Trump yönetimi, ABD’ye vize başvurusunda bulunan ve geçmişte Filistin topraklarında bulunmuş kişilere yönelik yeni bir uygulamayı yürürlüğe soktu.
Dış temsilciliklere gönderilen yazılı talimata göre, Gazze Şeridi’ne 2007 sonrası gitmiş herkesin sosyal medya hesapları ayrıntılı şekilde incelenecek.
Reuters’ın ulaştığı belgeye göre, 17 Nisan tarihli ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio imzalı yazıda, göçmen ya da geçici vize başvurusu yapan bireylerin, özellikle Filistin bölgelerinde görev yapmış, sivil toplum kuruluşlarında yer almış veya diplomatik nedenlerle bulunmuş kişilerin geçmiş paylaşımları mercek altına alınacak.
“Sosyal medya incelemesi sonucunda güvenlik açısından sakıncalı içerikler tespit edilirse, güvenlik tavsiye görüşü zorunludur.” — ABD Dışişleri Bakanlığı iç yazışmasından
ABD yetkilileri, bu uygulamanın “yüksek ulusal güvenlik standartlarını sağlamak” amacıyla yapıldığını savunuyor. Ancak uzmanlar ve insan hakları savunucuları, ifade özgürlüğüne açık bir müdahale olduğu gerekçesiyle uygulamayı sert şekilde eleştiriyor.
Rümeysa Öztürk Örneği: Gazze Yazısı Sınır Dışı Gerekçesi Oldu
Tufts Üniversitesi’nde öğrenim gören Rümeysa Öztürk, Gazze’ye destek veren bir yazıda imzası bulunduğu gerekçesiyle sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldı. İsrail ürünlerine boykot çağrısı içeren yazının ardından hakkında işlem başlatılan Öztürk, bu uygulamanın en dikkat çeken örneklerinden biri oldu.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise konuya dair yöneltilen bir soruya, “Bu delilerden birini her bulduğumda vizesini elinden alıyorum” diyerek, vize iptallerinin süreceğinin sinyalini verdi.
Yasa Ne Diyor?
ABD Anayasası, ülkede yaşayan herkesin -göçmenler dahil- ifade özgürlüğünü güvence altına alıyor. Ancak Trump yönetimi, Filistin’e destek veren veya İsrail politikalarını eleştiren yabancı öğrencileri ABD’nin dış politikası açısından “tehdit” olarak nitelendirerek, bu kişilerin vizelerini iptal edebiliyor veya ülkeye girişlerini engelleyebiliyor.
Uygulama Yaygınlaşır mı?
Yeni talimat, yalnızca Trump yönetimiyle sınırlı kalmayabilir. ABD’de iç ve dış güvenlik endişelerinin sürekli gündemde olduğu bir dönemde, bu tür politikaların daha sistematik ve kalıcı hale gelme riski bulunuyor.


































