Dr. Şevket Dalboy – Siyaset ve Sosyal Bilimler Uzmanı, Gazeteci / İGÜ

Bu ülkede tonlarca uyuşturucu dolaşıyor, milyonlarca insan etkileniyor; insan sormadan edemiyor: Devlet bunu nasıl görmez?

15 milyon insan… Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu (WFAD) verilerine göre, Türkiye’de madde bağımlısı sayısı 2025’te bu rakama yaklaşıyor.
Ölmüyor belki hepsi, ama hayatları her gün biraz daha parçalanıyor.
Kimi sokakta, kimi evinde, kimi okul çağında, kimi baba olmuş, anne olmuş…
Zehir herkesin kapısını çalıyor.

Uyuşturucu kullanım yaşı artık 12’lere kadar düşmüş durumda.
Bu zehrin oluşturduğu karanlık ağ, sadece bağımlılık getirmiyor; gençleri hayatlarının en karanlık köşelerine sürüklüyor.
Kız çocukları fuhşa zorlanıyor, erkekler tetikçiliğe itilerek karanlık işlerin parçası oluyor.
Ve tüm bunlar olurken, gözler yine yollarda, mahkemelerde ve gazetelerde… ama gerçek sorular cevapsız: Bu zehri kim getiriyor, kim dağıtıyor?

Yıllardır bu konuyu yazıp, araştırıp ve mücadele ettiğim için bu tabloya şaşırmadım.
Ama öfkem daha da arttı.

Nasıl olabilir? Nasıl!!!
Hangi ahlakla açıklayabiliriz çocuklarımızın zehirlenmesini izlemeyi?

Haberlerin tamamı bu tür olaylarla dolu.
Sürekli bir kaos, sürekli bir kavga, sürekli bir çatışma ortamı…
Şike, kara para, yasadışı bahis…
Sonu gelmeyen bir suç sarmalının içinde yaşamaya çalışan masum insanlar ve dahası.

Cambaza bak politikasından vazgeçin.
Halkın zehirlenmesini derhal önleyin.

Nereye gidiyoruz?

Devlet bunu biliyor.
Rakamları biliyor, mahalleleri biliyor, hangi yaşta başladıklarını biliyor.
Operasyonlar yapıyor.
Gemilerde tonlarca zehir yakalıyor.
Sokakta torbacıyı yakalıyor.
Bazen bir ünlü çıkıyor, bazen bir avukat, bazen bir hâkim…
Manşetler atılıyor: “Büyük operasyon!”

Ama sonra tuhaf bir şey oluyor.
Hep aynı soru cevapsız kalıyor:

Bu zehir kimin?

Bu kadar mal tek başına mı geliyor?
Bu kadar para tek sokak satıcısında mı?
Bu kadar lojistik, bu kadar koruma, bu kadar sessizlik tesadüf mü?

Devlet her şeyi görüyor ama zirveyi göremiyor.
Zincirin en alt halkasını koparıyor,
ama zinciri tutan eli hiç göstermiyor.

Bir gün biri soruyor:
“Bu ülkenin baronu kim?” Sessizlik…

Bir başkası soruyor:
“Bu zehir kimin izniyle bu topraklara giriyor?”

Yine sessizlik…

Önü alınamaz gibi görünen bu ilişkiler ağıyla, milyonlarca insan her gün uyuşturucuya bulaşıyor. Peki neredesiniz siz, milliyetçiler? Peki neredesiniz siz, gerçek vatanseverler? Halkınız zehirleniyor ve siz sessiz kalıyorsunuz.

Artık susmak yok. Artık görmezden gelmek yok. Bu ülkenin sokaklarında akan bu zehir, sadece gençlerimizi değil, geleceğimizi de yavaş yavaş yok ediyor.

Unutmayın, gözlerinizi kaparsanız, ölüm sessizce çoğalır.
Ve unutmayın: Bu sadece bir sağlık sorunu değil; aynı zamanda toplumsal adaletin ve devletin koruyucu rolünün ne kadar hayati olduğunu gösteren bir işarettir. (Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu, 2025)

Görsel, yapay zeka desteğiyle oluşturulmuştur. © Welt Heimat Gazetesi