Samimiyetsizlik; günden güne, yayılan salgin bi hastalık gibi. Hayatimizda pek çok insan tanırız bazılarını tanıdıkça mutlu oluruz, bazılarını tanıdıkça nefret ederiz. Bazıları bize samimi gelirken bazılarının sahte olduğunu ya da çıkarlarına göre davrandığını düşünürüz.
Sahte insan derken daha çok yüzünde her gün maske ile dolaşan asıl kimliklerini ve niyetlerini saklayan kişilerden bahsediyorum. Bence sahte insanlar kendi kişiliklerini, prensiplerini, ideallerini -ki bunlar biçok insana bişey ifade etmiyor artık- bi kenara bırakarak çıkarları doğrultusunda ilişki kuran kisilerdir, diye bilirim.

Alışveriş yaptığınız veya ticari ilişkide bulunduğunuz hemen hemen herkeste görebileceğiniz şey sahte samimiyettir. Sahtelik alacak verecek derdinde olan insanların başvurduğu davranış türüdür. Bir nevi köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek olayı yani. Ne yazık ki hayatın her alanında bolca bulunan insan tipleridir, bunlar. Ben sade insan ile sahte insan demeyi uygun gördüm siz iyi-kötü, doğru-yanlış, olgun-olgun değil gibi istediğiniz gruba ayırabilirsiniz.

Aslinda bölyle sahte davranan kisilerin farkına varılması çok fazla uzun sürmez. Zira nabza göre şerbet veren, her yaptığınıza tamam diyen, sürekli sizi övüp, yere göğe sığdıramayan, kisilerden insan ister istemez şüphe duyar ve samimi bulmaz.

Ancak sahte insanlar kendilerini övebilmek ya da başkalarının yanında iyi görünebilmek için diğer insanları eleştirirler ya da onların kusurları ile dalga geçerler. Bu insanlar fikirlerden çok işine yarayabilecek bilgi peşindedirler. Bu yüzden diğer insanların hayatları hakkında konuşmayı tercih ederler. Sahte insan cevresindeki insanların sürekli olarak ona dikkat etmesini ona ilgi göstermesini ve kendisi gibi düşünmesini ister. Böylece çıkar ilişkisi için uygun kişileri etrafinda toplamaya çalışırlar. Bu tip insanlar hayatındaki her şeyi gösteriş malzemesi olarak kullanır kendini bile.

Peki hergün aynı cümlelerle günaydınlar, hal hatır sormalar merhabalar yıkamalar yağlamalar ile iletişimin içinde eksik olan nedir?

Samimiyet.. Gerçeklik.

Diyer yandan sahte samimiyet sözleri; canım’lar, cicim’ler, öpüyorum’lar, görüşürüz’ler, gibi aptal saptal empati kurmuş izlenimi vermeler, „başın sağolsun“lamalar, „hayırlı olsun“lar, „aa ne güzel, çok sevindim“ler, zoraki kutlamalar, yalancı mahcubiyetler, kahkahaların süslediği yapmacık tavırlar, duyarlılıkla kamufle edilmeye çalışılmış bencillikler, bahaneler vs, vs…
Haa bir de bu şekil olmayanları, sürüye uymayanları, yıkama yağlama seanslarına itibar etmeyenleri, vefasızlıkla, kadir kıymet bilmezlikle, kendini beğenmişlikle falan kategorize eder bu „sev beni seveyim seni“ciler..

Demek istediğim, gülüşü sahte olan insanın samimiyeti de, sözleri de, hisleri de sosyete pazarlarında satılan ters logolu, çakma nike eşofmanlar kadar sahtedir. Çevremizde her türden insan vardır; arsızı, hırsızı, uğursuzu, ünlüsü, göze batanı, göz çıkaranı, hem yüzlercesi, binlercesi..

Ama “ Sade insan “, o kadar azdır ki, sayıları bir elin parmaklarını geçmez… Evet, sade insandır, sıradan vatandaştır onlar. Kimse önemsemez, varlıklarının farkına bile varmaz. Onlara pasif, silik, olsa da olur, olmasa da olur gözüyle bakılır..

Peki bir bakın çevrenize, kimler popüler, kimler el üstünde? Kimler insan yerine konuluyor, kimler seviliyor? Tartışma ya da yarışma programlarına, siyasetcilere bi bakın; hep kavgacı, uyumsuz, ona buna sataşan, itip kakan, aşağılayan insanlar revaçtadır, onlar izlenir ve talep görür.

Sade insan olmak, prim yapmaz, değer görmez bizim toplumda. Onların da böyle bir derdi de yoktur zira. Oysa evde, okulda, işte, yaşamın her alanında, hoşgörüleriyle, iyi niyetleriyle, dengeyi sağlayan onlardır… Hala kendi doğrularının çizgisinden asla sapmayan, yağcılık yapmayan, güçlüye sırnaşıp yaranmak istemeyen, yürekli insanlar var bu dünyada; çok şükür.

2019 yılının ülkemize ve dünyamıza hoşgörü, huzur ve barış getirmesi temennisiyle, hem kendi adima; hemde Welt Heimat çalışanlari adına, herkese sağlık dolu, başarılı ve mutlu yıllar dilerim.”