Münih, Berlin ve Avusturya’da meydana gelen saldırılar, Avrupa’da güvenlik endişelerini artırırken, seçimler öncesi ırkçılığı körükleyerek AfD’nin oylarını yükseltme çabalarının bir parçası olabilir mi?

Şevket Dalboy

Son günlerde Almanya ve Avusturya’da meydana gelen şiddet olayları, kamuoyunda derin endişe yaratırken, bu saldırıların özellikle seçim sürecinde ırkçı söylemleri güçlendirmeye yönelik olabileceğine dair ciddi şüpheler bulunuyor.

Münih: Anne ve Çocuğunun Hayatını Kaybettiği Saldırı

Almanya’nın Münih kentinde sendika Verdi’nin düzenlediği bir gösteriye yönelik saldırıda 37 yaşındaki bir anne ve iki yaşındaki çocuğu hayatını kaybetti. 24 yaşındaki Afgan zanlı, aracını göstericilerin üzerine sürerek en az 39 kişiyi yaraladı. Yetkililer saldırının “İslamcı” bir motivasyona sahip olabileceğini değerlendirirken, Almanya Başbakanı Olaf Scholz, suçluların en ağır cezaları alması gerektiğini ve sınır dışı edilmeleri gerektiğini vurguladı. Olay, Almanya’nın iç güvenliğini tehdit eden bir saldırı olarak değerlendirildi ve soruşturma Federal Savcılık tarafından devralındı.

Berlin’de Bir Aktöre Bıçaklı Saldırı

Berlin’de ise aktör Samir Salim, bir otobüste agresif bir saldırganı dışarı çıkarmak isterken bıçaklandı. Saldırganın önce olay yerinden uzaklaştığı, ancak kısa bir süre sonra bıçakla geri dönerek Salim’i dizinden yaraladığı bildirildi. Saldırganın kaçtığı, polis ekiplerinin ise olayla ilgili soruşturma başlattığı belirtildi. Olay, başkentte artan güvenlik sorunlarını ve şiddet olaylarını yeniden gündeme getirdi.

Avusturya’da Suriyeli Saldırganın Rastgele Bıçaklı Saldırısı

Almanya’daki olaylardan yalnızca iki gün sonra Avusturya’nın Villach kasabasında bir Suriyeli sığınmacı yoldan geçenlere rastgele bıçakla saldırdı. Saldırıda 14 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti, dört kişi de yaralandı. Olay yerine yakın bir görgü tanığının saldırgana arabayla çarptığı, ardından saldırganın polis tarafından yakalandığı açıklandı.

Seçimler Öncesi Irkçılığı ve AfD’nin Oylarını Güçlendirmeyi Amaçlayan Provokasyonlar mı?

Bu saldırıların birbirine yakın tarihlerde gerçekleşmesi ve özellikle Münih saldırısının hemen ardından Avusturya’da benzer bir olayın yaşanması, seçimler öncesi toplumda korku ve öfkeyi artırmaya yönelik organize provokasyon ihtimalini güçlendiriyor. Özellikle Almanya’da aşırı sağcı AfD’nin göçmen karşıtı söylemlerle oylarını artırdığı göz önünde bulundurulduğunda, bu tür olayların ırkçı politikaları güçlendirmek, kamuoyunu manipüle etmek ve Almanya’daki göçmen karşıtı dalgayı beslemek amacıyla özellikle sahnelenmiş olabileceği değerlendiriliyor.

Almanya’da ırkçı saldırılar ve güvenlik kaygıları, ırkçı partilerin yükselişine zemin hazırlıyor. Toplumun korku ve güvensizlik ortamına sürüklenmesi, AfD ve benzeri aşırı sağ partilerin lehine bir atmosfer yaratıyor. Bu nedenle, bu olayların detaylı bir şekilde araştırılması ve yalnızca bireysel şiddet olayları olarak değil, seçim süreçlerine müdahale eden daha geniş bir provokasyon stratejisinin parçası olup olmadığının sorgulanması gerekmektedir.