Dr. Şevket Dalboy
Siyaset Bilimci – Sosyal Bilimci – Gazeteci – Yazar

İspanya’nın Afrika’daki toprağı Ceuta, son yılların en büyük düzensiz göç hareketlerinden biriyle karşı karşıya. Binlerce kişinin sınırı aşma girişimi, Avrupa’nın göç politikalarını ve dayanışma anlayışını yeniden tartışmaya açtı.

Avrupa’nın Afrika kıtasındaki sınırı olan Ceuta’da yaşanan göç hareketi, İspanya’yı ve Avrupa Birliği’ni zorlayan yeni bir krize dönüştü. Fas’ın kuzeyindeki Fnideq kentinden başlayan yoğun hareketlilik sonucunda binlerce göçmen İspanya topraklarına geçmeye çalışırken, bölgedeki güvenlik ve insani sorunlar büyüyor.

İspanya devlet televizyonu TVE’nin aktardığı bilgilere göre yalnızca bir gün içinde 2 ila 3 bin kişi Ceuta’ya geçmeyi başardı. Polis kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre ise son birkaç gün içinde yaklaşık 40 bin göçmen Fas’tan Ceuta yönüne hareket etti. Bu tablo, 2021 yılından bu yana bölgede görülen en büyük düzensiz göç girişimi olarak değerlendiriliyor.

Sınırda Büyük Baskı

Göçmenlerin büyük bölümünü genç erkekler oluştururken, kadınlar ve çocukların da kalabalık gruplar içinde bulunduğu bildiriliyor. Avrupa’ya ulaşma umuduyla yola çıkan birçok kişi, kara sınırından geçiş yollarını ararken bazıları da deniz yolunu deniyor.

Ancak bu tehlikeli yolculuk birçok insan için ölümle sonuçlanıyor. Yetkililer, sınırı geçmeye çalışırken yaşamını yitiren kişilerin bulunduğunu, bazı göçmenlerin ise boğularak hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ceuta’da yaşanan kriz yalnızca sınır güvenliği meselesi değil; aynı zamanda barınma, sağlık ve insani yardım sorunu olarak da büyüyor. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları, aralarında refakatsiz çocukların da bulunduğu çok sayıda kişinin parklarda ve açık alanlarda kalmak zorunda olduğunu belirtiyor.

Avrupa Birliği’nin Zor Sınavı

Ceuta ve Melilla, Avrupa Birliği’nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırları olarak stratejik öneme sahip. Bu nedenle bu bölgelerde yaşanan her göç hareketi yalnızca İspanya’yı değil, doğrudan Avrupa’nın tamamını ilgilendiriyor.

İspanya, sınır güvenliği ve insani ihtiyaçlar arasında denge kurmaya çalışırken, Avrupa Birliği içinde de yeni bir tartışma başladı. Sınır ülkeleri, göç yükünün yalnızca kendilerine bırakılmaması gerektiğini savunuyor ve ortak bir Avrupa politikası talep ediyor.

Bazı çevreler ise Avrupa’nın göç konusunda daha güçlü sınır politikaları geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor. Tartışmalar, Schengen sistemi ve Avrupa’nın ortak sorumluluk anlayışı üzerinde yoğunlaşıyor.

Göç Sorunu Sadece Sınır Sorunu Değildir

Göç hareketlerinin arkasında savaşlar, ekonomik sorunlar, yoksulluk, siyasi istikrarsızlık ve iklim değişikliği gibi birçok neden bulunuyor. Bu nedenle yalnızca sınırları güçlendirmek kalıcı çözüm sağlamıyor.

Avrupa’nın önündeki temel soru şu: Göç krizleri karşısında ortak bir politika mı geliştirilecek, yoksa her ülke kendi sınırlarını korumaya mı çalışacak?

Çünkü kontrolsüz göç toplumlarda güvenlik ve ekonomik kaygıları artırırken, göç yollarında yaşanan insanlık dramları da görmezden gelinemeyecek kadar büyük bir gerçek oluşturuyor.

Ceuta Avrupa’ya Bir Uyarıdır

40 bin kişinin yöneldiği Ceuta, bugün Avrupa’nın karşı karşıya olduğu büyük bir sorunun sembolü haline gelmiştir.

Avrupa Birliği’nin çözümü yalnızca sınır güvenliğiyle sınırlı kalmamalıdır. Kaynak ülkelerle iş birliği, ekonomik destek programları, yasal göç yollarının düzenlenmesi ve üye ülkeler arasında adil sorumluluk paylaşımı olmadan bu krizlerin tekrarlanması kaçınılmaz görünmektedir.

Ceuta’da yaşananlar, Avrupa’ya açık bir mesaj veriyor: Göç artık ertelenebilecek bir konu değil; güvenlik, insanlık ve siyasi irade gerektiren ortak bir sınavdır.