldüğü konusu konuşuldu.

FDP’li Christian Lindner’e, öncelikle binlerce Afganın evini, barkını terkettiği ve büyük bir insanı kriz ile karşı karşıya kalındığı hatırlatılarak Almanya’nın bu durumda neler yapabileceği soruldu. Lindner, Almanya için çalışmış Afganlara kapıların açılmasından yana. Bu, Almanya’nın onlara yönelik yükümlülüğü ama aynı zamanda da üstlenmesi gereken genel bir ahlaki bir sorumluluk.

FDP lideri Lindner, aslında söz konusu Afgan çalışanların geçen aylarda Almanya’ya getirilmiş olması gerektiğini ama bunun yapılmadığını ifade ederek, şimdi yüz binlerce insan yollara düşmüşken Avrupa Birliği’nin (AB) acil bir devlet ve hükümet başkanları zirvesi düzenlemesini ve ortak bir Afganistan politikası belirlemesini talep ederek, böylece ülkesinden kaçan Afganların komşu ülkelerde „insan onuruna yakışır“ bir biçimde barınmasının mümkün olacağını savundu.

Afganistan’ın komşu ülkeleri ile yakın çevresideki ülkelere bakıldığında, söz konusu ülkelerin kuşkusuz Pakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan, İran, Çin gibi ülkeler olması kuvvetle muhtemel. Ancak bu ülkeler demokrasi endeksinde de basın ve düşünce özgürlüğünde de oldukça arka sıralarda yer alıyor.

Afgan mültecilerin oralarda kalması yerine Almanya gibi bir ülkeye alınması insan onuruna yakışır bir hayat için aslında daha uygun değil mi?

FDP lideri Lindner, uluslararası devletler hukukuna göre sığınmacı hareketliliğinde temel görüşün, insanların mümkün olduğunca kendi ülkesine yakın bir yerde korunma altına alıması şeklinde olduğunu savunuyor. Lindner’e göre, Birleşmiş Milletler’in (BM)sorumluluğu üstlenmesi halinde komşu ülkelerde sığınmacılara korunma imkanı sunulması desteklenebilecek bir adım.

Bir federal güvenlik konseyi talebi

Afganistan’da yaşananların ardından Almanya’da Başbakan Angela Merkel ve onunla aynı partiden olan CDU’lu Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer ile SPD’li Dışişleri Bakanı Heiko Maaş, en sert eleştirilere maruz kalan hükümet üyeleri oldu. Üçünün de Afganistan ve Taliban’a yönelik öngörülerde yanıldığı, bunda da istihbarat servislerinin başarısızlığının payı olduğu vurgulandı.

Hür Demokrat Lindner’e göre Almanya’da gelecekte güvenlik temelli konularda daha başarılı bir çizgi izlemek, hata olasılığını düşürmek için bir „Federal Güvenlik Konseyi“ kurulması gerekli. Bu oluşumda dış politikadan sorumlu bakanlıklar ve birimlerin bilgi ve veri alışverişini üst düzeyde ve yoğun şekilde yapmasının mümkün olabileceğini savunuyor. Bu fikri savunan tek parti de FDP değil.

Lindner, son raddede Afganistan’da gelinen noktadan Başbakan Angela Merkel’in sorumlu olduğunu, nitekim istihbarat teşkilatlarının ona bağlı olduğunu belirtti. Lindner’e göre Merkel, Afganistan misyonunu hiçbir zaman bir misyon olarak görmedi, Merkel bu misyonu devraldı o nedenle de yeterince dikkatini bile vermedi. Lindner Başbakanı, „Merkel en son ne zaman Afganistan’a gitti, Doha’daki siyasi sürece müdahil oldu mu, bunları sormak yeterli“ sözleriyle eleştirdi.