Binali Özogul

Muharrem Orucu

Öncelikle gecikmiş bir yazı olduğunun altını çiziyorum. Bu yıl tuttuğumuz Muharrem orucu ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Muharrem ayında Alevi Kültür Merkezlerinde Alevi dedeleri tarafından 12 gün boyunca halkımıza verilmesi gereken her türlü bilgi verildi.
Yaşadığım şehirlerde değişik yörelerden gelen insanlarımız, değişik adetleri ve töreleri olsada belli bir noktada fikirlerini birleştirerek dini görevleri yerine getirdiler. Örneğin; oruç boyunca su içmeden, et yemeden, yası , matemi hissederek yaşadılar.

Muharrem ayı denince akla ne gelir sevgili okurlar? Muharrem ayı hicri takvimin birinci ayıdır. Muharrem ayında Hz.Hüseyin efendimizin şehit düşmesi nedeniyle Alevi toplumu bugüne kadar muharrem ayında oruç tutar, oruç ile birlikte yas tutar, eğlenceye katılmaz, su içmez, et yemez. Bir çok şeyden Alevi canlar uzak dururlar. Nefislerine hakim olurlar. 12. gününde ise aşure pişirirler, pişirdikleri aşureyi eşle dostla paylaşırlar. Alevi inancına göre Matem Ayı’nın 10. günü de çok önemlidir. Hazreti İmam Hüseyin bu tarihte hakka yürümüştür. Muharremin 10. gününde oruç tutmak bir yıl boyunca oruç tutmuş kadar sevap getirir.

Bazı yörelerimizde 10’unda aşure pişirilir. Bunun nedeni Nuh’un gemisinin karaya oturmasıyla pişirilen aşuredir. Muharrem’in On’un da pişirilen aşuresi mateme yasa ait değildir.

Biraz geç de olsa bu konuya değinmek istedim. Neden değinmek istediğim aşağıda vereceğim bilgilerden anlaşılacaktır.
Geleneksel olarak Berlin Büyükelçiliği tarafından düzenlenen Muharrem ayı oruç açma akşamı düzenlendi. Ben de bu akşama davetliydim. 750 km.’lik yolu hiç üşenmeden gittim. Büyükelçilik salonunda 150 davetli vardı. Almanya’nın değişik Eyaletlerinden gelen davetlilere Büyükelçimiz bir konuşma yaptı.

Konuşmasından birliğimizin , beraberliğimizin altını çizen Büyükelçimiz Ali Kemal Aydın, insanlarımızın dil, din, ırk meshep ayırmadan uzak duranları birlikte yaşamaya davet eti.

Bu önemli konuşmayı yapan Büyükelçimiz çok önemli bir konuyu gözden kaçırdı. Muharrem ayında nelere dikkat edilmeliydi ? İşte bu önemli nokta gözden kaçırılmıştı. Alevi toplumu oruç açma esnasında su içmezler. Buna rağmen misaferlere su ikram edilmişti. Ayrıca yemekler etsiz olmalıydı. Maalesef yemeklerde de et kullanılmıştı.

Davetliler arasında ise sadece yüzde 5’i Alevi inancına sahipti.

Alevi inancına mensup vatandaşlarımız nedense böyle bir organizasyonun yapıldığı konusunda kendi aralarında konuşurken ‚asimile mi edilmeye çalışılıyoruz‘ sorusunu sormuşlardır. Ben ise yaşananların bilgi eksikliğinden dolayı yaşandığına inandığımı ifade ettim. Bir sonraki etkinlikte aynı hata ve eksikliklerin tekrarlanmaması ve eksikliklerin giderilmesi gerektiğine inandığım için bu konuyu köşeme taşıdım.

Ben bölgemizde iftar yemeklerinin ne denli etkili olduğunu ve bu etkinliklere sürekli katıldığımı sizlerle paylaşmak isterim. Tecrübelerime dayanarak bundan iki yıl önce Baden Württemberg Başbakan’ı Kretschmann Ramazan ayında bir iftar yemeği vermişti. Stuttgart Başkonsolosumuz Sayın Ahmet Akıntı Beyefendi de vardı ve masalardaki şarapları görünce haklı olarak hemen orayı terk etti . Sayın BW Başbakanı kendine ders çıkarmış olmalıki bir sonraki iftar yemeğinde masalarda şarap yoktu. Bir toplumun inancına saygı duyulmalıydı. Ülkemizde değişik mezhepler vardır ve insanlarımız kendi inançları doğrultusunda eğitim alıp bu doğrultuda yaşamak istiyor. Okullarımızda din dersleri tek müfredattan veriliyor. Bu da bana göre birçok sıkıntılara yol açıyor. İleri demokrasilerde mesheplere göre din dersleri veriliyor.

Buna bir örnek verecek olursak: Almanya’da Ortadokslara ayrı, Protestanlara ayrı müfredattan din dersleri veriliyor. Ülkemiz okullarında Alevilik inancını da öğretmiş olsalar, bu sıkıntıların olmayacağına inanıyorum. Ayrıca Cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşması arzusuyla…
Saygılarımla