Şevket Dalboy Yazdı: Ağır Sessizlik!!!

Umut Davası’nda “Ağır” Sessizlik: Tanık Mehmet Ağar “Adresinde Bulunamadı”

Hangi taşı kaldırsan altından Ağar çıkıyor. Ama ne tuhaftır, adrese bir türlü ulaşılamıyor.

Faili meçhul cinayetlerin en karanlık yıllarını kapsayan “Umut Davası”nın tanıklarından biri olması kararlaştırılan Mehmet Ağar’a yapılan tebligat, “adresinde bulunamadığı” gerekçesiyle iade edildi. Bu gelişme, yalnızca adli sürecin değil, hafızaların da derin dehlizlerinde gezinen “karanlıkta kalmış yılların” üzerindeki sis perdesini yeniden araladı.

1993 yılında bombalı suikast sonucu öldürülen gazeteci Uğur Mumcu’nun da aralarında bulunduğu 22 faili meçhul cinayetin yargılandığı davada, bir sonraki duruşma 12 Mayıs Pazartesi günü Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak. Ancak mahkemenin tanık olarak dinlenmesine karar verdiği dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın “bulunamaması”, akıllara eski bir cümleyi getiriyor:

“Bir tuğla çekin, duvar yıkılsın.”

Ama belli ki o duvar hâlâ sağlam, tuğla hâlâ yerinde.

Ağar’a Zorla Getirme Kararı Mı Gelecek?

Mumcu ailesinin avukatı Turgut Kazan’ın talebiyle tanık olarak dinlenmesine karar verilen Ağar’a yapılan tebligatlar “adresinde bulunamadı” notuyla geri döndü. Bu nedenle Ağar’ın 12 Mayıs’taki duruşmaya katılması beklenmiyor. Ancak mahkeme dilerse bir önceki Susurluk davasında olduğu gibi “zorla getirme” kararı çıkarabilir.

Turgut Kazan’ın önceki duruşmalarda dile getirdiği gibi, 1993-1996 yılları arasında gerçekleşen çok sayıda faili meçhul cinayette Mehmet Ağar’ın kritik bir pozisyonda olduğu ifade ediliyor.

Dönemin Emniyet Genel Müdürü sıfatıyla Uğur Mumcu’nun evine taziye ziyaretinde bulunan Ağar, Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’ya “Bir duvar örülüyor sanki” demiş, Güldal Mumcu’nun “Bir tuğla çekin, duvar yıkılsın” cevabına karşılık, “Tuğlayı çekemem” yanıtını vermişti.

Bu duvarın harcı neyle karıldıysa, adalet yıllardır o duvarı aşamıyor.

22 Kayıp Can, 32 Yıllık Sis

Umut Davası, 2000 yılında Hizbullah’a ait bir evde ele geçirilen bilgi ve belgelerle yeniden gündeme geldi. Açılan dava, Tevhid Selam Kudüs Ordusu ve İslami Hareket örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen sanıklar üzerine kurulu.

Mumcu’nun aracına bombayı koyduğu iddia edilen firari Oğuz Demir ise hâlâ yakalanamadı. Hakkında yıllardır “kaçtı, saklandı, korundu” iddiaları dolaşıyor.

Bu dava sadece bir adalet arayışı değil; bu toprakların hafızasını diri tutma çabasıdır. Her dava dosyasında unutulmuş bir isim, her satır arasında gizlenmiş bir çığlık var.

Barikatlar Değil, Duvarlar Konuşuyor

Mehmet Ağar’ın adresinde bulunamaması, yalnızca fiziki bir eksiklik değil. Bu durum, yıllardır süren adalet mücadelesinin simgesine dönüşen bir suskunluğu temsil ediyor.
Adaletin ulaşamadığı adresler, halkın vicdanında artık kayıttadır.