Dr. Şevket Dalboy yazdı…
Afgan kadınların Almanya’ya sığınma başvurularında rekor artış yaşanıyor. Ancak bu artışın arkasındaki gerçek, çoğu Batılı siyasetçinin dile getirmekten kaçındığı kadar çıplak: Taliban iktidarı “ele geçirmedi”, ABD, Afganistan’ı yakıp yıktıktan sonra çekilirken yönetimi fiilen Taliban’a teslim etti.
Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) verilerine göre, yalnızca Temmuz ayında 3 bin 104 Afgan kadın Almanya’ya sığınma başvurusu yaptı. Bu sayı bir önceki aya kıyasla neredeyse iki kat artış anlamına geliyor. 2025’in başından bu yana toplam başvuru sayısı 9 bin 593’e ulaştı. Almanya’da hâlihazırda bulunan Afgan kadınlardan gelen yaklaşık 4 bin 500 ek başvuru da bu tabloya dâhil.
BAMF, Afgan kadınların “sistematik baskı” altında tutulduğunu, kamusal yaşamdan tamamen dışlandığını vurguluyor. 2024 sonbaharında Avrupa Adalet Divanı’nın aldığı kritik karar da başvurulardaki yükselişte etkili oldu. Mahkeme, Taliban’ın tüm kadınları siyasi baskı altında tuttuğunu hükme bağlayarak, Afgan kadınların Avrupa Birliği hukukuna göre mülteci statüsüne hak kazandığını ilan etti.
Fakat bu hukuki gelişmeler, Batı’nın Afganistan’da izlediği politikanın sorumluluğunu gölgeleyemez. Amerikan emperyalizmi, “terörle mücadele” bahanesiyle Afganistan’ı yıllarca bombaladı, binlerce sivilin hayatını yok etti. Ardından, Taliban’ın ülkede hâkimiyet kurmasını engellemek bir yana, çekilme sürecinde tüm ülkeyi onların insafına bıraktı. O gün zafer naraları atanlar, bugün mağduriyet edebiyatı yaparak vicdanlarını aklayamaz.
Emperyalizm, modern çağın en organize haydutudur. Onunla iş tutan, çıkar hesapları uğruna sessiz kalan ya da alkış tutan herkes, hangi maske takarsa taksın, işbirlikçi bir korkak ve zavallıdır. Afgan kadınların bugün Avrupa kapılarında biriken çığlığı, sadece Taliban’ın değil, bu kirli düzeni kuran ve sürdüren güçlerin eseridir.


































