Gerçekleşen seçimlerin ardından 14 Türkiye kökenli siyasetçi Federal Meclis aritmatiğinde yerini almış oldu. Türkiye kökenli milletvekilleri ırkçı politikalarıyla öne çıkan AfD’nin meclise girmesine nasıl bakıyorlar sorusuna cevap aradık. Basına yansıdığı kadarıyla bile çok kaygılı olduklarını gördük.

Sosyal Demokrat Parti güç kaybetmesine rağmen (SPD) 6 Türkiye kökenli Federal Meclis’e girdi. Aydan Özoğuz, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) ile Sosyal Demokratların oluşturduğu koalisyon hükümetinde Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevini yürütüyordu. Cansel Kızıltepe, Gülistan Yüksel, Mahmut Özdemir ve Metin Hakverdi ikinci kez milletvekili oldu. Elvan Korkmaz ise ilk kez seçilen milletvekilleri arasında yer aldı.

SPD’nin bakan Aydan Özoğuz

Yeşiller partisinden 5 Türkiye kökenli milletvekili seçildi. Ekin Deligöz’ün yanı sıra Yeşiller Eş Başkanı Cem Özdemir yeniden meclise girdi. Danyal Bayaz, Filiz Polat ve Canan Bayram Yeşillerden ilk kez milletvekili seçilen isimler oldu.

Yeşiller Eş Başkanı Cem Özdemir

Sol Parti’den ise 3 Türkiye kökenli aday Federal Meclis’e girmeye hak kazandı. 2005 yılından beri Federal Meclis üyesi olan Sevim Dağdelen’in yanı sıra Evrim Sommer ve Gökay Akbulut milletvekili seçildi.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hür Demokrat Parti’nin adayları Federal Meclis’e girmeyi başaramadı.

Geçen dönem Federal Meclis’te yer alan CDU’lu Cemile Giousouf ve Yeşiller partili Özcan Mutlu ise aday olmalarına rağmen seçilemedi.

AfD kaygısı büyük
Seçim sonuçlarını DW Türkçe’ye değerlendiren Türkiye kökenli milletvekilleri, sağ popülist Almanya için Alternatif’in (AfD) Federal Meclis’e girmesini kaygıyla karşıladıklarını dile getirdiler.

SPD’li Gülistan Yüksel

İkinci kez milletvekili seçilen Sosyal Demokrat Partili Cansel Kızıltepe, AfD’nin Federal Meclis’e girmesiyle “Almanya tarihinde kara bir sayfanın açıldığını” söyledi. „İkinci Dünya Savaşından sonra Naziler tekrar parlamentoda olacaklar” diyen Kızıltepe, bunu „çok acı verici” olarak nitelendirdi.
AfD’nin mecliste temsil edilmesinin Almanya’da yaşayan göçmenleri olumsuz yönde etkileyeceğine işaret eden Kızıltepe, “Alman toplumunun bölüneceğini, demokrat partilerin görevinin de toplumu bir arada tutmak olacağını” belirtti.

1998 yılından beri Federal Meclis üyesi olan Yeşiller partili Ekin Deligöz, Avrupa’da ve dünyada sağ popülizmin yükseldiği göz önünde bulundurulunca, Almanya’da da AfD’nin Federal Meclis’e girmesinin „şaşırtıcı olmadığını” vurguladı. „Almanya’nın geçmişi ve ülkede demokrasiyi savunmak için yürütülen yüzlerce proje düşünüldüğünde, Almanya’da sağın bu kadar güçlü olması biraz korkutucu” diyen Deligöz, bu durumun „entegrasyon ve birlikte yaşam için gösterilen çabaları geriye götüreceğini” kaydetti.

Yeşiller’den Ekin Deligöz
AfD ile aynı çatı altında
Göçmenlere ve Müslümanlara karşı söylemleriyle dikkati çeken AfD üyeleriyle, Federal Meclis’teki genel kurul ve komisyon çalışmalarında bir araya gelecek olmak da Türkiye kökenli milletvekilleri arasında rahatsızlık yaratıyor.

