Dr. Şevlet Dalboy – Siyaset Bilimci, Sosyal Bilimci, Gazeteci-Yazar
Berlin’de son dönemde art arda yaşanan silahlı saldırılar, iş yerlerinin kurşunlanması, tehditler ve organize suç iddiaları, yalnızca adli bir mesele olarak görülemez. Ortada daha derin bir toplumsal ve siyasal sorun vardır: Devlet otoritesinin bazı alanlarda suç ağları karşısında ne kadar etkili olduğu sorusu.
Yıllar önce Almanya’da suç örgütleri daha gizli hareket eder, şiddeti açıkça sergilemekten kaçınırdı. Bugün ise bazı yapılanmaların sokaklarda silah kullanmaktan, mekan kurşunlamaktan, tehdit etmekten ve korku iklimi oluşturmaktan çekinmediği görülüyor.
Bu değişim, sadece suçun biçiminin değişmesi değildir. Aynı zamanda suç örgütlerinin kendilerine daha fazla alan bulabildiğinin göstergesidir.
Berlin’de yürütülen soruşturmalar kapsamında çok sayıda silahın ele geçirilmesi, onlarca tutuklama kararının verilmesi ve yüzlerce dosyanın incelenmesi, meselenin birkaç kişiden ibaret olmadığını ortaya koymaktadır. Karşımızda, ekonomik çıkar, yasa dışı ticaret ve güç mücadelesi üzerinden hareket eden karmaşık ağlar olduğu değerlendirilmektedir.
Koruma parası adı altında işletmelere baskı kurulması, uyuşturucu ve silah ticareti iddiaları, saldırıların planlı şekilde gerçekleştirilmesi; yalnızca mağdurları değil, toplumun hukuk güvenini de hedef almaktadır.
Bir hukuk devletinde hiçbir grup, hiçbir yapı ve hiçbir suç ağı kendisini devletin üzerinde göremez. Eğer suç örgütleri zaman içinde cesaret kazanıyor, şiddeti daha açık kullanabiliyor ve toplumda korku oluşturabiliyorsa, burada yalnızca suçluların değil, sistemin mücadele kapasitesinin de sorgulanması gerekir.
Almanya gibi güçlü kurumlara sahip bir ülkede temel mesele, olay olduktan sonra müdahale etmek değil; suç ağlarının büyümeden engellenmesini sağlamaktır. Bunun için istihbarat, emniyet, yargı ve sosyal politikaların birlikte hareket etmesi gerekir.
Berlin’de yaşananlar bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Organize suç sadece sokakta işlenen bir suç değildir. Aynı zamanda toplum düzenini, ekonomik güveni ve devletin meşruiyetini etkileyen siyasi ve sosyal bir meseledir.
Devletin görevi açıktır: Vatandaşın güvenliğini sağlamak, suç örgütlerine karşı kararlı olmak ve hiçbir yapının korku yoluyla toplum üzerinde hakimiyet kurmasına izin vermemektir. Çünkü bir ülkede güvenlik zayıflarsa, sadece insanlar değil, devlet otoritesi de zarar görür.


































