”Nükleer saldırılara sessiz kalan dünya, adaletsizliği ve tehlikeyi büyütüyor; bölge ülkeleri ve halklar, risk karşısında uyanmalı ve seslerini yükseltmelidir”
Dr. Şevket Dalboy
Siyaset ve Sosyal Bilimci – Gazeteci (İGÜ)

İran’daki nükleer ve petrokimya tesisleri artık savaşın doğrudan hedefi. Natanz Nükleer Tesisi defalarca saldırıya uğradı. Bu tesislerde meydana gelebilecek bir saldırı, yalnızca bir ülkeyi değil milyonlarca insanı etkileyebilir. Radyasyon sınır tanımaz, coğrafya tanımaz, siyasi bloklara göre yön değiştirmez.
Peki, dünya bu konuda sessiz kalırken asıl soru şu:
Eğer bir İslam ülkesi saldırmış olsaydı ya da Afrika’daki iki ülke bir Avrupa devletinin nükleer tesislerine saldırmış olsaydı, kıyameti koparmaz mıydı? Günlerce kriz toplantıları yapılır, yaptırım kararları alınır, savaş suçları yüksek sesle tartışılırdı.
Ancak bugün saldırıyı yapan emperyalist ABD ve Siyonist İsrail olunca dünya sessiz. Diplomatik tercih değil, adaletsizliğin kendisi bu. Dünya yaklaşık 193 devletten oluşuyor. Teorik olarak hepsi eşit. Ama sahada bu eşitlik işlemiyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gibi kurumlar var, ama pratikte işler farklı.
Ve kritik soru: Bölge ülkeleri böyle bir nükleer sızıntıya hazır mı? Türkiye’nin hazırlığı yeterli mi?
Büyük bir saldırı veya kaza, radyasyonun rüzgar ve su yoluyla bölgeye yayılmasıyla milyonlarca insanı tehdit edebilir. Tarım, su kaynakları, ekonomi ve kamu düzeni yıkıcı şekilde etkilenir. Hazırlık eksikliği felaketin boyutunu katlar ve kriz yönetimini zorlaştırır.
Çernobil ve Fukuşima felaketleri bize bir şeyi açıkça gösterdi: Nükleer riskler yalnızca teknik değil, küresel insan güvenliği meselesidir. Bugün İran’a yönelik saldırılar karşısında sessizlik, uluslararası sistemin adaletiyle ilgili daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor:
Eğer sistem gerçekten eşitlik üzerine kurulmuşsa, neden 193 devlet sessiz? Neden bazı ülkeler için hukuk var, bazıları için yok? Bu sorular yalnızca İran’la ilgili değil. Uluslararası sistemin meşruiyeti, bu sorulara yanıt bulmakla doğrudan bağlantılı. Sessizlik devam ettikçe, küresel düzenin adaleti de tartışılmaya devam edecek.
Sessiz Kalmayın!
Ne kadar güçlü gözükürlerse gözüksünler, emperyalist güçler dünya halkları karşısında çok güçsüzdür. Sessiz kalmak, onları cesaretlendirir. Sesinizi yükseltin, itiraz edin ve adalet için birlik olun. Çünkü halkın gücü, en büyük silah ve koruyucudur.



































