Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkum edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar.

dostoyevski’nin demir parmaklıklar arkasındaki canları çok farklı boyutlarda resmettiği, hapishane yaşantısını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdiği müthiş romanı. kısacık olmasına rağmen Sibirya’da ki yaşamı, köylünün sınıf ayrılığına bakış açısını, toplumun suça bakış açısını, mahkumların ilginç ruh hallerini romana sığdırmayı başarmıştır dostoyevski, biz de tüm bunları şaşıra şaşıra okuruz. hepsinden de ilginci anlatıcının mahkumları çocuklarla kıyaslamasıdır, ki gerçekten de anlatılan mahkumlar en kavgacı, kaba olanlar bile çocuk saflığına sahiptirler.

Roman ilerledikçe tıpkı anlatıcı gibi bizim de mahkumlara bakış açımız değişir. veremli mahkumun vücudunda hala prangalar varken hayata veda etmesi çok koyar insana. tiyatro temsili samimiyeti ve amatör havasıyla insanın ruhunu okşar. köylü mahkumların hapishanede bile, asillerle eşit olduklarını kabul edememesi derinlemesine üzer insanı. sonuç olarak kısa ama zengin bir romandır ölüler evinden anılar. duygu yüklüdür, insan yüklüdür.

Kitapta, hapishanedeki hayatından önce insanları tanıdığını sandığını ama yanıldığını burada anladığını belirtir. Yazar, “kara halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra insanları çözümlemeye ve kendi iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar.

Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar.

Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer.