Nebahat Çal

Değerli okular: Modernizmin, bireyselliğin ve kadınlara getirilen ekonomik özgürlüğün etkisiyle değişen “aile” kavramına kendi bakış açımla bu yazı vesilesiyle bakmak ve sizlerin muhakemesine sunmak istiyorum.

Henüz evliliğe adım atmamış olanların merak konusu tabii ki mutlu evlilik var mı sorusu. Özellikle de çevresindeki mutsuz evlilikleri gören bekarlar, boşanmalara şahit olanlar evliliğin illa ki mutsuzluk yaratması gerektiğine dair fikirlere kapılabiliyorlar.

Son zamanlarda bir çok kişinin evlilikten soğumasına neden olan şey ”mutlu evlilik yok” düşüncesidir. Ayrıca bu düşünce sadece bekarların değil, evli çiftlerinde bir çoğunun inancı haline gelmiştir.

Hatta o kadar inanmışlardır ki ”Nasıl olsa tüm evlilikler böyle” inancıyla, evliliğindeki sorunların farkında olmalarına rağmen çözüm bulup, ilişkilerini düzeltme yollarını aramaktansa ”gittiği yere kadar gider”, ”inceldiği yerden kopar” lafları ile; maalesef hep kendilerinin hem evliliklerinin ömrünü tüketiyorlar.

Mutlu evlilik var mı sorusunun cevabı tabii ki evet var.
Lakin mutlu evlilik sıklıkla rastlanılan bir şey mi derseniz, buna o kadar da kesin bir şekilde evet diyemeyiz.

”Bir kere mükemmel evlilik diye bir şey yoktur, fakat iyi evlilik vardır.”
„İlişki varsa sorunda vardır“ sözü evlilikte uzlaşabilmenin önemini ortaya koymaktadır.
Evlenecek her bir birey kendine bu sorulari sormalı ve kendi cevabını bulmalıdır.
İkili ilişkilerde, aile hayatında sizin için önemli olan hususlar nelerdir?
Neden evleniyorum? Nasıl bir eş arıyorum? Nasıl bir yuva kurmak istiyorum?
Vazgeçemeyeceğim önceliklerim nedir, kesinlikle kabul etmeyeceğim şeyler nelerdir?
Kurulacak yuva tek kişinin çabasıyla devam etmeyeceği için eş adayında aranacak kriterler çok önemlidir.

Evliliklerde eşlerin ezberlerindeki en büyük hata “eşim benim istediğim gibi davransın, benim kurallarıma ve şartlarıma uysun” şeklinde bir düşüncedir. Bu durum da eşlerin birbirini değiştirmeye çalışmasına neden olun en büyük problemdir.
Ülkemizde kişilerin eğitimlerine, paralarına, kariyerlerine ve ailelerine verilen belki de fazla değer, o kişinin karakterinin ve dünya görüşünün önüne geçebiliyor ve bazen aslında çok başarılı bir insan olmasına rağmen dünya görüşü size uygun olmayan birisiyle evlenmenize neden olabiliyor.

Bunun yanında, artık yaşım geldi evlenmem lazım ve ya çocuk yapmam gerek ailem artik mürvetimi görmek istiyor. vs,vs… denilerek yapılan hedefe odaklı evlilikler de mutsuz evliliklerin bir diğer sebebi. Maalesef gelişigüzel kişilerle yapılan bu evliliklerin mutluluk sağlama ihtimali oldukça düşük. Muhafazakar bir kültürel yapıya sahip olan Türkiye’de, sevgili olan çiftlerin bile birbirlerini duygusal ve fiziksel anlamda tanıyabilecek imkana bilhassa büyük şehirler haricinde sahip olmamaları, maalesef tatminsizlikleri ve evlilik sonrası hayal kırıklıklarını beraberinde getiriyor.

İstatistiki veriler son yıllarda boşanmaların evlenme oranlarını aştığını gösteriyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar, ‘iyi günde kötü günde’ diyerek başladıkları evliliklerini çok daha kolay bitirebiliyor. Teknolojik gelişmeler, değişen toplumsal ihtiyaçlar ve hayat tarzları evliliklerin kısa ömürlü olmasına neden oluyor.

Günümüzde çiftlerin birçoğu uzun bir süre birlikte çiktiktan sonra evlenmeye karar veriyorlar.

