Dr. Şevket Dalboy
Siyaset ve Sosyal Bilimci / Gazeteci / (İGÜ)

Bazen bir ülkenin hafızası takvimlerle değil, acılarla ölçülür.
Almanya için 19 Şubat 2020 de böyle bir tarihti. Hanau saldırısı yaşandığında insanlar sadece dokuz gencin hayatını kaybettiğini konuşmadı; aslında herkes aynı soruyu sordu: “Bu burada nasıl oldu?”

O gün Almanya kendisini ilk kez dışarıdan değil, içeriden korkutan bir gerçekle karşılaştı. Çünkü saldırgan başka bir ülkeden gelmemişti, sınırı geçmemişti, gizli bir örgütün gönderdiği biri değildi. O, bu toplumun içinden çıkmış biriydi. Ve bu yüzden mesele yalnızca bir cinayet değildi; bir aynaydı.

Aradan yıllar geçti. Meydanlarda mumlar yakıldı, siyasetçiler konuşmalar yaptı, televizyonlarda belgeseller yayınlandı. “Bir daha asla” cümlesi defalarca tekrarlandı. Ama bugün sokakta konuştuğunuz birçok insan hâlâ aynı şeyi söylüyor:
Bir şeyler değişti mi gerçekten?

Sorun sadece saldırgan değil

Her saldırıdan sonra tanıdık bir açıklama gelir: “Yalnız kurt.”
Bu ifade aslında toplumun kendisini rahatlatma biçimidir. Çünkü eğer sorun tek bir kişiyse, toplum masum kalır. Devlet de rahatlar, siyaset de rahatlar.

Fakat gerçek hayatta şiddet boşlukta doğmaz. Bir insan sabah uyanıp bir anda ırkçı bir katliam yapmaya karar vermez. Öncesinde okudukları, dinledikleri, gördükleri ve en önemlisi meşru saydıkları vardır.
İşte yüzleşme tam burada başlar.

Sorun silahı çeken parmak değil sadece,
o parmağın kendini haklı hissettiği atmosferdir.

Siyasetin dili değiştiğinde toplum da değişir

Bugün Almanya’da Alternative für Deutschland (AfD) artık küçük bir protesto hareketi değil. Parlamentoda, eyaletlerde ve televizyon tartışmalarında güçlü bir siyasi aktör. Bu tek başına bir suçlama değil; fakat önemli bir işarettir.

Çünkü siyaset yalnızca kanun yapmaz, duygu üretir.
Siyasette kullanılan kelimeler zamanla insanların birbirine bakışını belirler.

Bir süre sonra şu cümleler sıradanlaşır:

  • “Bunlar bize ait değil”
  • “Kültürümüz tehdit altında”
  • “Onlar ve biz”

Ve toplum fark etmeden ikiye bölünür. İşte tam bu noktada şiddet doğmaz ama şiddetin psikolojik zemini oluşur.

Devlet ne görüyor, neyi kaçırıyor?

Alman iç istihbaratı Bundesamt für Verfassungsschutz uzun zamandır aşırı sağın büyüyen tehdit olduğunu söylüyor. Raporlar yazılıyor, uyarılar yapılıyor. Fakat toplumun algısı başka bir şey anlatıyor.

Bir olay olduğunda polis hızla harekete geçiyor, soruşturmalar açılıyor. Ama saldırılar gerçekleşmeden önce o iklimi değiştirmek çok daha zor bir iş. Çünkü bu güvenlik değil, siyaset ve toplum meselesi.

Ve burada asıl problem ortaya çıkıyor:
Devlet çoğu zaman saldırıyı önlemeye çalışıyor, fakat saldırıyı mümkün kılan ortamla yeterince mücadele edemiyor.

Göçmenlerin hissettiği şey korkudan farklı

Hanau’dan sonra Almanya’daki birçok göçmen ilk kez şu duyguyu tarif etti: korku değil, belirsizlik.

Korku, geçici bir histir. Bir olay olur ve geçer.
Belirsizlik ise kalıcıdır. İnsanlar şu soruyu sormaya başlar:
“Bu toplumun gerçekten parçası mıyım?”

Demokrasi yalnızca oy vermek değildir. Demokrasi, bir insanın gece eve dönerken kendini bu ülkenin eşit vatandaşı hissetmesidir. Eğer bu duygu zayıflarsa güvenlik politikaları tek başına yeterli olmaz.

Neden gerçek yüzleşme zor?

Çünkü yüzleşmek, hatayı kabul etmeyi gerektirir.
Ve hiçbir toplum kendi hikâyesini değiştirmeyi kolay kabul etmez.

Almanya yıllardır kendisini “tarihiyle hesaplaşmış ülke” olarak anlatıyor. Bu anlatı büyük ölçüde doğru. Fakat yeni kuşak aşırı sağ, geçmişteki gibi üniformalarla değil; sosyal medya, popülizm ve kimlik siyasetiyle ortaya çıkıyor. Bu yüzden tehlikeyi görmek daha zor, kabul etmek daha da zor.

Asıl mesele

Hanau’nun altıncı yılında mesele artık yalnızca güvenlik değil.
Asıl soru şu:

Almanya aşırı sağla mücadele ediyor mu,
yoksa onun toplum içindeki varlığına yavaş yavaş alışıyor mu?

Anma törenleri önemlidir; çünkü hafızayı korur.
Ama gerçek yüzleşme, insanların sadece ölümü değil nedeni de konuşmasıyla başlar.

Hanau bize şunu hatırlattı:
Bir toplum, saldırıdan sonra değil — saldırıyı mümkün kılan şartları değiştirdiğinde ders almış olur.