Sudan… Altınla ve petrolle zengin, ama halkı açlık ve sefaletin kıraç topraklarında yaşam mücadelesi veriyor. Son günlerde ülkenin çeşitli bölgelerinde yaşanan kitlesel katliamlar, sadece yerel bir trajedi değil; Afrika’nın kaynakları üzerinden şekillenen bir sömürü ve şiddet ağına ışık tutuyor. Welt Heimat Gazetesi olarak, Genel Yayın Yönetmenimiz Dr. Şevket Dalboy ile bu karanlık tabloyu ve bölgedeki güç dengelerini konuştuk.
Welt Heimat: Dr. Dalboy, Sudan’da son günlerde yaşanan şiddet olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Şevket Dalboy: Sudan’ın toprakları altın ve petrol gibi zenginliklerle dolu, ama halkı açlık ve sefalet içinde. Bu çelişki, sadece ekonomik bir paradoks değil; modern dünyanın acımasız bir gerçeği. Sudan’da yaşananlar “iç çatışma” gibi sunuluyor, ama gerçekte bu, zenginlikleri kendi çıkarları için yağmalayan güçlerin sahneye sürdüğü bir trajedi. Altın ve petrol, halkın kanı ve gözyaşıyla besleniyor. Sudan’ın gökyüzü, altın rezervlerinin parlaklığıyla değil, gözyaşının ağırlığıyla kararıyor.
Welt Heimat: Dış aktörler bu çatışmalarda nasıl bir rol oynuyor?
Dr. Şevket Dalboy: Sudan ve çevresindeki bölgelerde tarihsel olarak sömürgecilik geçmişine sahip devletler—İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya ve Almanya—halen kıtanın kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmekle meşgul. Batılı ülkeler—Hollanda ve ABD dahil—silah ihracatı, diplomatik ilişkiler ve ekonomik çıkar kanallarıyla çatışmaların sürmesine dolaylı olarak katkıda bulunuyor. Sudan’daki kitlesel katliamlar ve yoksulluk, bu devletlerin umurunda bile değil; halkın kanı ve gözyaşı üzerinden akan zenginliklere göz yumuyorlar. Çatışmaların ve katliamların durması için kıllarını dahi kıpırdatmıyorlar; tarihî sömürgeci geçmişleri ve güncel stratejik çıkarları, halkın sefaletini sistematik hâle getiriyor.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise RSF’ye lojistik, maddi ve iddialara göre askeri destek sağlıyor. Bu, çatışmaların büyümesine doğrudan katkıda bulunuyor ve bölgedeki paramiliter güçlerin güçlenmesini sağlıyor.
İsrail ise sömürge geçmişine sahip olmasa da, son yıllarda Afrika’daki Sudan ve benzeri zenginliklere sahip ülkelerde çıkar amaçlı örgütlenmelerle çatışmaların büyümesine dolaylı olarak zemin hazırlıyor. Bu durum, kıta genelinde doğal kaynaklar üzerinden şekillendirilen sistematik bir çatışma döngüsünü ortaya koyuyor.
Welt Heimat: Çatışmaların din ve etnik kimlik üzerinden yürütülmesi ne anlama geliyor?
Dr. Şevket Dalboy: Bu bir manipülasyonun en açık göstergesi. Sudan’da yaşanan çatışmalar, salt “etnik ya da dini gerilimler” olarak sunuluyor, oysa gerçek güç ilişkilerini ve kaynak kontrolünü gizlemek için halk birbirine düşürülüyor. Tarihsel olarak kolonileştirilmiş toplumlar, eğitimden, örgütlenme mekanizmalarından ve sosyal yaşamın temel yapı taşlarından koparılarak kendi kaderlerini tayin etme kapasitesinden yoksun bırakıldı. Bu boşluk, yerel ve uluslararası aktörlerin, ekonomik ve siyasi çıkarlarını sürdürmek için inanç ve etnik aidiyetleri araçsallaştırmasına yol açıyor.
