Almanya’da Başbakan Angela Merkel’in muhafazakar CDU partisi liderliğinde kurmaya çalıştığı „Jamaika koalisyonu“ görüşmeleri tıkandı. CDU, Yeşiller ve liberal Hür Demokrat Parti (FDP) arasında kurulmaya çalışılan koalisyon, partilerin renklerinin Jamaika bayrağı renkleriyle aynı olması nedeniyle bu adı alan koalisyon, Yeşiller ve FDP’nin fikir ayrılıkları nedeniyle hayata geçirilemedi.

Merkel 20 Kasım’da yaptığı açıklamada azınlık hükümetini düşünmediğini, azınlık hükümeti kurmaktansa erken seçimi tercih edeceğini söyledi.

FDP lideri Christian Lindner’in „Üzerinde uzlaştığımız konular bile yeniden tartışılmaya başlandı“ diyerek masadan kalkmasıyla sonlanan görüşmeler, aslında birçok konuda birbirinden farklı görüşlere sahip partileri bir araya getiriyordu.

Sürdürülen müzakereler beklenildiği gibi kıran kırana devam ediyor. Daha önce dijitalleşmeden tarıma kadar bazı noktalarda uzlaştığı bildirilen partilerin nihai bir anlaşma sağlayamadan görüşmeleri bitirmelerine neden olan ana konular ise şunlardı:

Göçmen meselesi

Göç, 2015 yılından bu yana 1 milyonu aşkın göçmen alan Almanya’da en tartışmalı siyasi konulardan biri. Özellikle CDU’nun kardeş partisi CSU, Almanya’nın her sene kabul edeceği göçmen sayısına yıllık kota konmasında ısrarcı oldu. Yeşiller’in şiddetle karşı çıktığı bu öneri konusunda tartışmalar sürerken, CDU ve CSU insani nedenlerle Almanya’ya giren göçmen sayısının 200 bini aşmaması gerektiği konusunda anlaştı. FDP ise yıllık hedefin 150 bin ila 250 bin arasında olmasını önerdi.

Aile birleşimi

Aynı kapsamdaki bir başka anlaşmazlık konusu da aile birleşimiydi. Sığınma başvurusu kabul edilen bazı göçmenlerin aile bireylerini Almanya’ya getirme hakkının kısıtlanmasına yönelik geçici yasağın sürmesini isteyen CDU/CSU’nun bu talebi de Yeşiller tarafından reddedildi. Bir kesim bu hakkın ekstradan 70 bin göçmenin Almanya’ya gelmesine neden olacağını savunurken, bazıları bu sayının yüz binleri bulabileceği uyarısında bulunuyor. Yeşiller ise söz konusu yasağın insan kaçakçılığını teşvik ettiğini belirtiyor.
Merkel her ne kadar Yeşiller ile uzlaşabileceklerini söylese de bu konu anlaşmazlık noktalarından biri olarak kaldı.

İklim koruma politikaları

Aslında dört parti de Almanya’nın iklim hedeflerini kabul etse de, bu hedeflerin tutturulması için izlenmesi gereken yollar konusunda görüş ayrılıkları yaşıyorlar. Çevre konuları kırmızı çizgisi olan Yeşiller, kömürle çalışan 20 enerji santralinin derhal kapanmasını isterken; diğer üç parti bu hamlenin ekonomik açıdan ve istihdam bakımından hatalı olacağını savunuyor.
Bu noktada, sayılar ve bu sayıların nasıl yorumlanması gerektiği konusundaki tartışmalar ön plana çıkıyor. Zira Yeşiller, Almanya’nın 2020 yılına kadar küresel sera gazı salınımını yüzde 40 azaltma hedefinin tutturulması için karbondioksit salınımında 90 milyon ila 120 milyon ton arasında kesintiye gidilmesinin şart olduğu görüşünde. Diğer üç parti ise 32 milyon ila 66 milyon ton arasındaki kesintinin yeterli olacağı fikrini taşıyor.
FDP ve CSU ayrıca, söz konusu santrallerin kapatılması hâlinde yaşanabilecek elektirik kesintilerinin de dikkate alınması konusunda diğer partileri uyardı. Buna rağmen Hristiyan Birlik partileri ve FDP, Yeşiller’in kapısına kilit vurulmasını istediği santrallerin yarısının kapanmasına razı olduklarını açıkladı.
Yeşiller’in bir başka şartı da içten yanmalı motora sahip otomobillerin kademeli olarak terk edilmesi oldu. Parti her ne kadar 2030 yılından sonra bu tip araçların kayıt ettirilmesinin yasaklanmasına dair talebinden vazgeçse de bu taviz, pürüzün aşılmasını sağlamaya yeterli olmadı. FDP lideri Lindner, hiçbir kısıtlamayı kabul etmeyeceklerini belirttiği bu konuda da uzlaşı sağlanamadığını duyurdu.

