Dr. Şevket Dalboy – Siyaset ve Sosyal Bilimci, Gazeteci-Yazar

Artık kimse bu tehlikeyi küçümsememelidir. Artık kimse birkaç operasyon haberiyle toplumun rahatlatılabileceğini düşünmemelidir. Artık kimse uyuşturucuyu sıradan bir asayiş sorunu gibi göstermeye çalışmamalıdır. Çünkü ortada sıradan bir suç problemi yoktur. Ortada gençliği hedef alan, aileleri parçalayan ve toplumun geleceğini tehdit eden büyük bir felaket vardır. Ve evet, bunun adı savaştır.

Bugün vatandaşın aklındaki soru şudur: Oteller güvenli mi? Dinlenme tesisleri güvenli mi? Akaryakıt istasyonları güvenli mi? Sokaklar güvenli mi? Parklar güvenli mi? Okul önleri güvenli mi? Çocuklarımızın bulunduğu sosyal alanlar güvenli mi? İnsanların bu soruları yüksek sesle sormaya başlaması bile başlı başına bir alarmdır. Çünkü uyuşturucu artık yalnızca belirli çevrelerin sorunu olarak görülmemektedir. Toplumun her kesimi bu tehdidin giderek büyüdüğünü hissetmektedir.

Antalya’da gerçekleştirilen son operasyonda ele geçirilen ve bazı kaynaklarda yaklaşık 500 milyon kullanıma ulaşabilecek miktarda olduğu belirtilen, A4 kâğıtlarına ve emici materyallere emdirilmiş uyuşturucu madde bu tehlikenin boyutunu gözler önüne sermiştir. Bir an durup düşünelim. Beş yüz milyon kullanım. Mesele yalnızca ele geçirilen madde değildir. Mesele, bu miktarın üretilebilmiş olmasıdır. Mesele, bu miktarın taşınabilmiş olmasıdır. Mesele, bu miktarın dağıtım aşamasına kadar gelebilmiş olmasıdır. Mesele, bunun arkasındaki organizasyonun büyüklüğüdür.

Hiç kimse kusura bakmasın. Bu tablo normal değildir. Bu tablo kabul edilebilir değildir. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Türkiye böyle devam ederse ağır bir toplumsal felaketle karşı karşıya kalacaktır. Çünkü uyuşturucu yalnızca bireyi zehirlememektedir. Uyuşturucu aileyi çökertmektedir. Uyuşturucu mahalleyi çökertmektedir. Uyuşturucu toplumsal güveni çökertmektedir. Uyuşturucu üretim gücünü çökertmektedir. Uyuşturucu geleceği çökertmektedir.

Sorun çözülmüş olsaydı milyonlarca kullanımlık uyuşturucu maddelerden söz etmiyor olurduk. Sorun çözülmüş olsaydı gençler bu maddelere bu kadar kolay ulaşamazdı. Sorun çözülmüş olsaydı aileler evlatlarını bağımlılıktan kurtarmak için çaresizce mücadele etmek zorunda kalmazdı. Sorun çözülmüş olsaydı her gün yeni operasyon haberleriyle karşılaşmazdık. Sorun çözülmüş olsaydı bağımlılık nedeniyle yaşanan aile faciaları gündemden düşerdi.

Adana’da yaşanan ve kamuoyuna yansıyan olay bunun en acı örneklerinden biridir. Uyuşturucu bağımlısı olduğu belirtilen bir genç ile emekli polis babası karşı karşıya gelmiştir. Para tartışması yaşanmıştır. Bıçak çekilmiştir. Silah çekilmiştir. Sonunda bir baba hayatta kalmış, bir evlat hayatını kaybetmiştir. İşte uyuşturucunun gerçek yüzü budur. İstatistiklerin arkasındaki acı budur. Rakamların arkasındaki yıkım budur.

Uyuşturucu sadece kullananı öldürmez. Önce karakteri öldürür. Sonra umudu öldürür. Sonra aileyi öldürür. Sonra geleceği öldürür. Sonra toplumu öldürür. Bir annenin gözyaşını istatistiklere yazamazsınız. Bir babanın çaresizliğini raporlara sığdıramazsınız. Bir ailenin çöküşünü rakamlarla anlatamazsınız. Ancak sonuç ortadadır. Kaybedilen her genç, ülkenin geleceğinden koparılan bir parçadır.

Bu nedenle uyuşturucu ticareti sıradan bir suç olarak değerlendirilemez. Bu mesele yalnızca güvenlik güçlerinin meselesi değildir. Bu mesele yalnızca mahkemelerin meselesi değildir. Bu mesele yalnızca sağlık sisteminin meselesi değildir. Bu mesele millet meselesidir. Bu mesele gelecek meselesidir. Bu mesele varlık meselesidir.

Uyuşturucuya karşı mücadele değil, seferberlik gerekmektedir. Eğitimde seferberlik. Aile politikalarında seferberlik. Tedavi ve rehabilitasyonda seferberlik. Sokakta seferberlik. Mahallede seferberlik. Okulda seferberlik. Medyada seferberlik. Devletin bütün kurumlarında seferberlik.

Çünkü bu artık sıradan bir suçla mücadele değildir. Bu, çocuklarımızı koruma savaşıdır. Bu, aileyi koruma savaşıdır. Bu, gençliği koruma savaşıdır. Bu, milletin yarınını koruma savaşıdır. Ve herkes şunu bilmelidir: Bir millet evlatlarını kaybetmeye başladığında mesele artık güvenlik meselesi olmaktan çıkar, bir beka meselesine dönüşür. Uyuşturucuya karşı topyekûn ulusal seferberlik artık bir tercih değil, tarihi bir zorunluluktur.