YouGov’un son anketine göre Almanya’da aşırı sağcı AfD yüzde 27 ile birinci parti konumuna yükseldi. Siyaset ve sosyal bilimci Dr. Şevket Dalboy, bu tabloyu “merkez siyasetin çözülmesi ve küresel krizlerin iç politikaya yansıması” olarak değerlendiriyor.

Kazım Soyubelli

Almanya’da kamuoyu araştırmaları, aşırı sağcı Alternative für Deutschland (AfD) partisinin oylarını artırarak ülkenin en güçlü siyasi aktörü haline geldiğini ortaya koyuyor. YouGov tarafından yayımlanan son ankete göre AfD yüzde 27 oy oranıyla birinci sıraya yerleşti.

Anket sonuçlarına göre muhafazakâr blok CDU/CSU yüzde 23’e gerilerken, Sozialdemokratische Partei Deutschlands (SPD) yüzde 13 seviyesinde kaldı. Bündnis 90/Die Grünen yüzde 14’e yükselirken, Die Linke yüzde 10 oy oranına ulaştı. Freie Demokratische Partei (FDP) ve Bündnis Sahra Wagenknecht (BSW) ise yüzde 4 ile seçim barajının altında kaldı.

Anket, hükümete yönelik memnuniyetsizliğin de belirgin biçimde arttığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 79’u mevcut koalisyon hükümetinden memnun olmadığını belirtirken, bu oranın son aylarda hızlı bir yükseliş gösterdiği ifade edildi. Şansölye Friedrich Merz liderliğindeki koalisyona destek özellikle kendi seçmen tabanında da gerileme eğilimi gösteriyor.

Dr. Şevket Dalboy’un değerlendirmesi

Siyaset ve sosyal bilimci (İGÜ) Dr. Şevket Dalboy, Almanya’daki yükselişi yalnızca parti değişimi olarak değil, daha geniş bir siyasal ve yapısal kriz olarak değerlendirdi.

Dalboy’a göre Avrupa’da son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, Ukrayna savaşı sonrası güvenlik politikaları ve ekonomik maliyetler, iç siyaseti doğrudan etkileyen bir baskı alanı oluşturdu. Bu süreçte Almanya’nın ABD ve NATO ile uyumlu dış politika çizgisi, toplumun bazı kesimlerinde “siyasal kararların dış etkilerle şekillendiği” algısını güçlendirdi.

Dalboy ayrıca Gazze’de yaşanan insani krizin ve İsrail’e verilen siyasi desteğin de Avrupa kamuoyunda ciddi tepkiler doğurduğunu, bunun özellikle genç seçmenlerde hükümetlere yönelik güven kaybını artırdığını ifade etti.

“Merkez partiler arasındaki ayrımın silikleşmesi, seçmende temsil krizini derinleştiriyor” diyen Dalboy, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Almanya’da yaşanan tablo, yalnızca bir partinin yükselişi değil; ekonomik kaygılar, göç tartışmaları, güvenlik politikaları ve dış politika krizlerinin birleşimiyle ortaya çıkan bir siyasal sıkışmanın sonucudur. Merkez sağ ve merkez solun benzerleşmesi, seçmeni daha radikal veya protest seçeneklere yönlendiriyor.”