Sosyal Demokrat Partili Cansel Kızıltepe, „seçim kampanyası döneminde AfD’lilerin olumsuz tepkisiyle karşılaştığını” ve bunun „güzel bir his olmadığını” belirtti. Kızıltepe, AfD’li üyelere yönelik olarak izleyeceği tutumu „Parlamentoda yanyana oturacağız, komisyonlarda üye olacaklar, herhalde hiç bakmadan geçeceğim yanlarından” sözleriyle dile getirdi.

‘’Düşmanla karşılaşmak hiç bir zaman kolay değil’’
Yeşiller partili Ekin Deligöz AfD’li üyelerle aynı ortamda çalışacak olmalarına ilişkin olarak „Tabii ki düşmanla karşılaşmak hiç bir zaman kolay değil” şeklinde konuştu. Ama yine de AfD ile aynı masaya oturmak zorunda kalacaklarını söyleyen Ekin Deligöz, ancak daha önceden olduğu gibi çalışmalarına devam edeceklerini belirtti.

Federal Meclis’e ilk kez seçilen Sol Partili Evrim Sommer ise AfD’nin parlamentoda dışlanmasının çözüm olmayacağı görüşünü savundu. AfD’nin görüşlerine karşı argüman geliştirmenin önemli olduğunu vurgulayan Sommer, „Bu argümanları getirdiğimiz zaman bence onların gerçek yüzünü ortaya koyacağız” dedi.

Sol Parti’den Evrim Sommer

Alman toplumunun merkezinde ırkçılık ve yabancı düşmanlığının arttığına işaret eden Evrim Sommer, bunun nedenlerini analiz edip, parlamentoda bir strateji geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Sommer, ancak demokratik partiler arasında bu konuda henüz ortak bir fikir oluşmadığına işaret etti.

Türkiye ile ilişkiler
Türkiye kökenli milletvekilleri, Federal Meclis’te maliye, eğitim ve sosyal politikalar gibi farklı alanlarda çalışsalar da, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkileri de yakından takip ediyorlar.

Sol Parti’den Sevim Dağdelen

Artık muhalefette olmayı tercih eden Sosyal Demokrat Parti’den milletvekili Kızıltepe, Hristiyan Birlik, Yeşiller ve Hür Demokratlardan oluşan Jamaika koalisyonu kurulması halinde, „durumun nasıl olacağının Türkiye’ye bağlı olacağı” görüşünü savundu. Kızıltepe, Almanya’daki demokratik partilerin Türkiye’deki gelişmeleri iyi görmediğini vurguladı.
Sol Partili Evrim Sommer Ankara ile Berlin arasında seçimler öncesinde artan gerginlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın boykot çağrısının etkili olduğunu ifade etti. Bu çağrıyı „yanlış” olarak nitelendiren Sommer, Sosyal Demokratların ve Hristiyan Demokratların tutumunu da eleştirdiğini ifade etti. Türkiye’ye Avrupa Birliği kapısının kapatılmaması gerektiğini belirten Sommer, Türkiye’de muhalif kesimin desteklenmesi için bir kapının açık tutulması gerektiğini dile getirdi.

Sosyal Demokratların lideri Martin Schulz, seçimler öncesinde Başbakan seçilmesi halinde Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü müzakereleri keseceğini açıklamıştı. Başbakan Merkel ise Türkiye’ye yönelik tutumunu sertleştirerek, Türkiye ile müzakerelerin durdurulması seçeneğini Ekim ayında yapılacak Avrupa Birliği zirvesinde gündeme getireceğini ifade etmişti.

Sommer, Türkiye’ye Avrupa Birliği kapısının kapatılmaması gerektiği görüşüyle partisinden farklı bir duruş sergiliyor. Sol Parti, Türkiye’nin otoriterleştiğini savunarak müzakarelere son verilmesini istiyor. Sommer, „bu şahsi görüşünün partisinde kabul edilmesi için mücadele edeceğini“ söyledi.