Binali Özoğul

Bu yıl geleneksel olan dünya kupası Rusya’da oynanacak ve biz alışılmışın dışına çıkmadık. Bu yıl da yine yerimizi tirübünde aldık ya da alacağız, biz niçin yeşil sahalarda değil de tirübündeyiz hiç bunu araştırdınız mı? Hiç bunu düşündük mü? Kulüplerimiz, bünyesinde 14 yabancı futbolcu bulundurabiliyor. İlk 11’de 11 yabancı futbolcu ile sahaya çıkma meyilli olan kulüplerimiz Türk futbolcularımız iyi de olsa maalesef tercih etmiyor. Yabancı futbolcularla yollarına devam etmeyi tercih ediyorlar. Kulüplerimiz seyirci potansiyelini yükseltmek için, yaşlarının ileri olmasına bakmadan ünlü yabancı futbolcuları Türkiye’ye getirip oynatmayı tercih ediyorlar. Yani tirübüne oynuyorlar!

Bunun örneklerini geçmişe baktığımız zaman gördük. Çok ünlü futbolcular fazla bir şey yapmadan ilk 11’de yer aldı. Aldı da ne oldu bilen yok! Ayrıca futbolumuzun maalesef değişik bir biçim aldığını görüyoruz. Ülkemizde belediyelerin işi şehrin sorunlarıyla ilgilenmek olsa da, onlar futbol kulübü kurarak, gücünü devletten alıp halkın hizmetine sunulması gereken paraları yabancı futbolculara vererek kurdukları kulüpleri güçlendiriyorlar. Bu belediyeler kurdukları futbol kulüplerinde yabancı futbolcu oynatarak bizim çocuklarımızın ilerlemesini engelleyen bir işlev görüyorlar. Olayın asıl can alıcı yanı burasıdır!

Ayrıca ülkemizde futbola fazla önem verilmiyor, yeşil sahalarda seyirci potansiyeli maalesef çok düşük. Elbette bunun birçok sebebi var. Bunlardan en önemlisi; ülkemizde futbol okullarının olmaması ve futbolun birlik, beraberlik ve dayanışma ruhundan uzaklaştırılarak tamamen maddi bir olaya dönüştürülmesidir.

Geçtiğimiz günlerde Almanya’da oynanan ikinci lig maçına gittim. Sahada 60 bin seyirci vardı. Şimdi soruyorum değerli okurlarımız, acaba bizim en önemli kulüplerimizin maçlarına kaç kişi geliyor? Almanya’da her mahallenin spor tesisleri var. Tesisler derken futbol sahası, antrenman sahası, tenis oynama sahası, voleybol, basketbol, bunlara kapalı salon yüzme havuzları, açık yüzme havuzları da eklenince siz düşünün durumun vehametini. Yanlış okumadınız evet her mahallenin benzer spor tesisleri var. Şimdi soruyorum: İstanbul gibi metropol olan kentin kaç mahallesinin profesyonel spor tesisi var?

Almanya milli takımında Türk gençleri oynuyor ve Alman milli takımına onlarca Türk genci aday. Avrupa’da yüzlerce Türk genci ünlü kulüplerde futbol oynuyor. Aslen Türk olup kimliklerinde Alman yazan Türk gençleri Almanya’da doğduğu için mi başarılıdır? Yoksa Türkiye’de doğduğu için mi başarısızdır? Evet biz nerede hata yapıyoruz? Niçin gençlerimiz Alman kimliği ile yeşil sahalardan futbol oynamayı tercih ediyor? Biz nerede hata yapıyoruz? Gururu, kibiri bir tarafa bırakıp bunu bulmak ve gerekeni yapmak zorundayız!

Alman Futbol Federasyonu’nun 26 bin futbol kulübü var. Ve bu kulüplere toplamında 6.600.000 kişi üye 100 kişiden 5.5 kişi bir futbol kulübüne üye. Türkiye’ye baktığımızda ülkemizde toplamında 7111 futbol kulübü var. Fakat devlet tarafında oynatılan futbol kulübü sayısı maalesef sadece 108 kulüpten oluşmaktadır. Almanya nüfusuyla Türkiye nüfusunu kıyasladığımız zaman aradaki fark fazla olmamasına rağmen Almanya’da kulüp sayısı 26 bin. Aktif futbol oynayan kulüp sayısı evet yanlış duymuyorsunuz aktif kulüp sayısı 26.000… Ülkemizde var olan kulüp sayısı 7111, aktif kulüp sayısı 108 işte fark burada alt yapısı olmayan bir ülkede maalesef futbolcu da yetiştiremiyoruz. Almanya tarihinde üç kez Avrupa kupasını dört kez de dünya kupasını müzesine götürürken, Türkiye kupa almayı boşverelim iki kez dünya kupası oynamış, üç kez de Avrupa kupasına katılmıştır.

Anlayabiliyor muyuz aramızdaki eğitim farkını?
Türkiye’de Spor Bakanlığı var. Bakanlığa ayrılan milyonlarca bütçe var. Artı yine ülkemizde futbol federasyonu var. Futbol federasyonuna da milyonlarca lira para aktarılıyor, bu paralar nasıl ve nerden harcanılıyor? Neden alt yapısı güçlü kulüpler oluşturulmuyor? Türk gençlerinin başarılı olması için Ülkemizde ne gibi çalışma yapıyor bu kurumlar?

Bu yalnız futbolla sınırlı değil diğer spor dallarında da maalesef ülkemiz çok geride. Örneğin; ata sporumuz olan güreş, bir zamanlar dünyada destan yazdığını hepimiz biliyoruz. Günümüzde ise maalesef ata sporumuz olan güreştende bir ses çıkmıyor.
Bir başka örnek ise Almanya’da yetişen Türk boksörleri. Almanya’da yaşayan Türk boksörleri evet yanlış duymuyorsunuz destan yazıyorlar. Peki Türkiye’de yetişen Türk gençleri ne için aynı başarıyı elde edemiyorlar? Bu durumda federesyonumuzun ve Spor Bakanlığı’mızın kasketini önüne koyup düşünmesi gerekmiyor mu? Bizlerin gördüğü bu gerçeği onlar göremiyor mu? Gördükleri kesin! Peki neden halâ eski tas eski hamam misali olup bitene seyirci kalıyorlar?
Her neyse, bekle bizi Moskova!