Yeşiller, kömürle çalışan enerji santrallerinin kapatılması konusunu kırmızı çizgi olarak belirlemişti.

AB ve Euro Bölgesi politikası

Hararetli tartışmalar yaşanan bir başka konu da Almanya’nın Avrupa politikası oldu. Kurtarma paketi yükümlülüklerinde kayda değer bir artışa neden olabileceğini bile bile Euro Bölgesi’ni genişletmeye yönelik politikalar izlenmeye devam edilmeli mi?
FDP, Yunanistan örneğinde olduğu gibi, kendilerini mali dar boğaza sokan ülkelere kurtarma paketleri sunulmasına şiddetle karşı çıkıyor.
FDP, Euro Bölgesi bütçesi oluşturulması için çağrıda bulunan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un önerisine de katılmıyor. Buna karşın Yeşiller ise Macron’un hem Euro Bölgesi hem de AB’nin geneli için önerdiği reformlara destek veriyor.

Seçim kampanyasındaki vaatlerden ne kadarı tutulabilecek?

Kurulacak olası bir koalisyonun, vergi mükelleflerinden toplanan paranın ne kadarını harcayabileceğine dair tartışma da taraflar arasında görüş ayrılıklarına neden oldu.
„Soli“ diye adlandırılan dayanışma vergisi bunlardan biri. FDP, Almanya’nın yeniden birleşmesinin ardından eski Doğu Alman eyaletlerinde altyapı ve kalkınmanın finanse edilmesi için toplanan bu verginin 2019 yılında sonlandırılmasını istiyor. CDU/CSU ise her yıl hazineye milyarlarca euro giriş sağlayan bu verginin aşamalı olarak terk edilmesinden yana.
Yeşiller ise dayanışma vergisinin kaldırılmasına karşı çıkıyor. Parti, aksi takdirde eğitim ve dijitalleşmeye yeterli yatırımın yapılamayacağını savunuyor.
Vergi gelirinde 30 milyar euro fazla vermesi bekleniyor

Vergi gelirlerinin 30 milyar euro fazla vermesi beklenen Almanya’da, dört partinin kuracağı olası bir hükümetin bu parayı hangi projelere harcayacağı sorusu önem kazandı. Zira yapılan ön bütçe hesaplamalarına göre, partiler yeni harcamalara yaklaşık 100 milyar euro ayırmıştı.
Eğer dört partinin üzerinde uzlaştığı gibi denk bütçe politikası sürdürülmesine karar verilseydi, bu durumda bazı projelerin rafa kaldırılması gerekecekti.

Türkiye’nin AB üyelik süreci bilinmezi

Her ne kadar görüşmelerin başarısızlığa uğramasının nedenlerinden biri olmasa da Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri süreci de partiler arasında görüş ayrılığı yaşanan konulardan biriydi.
Merkel, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olmasına rağmen, üyelik müzakereleri konusunda atılan imzalara bağlı kalacaklarını çeşitli vesilelerle vurgulamıştı. CDU’nun kardeş partisi CSU ise müzakerelerin durdurulmasından yana. CSU’nun Federal Meclis’teki Parti Grubu Başkanı Alexander Dobrindt, kurulacak bir koalisyon hükümetinin „Türkiye’nin AB üyesi olamayacağı“ konusunu net bir şekilde savunması gerektiğini söylemişti.
FDP, Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin resmen sona erdirilmesini talep ederken, Yeşiller ise müzakerelerin zaten ilerlemediğine dikkat çekerek, resmen durdurulmasının yanlış bir sinyal olacağını vurguluyor.