Dr. Şevket Dalboy
Gazze, tarihinin en karanlık günlerinden birini yaşıyor. İsrail’in kent merkezine yönelik kara harekât hazırlıkları sürerken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres bir kez daha uyarılarda bulundu. Guterres, sosyal medyada yaptığı açıklamada “Yüz binlerce sivil bir kez daha kaçmak zorunda kalacak. Bu, son bulmalı” dedi ve askerî çözümün kalıcı barış getiremeyeceğini vurguladı.
Guterres, Gazze’deki can kaybı ve yıkımın “son dönemde eşi benzeri olmadığını” belirterek, bölgede yaşananların uluslararası hukuk açısından ciddi ihlaller oluşturabileceğini söyledi. Ayrıca, Hamas’ın elindeki rehinelerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Ancak Gazze’de yaşanan felaket, BM’nin yalnızca uyarıyla yetindiğini gözler önüne seriyor. İsrail, yaklaşık bir milyon kişinin yaşadığı Gazze kentini ele geçirme planlarını sürdürüyor. Tahliye edilen sivillerin yönlendirileceği güneyde ise koşullar zaten felaket boyutunda. Gıda, su ve temel ihtiyaçlar hâlâ yetersiz; binlerce insan açlıkla ve insani krizle baş başa.
Dünya Gıda Programı (WFP) icra direktörü Cindy McCain, Gazze’ye yaptığı ziyaretin ardından “Buradaki açlık apaçık ortada. Anne ve çocuklar bizzat açlıkla yüzleşiyor” dedi. McCain, İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşmede insani yardımın artırılması konusunda anlaştığını söyledi, ancak bu girişimler hâlâ sınırlı kalıyor. Netanyahu ise bölgede kıtlık yaşanmadığını iddia ederek açlık haberlerini “Hamas propagandası” olarak niteliyor.
BM’nin açıklamaları ve uyarıları, pratikteki etkisizliğiyle çelişiyor. Tarihin en acımasız katliamlarından biri yaşanırken, uluslararası toplumun tepkisi sınırlı; BM ise İsrail ve ABD’nin gölgesinden çıkamıyor. Söylemler büyük, eylemler yetersiz. Mazlumların yanında durmak yerine, bir kez daha “uyarınca” yetiniliyor.
Gazze’de insanlık, yalnızca BM’nin sözleriyle korunamaz. Sahada yaşanan kriz, acil ve somut insani müdahalelerin gerekliliğini gözler önüne seriyor.



































