Dr. Şevket Dalboy
Siyaset ve Sosyal Bilimci – Araştırmacı Gazeteci
Gece yarısı sessizliğinde bir karar daha alındı: İsrail Güvenlik Kabinesi, Gazze’yi açıkça işgal etme planını yürürlüğe koydu. Evet, yanlış okumadınız. Tüm dünyanın gözleri önünde, hiçbir diplomasi maskesi takmadan, hiçbir utanma emaresi göstermeden bir halkın toprağı bir kez daha gasp edilmek üzere.
Bu bir plan değil, modern zamanların utanmaz bir sömürge projesidir.
Ve adı, utanmadan “güvenlik”.
Bu Bir “Operasyon” Değil, Açık Bir Cezalandırmadır
İsrail, 49 rehineyi kurtarma bahanesiyle iki milyondan fazla insanı topluca cezalandırıyor. Rehinelerin 27’sinin öldüğü yönünde güçlü iddialar varken, bu bahanenin sadece işgal hırsını örtmek için kullanıldığı gün gibi ortada. Evler yıkılıyor, mahalleler haritadan siliniyor, insanlar göç yollarına sürülüyor.
Peki bu vahşet hangi hukukta yer bulur?
Hangi vicdan, bir şehrin topyekûn yok edilmesini meşru kılar?
Rehineler üzerinden yürütülen bu senaryo, aslında Gazze’nin tamamen ele geçirilmesi için oynanan bir oyundur.
ABD ve Avrupa: Sessiz Ortaklar
Bu işgal yalnızca İsrail’in kararı değildir. Arkasında Pentagon’un haritaları, Washington’un çıkar hesapları vardır. Avrupa ise birkaç onurlu istisna dışında sessizliğin onaylayıcısıdır. Herkes aynı ezberi tekrarlıyor: “İsrail’in güvenlik hakkı.” Peki ya Gazze’deki çocukların yaşama hakkı? Kadınların, yaşlıların, sivillerin güvenlik hakkı ne olacak?
İnsan hakları sadece Batı’nın tekelinde midir?
Müslüman Ülkeler: Sessizlik mi, İkili Oyun mu?
Bir kısmı üç satırlık kınama mesajlarıyla yetinirken, diğer kısmı İsrail’le ticareti sürdürüyor. Hatta askeri işbirliklerine sessizce devam ediyor. Bu nasıl bir çelişkidir? Mazlumu savunur gibi yapıp zalimle masa paylaşmak nasıl izah edilir?
Bu ikiyüzlülük sadece Filistin’e değil, İslam dünyasının onuruna da açık bir ihanettir.
Türkiye İçin Dönüm Noktası
Türkiye şimdi gerçek bir sınavla karşı karşıya. Artık diplomatik ezberlerin değil, somut adımların zamanı.
Ticari ilişkiler gözden geçirilmeli, uluslararası mekanizmalar işletilmeli, sessiz kalan dünya kamuoyu diplomatik baskıyla harekete geçirilmelidir. Türkiye, yalnızca “arabulucu” değil, adaletin sesi olmalıdır.
Bugün atılacak adımlar yalnızca Gazze’nin değil, Türkiye’nin tarihi duruşunun da ifadesi olacaktır.
Özlü Söz: Gazze İnsanlığın Vicdanıdır
Bu işgal yalnızca bir halkın geleceğini hedef almıyor. Aynı zamanda tüm insanlığın vicdanına yönelmiş bir saldırıdır. Bugün susanlar, yarın kendilerini savunacak kelime bulamayacak. Bugün görmezden gelenler, yarın aynaya bakamayacak.
Unutmayın:
Gazze sadece bir şehir değildir.
Gazze, insanlığın onurudur.
Ve o onur yıkılırsa, altında sadece Filistinliler değil, tüm insanlık kalır.


