Peki evlendikten sonra neler oluyorda uzun süren birliktelikler aninda bitebiliyor?
Eşler bencilce seviyor birbirlerini, sadece kendi mutluluklarını düşünüyorlar. Artik kimse kimseyi çekmek istemiyor. En ufak tartışmalarda bile saygı da sevgide bir anda bitibiliyor.
Evlilik öncesi ilişkilerinde daha çok ödüllerin olduğu bir dönem yaşadıkları için evlendiklerinde de ödüllerin aynı şekilde devam etmesini bekliyorlar. Oysa evlendikten sonra geniş ailelerin etkileri, ekonomik güçlükler, çocuk bakımının getirdiği sorumluluklar gibi bedellerle karşılaştiklarinda ise büyük bir hüsrana uğruyorlar. Evlilik öncesinde yapılan en büyük hatanın eş adaylarının birbirlerindeki sorunları net olarak görmelerine rağmen (alkol, madde ve kumar bağimliliği, şiddet, sorumsuzluk, sadakatsizlik,yalan, kiskanclik, cimirlik v.s) bunların düzelebileceğine olan inançları olduğu icin “Aşkımız her şeyin üstesinden gelir!” diyerek yapılan bu tür evliliklerin malesef hayal kırıklığı ile sonuçlandiğına şait oluyoruz.

Mutlu evliliklerin sırrı nedir diye merak ediyorsanız buna verebileceğim en kısa yanıt; mutlu bir evlilik için başlangıçta doğru bir eş seçimi, iyi bir kişisel gelişim, sorumluluk alma becerisi, uzlaşabilme yeteneği ve net sınırlar gereklidir. Yani eşler esnek bir biçimde biz içinde ben olabilmeyi başarabilirlerse, bu ritm onları evlilik boyunca canlı ve uyumlu tutar.
Mutlu evliliklerin sırları herkese göre her topluma göre değişkenlik gösterebilir ancak dünyanın her yerinde tüm ilişkilere uyan bazı “iyi geçinme kuralları” vardır. Örneğin sevgi, saygı, güven, yakınlık, mahremiyet ve cinsellik eşleri bir arada tutan, evliliği yürüten çok önemli unsurlardır. Çoğu insan sevginin bir duygu olduğunu sanır, oysa sevgi duygudan ziyade bir mevcudiyet biçimidir. Bu nedenle önemli olan ideal eşi bulmak değil, daha sevgi dolu ve gerçekçi bir insan olabilmektir. Olgun sevgi, “eşlerin birbirine dikkat, kabul, takdir, şefkat sunması” ve “kendileri olmakta özgürlük tanıması” üzerinde yükselebilir.

Evliliği sürdürmek için bazı “temel iletişim becerileri” vardır, bunlar sonradan öğrenilebilir şeylerdir. İletişim; hak vermeseniz de anlayarak dinlemek, düşünce ve duyguları suçlamadan paylaşabilmek, samimi ve dürüst olarak karşı tarafı adam yerine koymak, fikirlerine ve tercihlerine saygı duymaktır.

Mutlu bir evlilik için yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi çiftlerin çift olduklarını unutmamaları, aile büyüklerini, dostlarini, arkadasliklarini evliliklerinin disinda tutubilmeleri ve problemlerine asla ortak etmemeleri gereklidir. Sosyal yaşamlarını bir kenara atmadan birlikte güzel nitelikli vakit geçirebilmeliler ; ör. geceleri aynı anda yatağa girebilmeli her ne olursa olsun asla yataklarini ayirmamalari ve cinselliklerini canlı tutabilmek için ufak tefek hataları hoşgörü ile karşılamalılardır. Asla ceza unsuru olarak cinselliği kullanmamalı ve uzun süre küskün olmamalıdırlar ki, sevgi ve saygiyi tüketmesinler.

Bunlara ek olarak iletişimlerinin doğru ve sağlıklı gerçekleşmesi gerekir.Yani birbirini anlayabilen , birbirlerinin duygularını görebilen ve bu duyguları karşısındakine hissettirebilen zaman zaman enpati yapıp zaman zaman duyarlılıklarını gösterebilen çiftler daha çok mutlu olabilen çiftlerdir.

Adam arkadaşına sormuş:
—Evlenmiyor musun?
—Şartlarımı tutarsa olur.
—Ne istiyorsun ki?
—Güzel olsun, akıllı olsun, dindar olsun, zengin olsun, kültürlü olsun, şefkatli olsun, ciddi olsun, itaatli olsun, bir de esprili olsun.
—Öteki ama abi, demiş, birden fazla evlilik yasak artık!

Eşsiz eş arayan eşsiz kalır demişler! Unutmayın.
Zira, hiçbir insan dört dörtlük değildir! Kendimizde olmayan özellikleri bir baskasinda aramamak gerekir; aynı şeyleri yeniden yeniden yaşamamak ve aynı imtihanla yeniden sınanmamak için. Kaybetmeden önce kıymet bilmek her açıdan en akıllıca olandir.
Ayrica Weltheimat okurlarindan yeni evlilenmiş olanlara mutluluklar ve evlenecek aday arayanlara ise başarılar diliyorum…