Bu nedenle Sudan’daki katliamlar sadece bir “etnik kavga” değil; kapitalist sistemin ve emperyalist müdahalelerin vicdansızlığı ile şekillendirilen yapısal bir şiddet biçimi. Halkın gözyaşı, sadece bireysel trajedilerden ibaret değil; bir toplumsal mühendisliğin, kaynak talanının ve politik manipülasyonun sonucu olarak ortaya çıkıyor. Etnik ve dini kimlikler, bireylerin ve toplumların birbirine düşmesini sağlayan birer araç hâline getiriliyor; bu da güç sahiplerinin kontrolünü pekiştiriyor ve halkın kendi kaderini tayin etme olasılığını sürekli olarak engelliyor.
Welt Heimat: Bölgesel aktörler ve komşu ülkeler ne kadar sorumlu?
Dr. Şevket Dalboy: Çad ve Libya’nın Fizan bölgesi gibi sınır ülkeleri, silah ve altın rotalarıyla çatışmayı doğrudan besliyor. Bu çatışma artık ulusal sınırları aşmış, bölgesel bir ağ hâline gelmiş; bölgesel aktörler kârını alıyor, halk ise kan, gözyaşı ve sefaletle ödüyor. Bölgede sürekli bir huzursuzluk ve çatışma ortamı var; yoksulluk ise bu döngüyü daha da derinleştiriyor.
Sudan’daki trajedinin boyutlarını anlamak için sadece kendi sınırlarına bakmak yetmez; bölgesel ve küresel çıkarları görmek gerekir. Silah ve değerli maden ticaretinde söz sahibi olan bu aktörler, çatışmanın sürmesini bilinçli olarak sağlıyor; böylece zenginlikler ellerinde kalırken, halkın acısı ve yoksulluğu görünmez hâle geliyor. Bölgede yaşanan krizler, sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir mühendisliğin sonucu olarak ortaya çıkıyor; her çatışma, yeraltı kaynakları üzerinden şekillendirilen çıkar ağının bir parçası.
Welt Heimat: Çözüm mümkün mü
Dr. Şevket Dalboy: Çözüm mümkün, ama halkın kendi gücüne inanması ve örgütlü hareket etmesi şart. Sudanlılar ve Afrika’nın diğer halkları, bu katliamcı güçlere sessiz kalmamalı. Ülkelerinin yeraltı zenginliklerinin sömürülmesine asla izin vermemeli, işbirlikçi iktidarlara karşı birlikte durmalı. Bu yoksulluğu ve sefaletin kendi kaderleri olduğuna inanmamalı.
Artık Afrika uyanmalı. Karanlık silahların ve gözyaşının gölgesinde değil, aydınlık ve güzel günlerin ışığında yürümeli. Halk, kendi kaderinin mimarı olmalı; altın ve petrol artık kan ve acı ile değil, adalet ve refah için akmalı. Bu uyanış, sadece ekonomik bir hak mücadelesi değil; onurun, insanlığın ve özgürlüğün yeniden inşasıdır. Her birey, kendi ülkesinin geleceği için bir kıvılcım olmalı ve bu kıvılcım karanlığı aydınlatacak bir yangına dönüşmeli.
Welt Heimat: Son olarak okuyucularımıza bir mesajınız var mı?
Dr. Şevket Dalboy: Sudan ve benzeri ülkelerdeki trajedi, uzak bir coğrafyanın meselesi değil. Bu, modern dünyanın adaletsizliğini, kapitalist sistemin ahlaksızlığını ve emperyalist çıkarların acımasızlığını gösteriyor. Açlık ve sefalet bilinçli olarak beslenen bir çarkın sonucu. Bunu görmek, sorgulamak ve sorumluluk almak, insanlık için kaçınılmazdır. Artık zaman, Afrika’nın uyanma zamanı; karanlık katliamlara değil, aydınlık günlere uyanma zamanı.



































