Sonyıllarda iyiden iyiye tartışılan AKP’nin ekonomi politikası, alt ve orta sınıfı aşağı çekerken üst gelir grubunu daha da zengin etti. Milyoner sayısı beş ayda yaklaşık 89 bin kişi artarak rekor kırdı!

Dünyadaki kapitalist ekonomik sistem dünya halklarını açlığa ve yoksulluğa iterken, Türkiye’de bu çok açık bir şekilde kendini birkez daha gösterdi. Geçen Aralık ayı itibariyle kurlardaki ve enflasyondaki hızlı yükseliş orta ve alt gelir grubundaki vatandaşların gelirlerinin erimesine yol açarken, bu dönemin kazananı milyonerler oldu.

Ha babam ye babam

Hükümet yetkilileri halkı şükre, kırk kanaat geçinmeye davet ederken, ekonomik sorunların arttığı son beş ayda Türkiye 89 bine yakın yeni milyoner kazanırken, milyonerlerin toplam serveti 3,9 trilyon liraya ulaştığı kaydedildi.

Enfilasyon halkı vuran silaha dönüştü!

Türkiye’de resmi verilere göre Kasım 2021’de yüzde 21,3 olan yıllık enflasyon, Aralık’ta yüzde 36, Mart’ta yüzde 61 ve son olarak Mayıs ayında yüzde 73,5 ile geride kalan 24 yılın zirvesine tırmandı. Dolar kuru ise Aralık ayında gördüğü 17,82’lik rekor seviyesine yakın seyrediyor.

Zam yağmuru halkı canından bezdirdi

Kur artışları son dönemde gıda, elektrik, doğal gaz ve akaryakıt başta olmak üzere temel ihtiyaç maddelerinde zam yağmuruna neden olurken, bütçedeki sıkıntı da ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) artışlarıyla giderilmeye çalışıldı. Enflasyondaki tırmanış karşısında gelirleri azalan vatandaşa bir yük de vergi artışlarından geldi.

Amaç ne?

Kurlardaki ve enflasyondaki yükselişi durdurmak için para politikasının etkin araçlarından biri olan faiz artırımından ise kaçınıldı. Geçen yılın son dört ayında toplam 500 baz puanlık faiz indirimi yapılırken, bu yılın ilk beş ayında politika faizi yüzde 14’te sabit tutuldu. 

Veriler Bakan Nebati’yi teyit ediyor


AKP’nin hafta sonu gerçekleşen kampında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, kurlardaki ve enflasyondaki artışa rağmen neden faiz artırımına gitmediklerine ilişkin, „Bu sistemde dar gelirliler hariç firmalar, ihracatçılar kâr ediyor“ demişti. Bakan Nebati’nin dediği “Hariç“ milyonlara tekabul ediyor. Milyonların cebinden alıp bir avuç zümrenin servetlerine servet kattığı bir düzen

Tuzu kuruların sistemi kazandırmaya devam ediyor


Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verileri, bu sistemden dar gelirliler hariç kazananlar olduğuna işaret ederek Nebati’nin sözlerini teyit ediyor. Veriler, düşük faiz yüksek kur politikasına dayanan ve „Yeni Ekonomi Modeli“ olarak adlandırılan sistemde banka hesaplarında 1 milyon lira ve üzerinde mevduatı olan kişi sayısının ve bu kişilerin toplam mevduatının arttığını gösteriyor.

Milyoner sayısı 600 bini geçti


BDDK’ye göre hesabında 1 milyon TL ve üzeri mevduat olan mudi sayısı Kasım 2021’den Nisan ayına dek geçen beş aylık süreçte 511 bin 405 kişiden 600 bin 118’e çıktı. Buna göre yüksek enflasyon döneminde 88 bin 713 kişi daha milyoner oldu. Milyoner sayısı beş ayda yüzde 17 arttı.

Hesabında 1 milyon TL ve üzeri mevduat olanların serveti ise Kasım 2021’deki 3 trilyon 246 milyar 796 milyon TL’den 3 trilyon 896 milyar 209 milyon TL’ye çıktı. Buna göre beş ayda milyonerlerin serveti 649 milyar 413 milyon TL arttı. Öyle ki servet artışı yüzde 20 oldu.

Milyonerlerin ortalama mevduatı ise aynı dönemde 6 milyon 349 bin liradan 6 milyon 492 bin liraya çıktı. Milyonerlerin 545 bin 477’sini yurt içi yerleşikler, 54 bin 641 bini yurt dışı yerleşikler oluşturdu. Yurt içinde yerleşik milyonerlerin mevduatlarının 1 trilyon 533 milyar lirası yerel para cinsi, 1 trilyon 993 milyar lirası döviz tevdiat hesabı, 125 milyar 781 milyon lirası da kıymetli maden depo hesaplarından oluştu.

Kasım ayına göre, hesabında 1 milyon liranın üzerinde mevduat olan yurt içi yerleşiklerin TL cinsinden hesapları 572 milyar 426 milyon lira, döviz hesapları 28 milyar 572 milyon lira, kıymetli maden depo hesapları 18 milyar 171 milyon lira arttı.

Milli gelirdeki pay herşeyi açıklıyor.


Kasım 2021 ile Nisan ayı arasındaki birikimli enflasyonun yüzde 45 olduğunu belirterek milyoner mevduatlarındaki yüzde 20’lik artışın enflasyon artışının gerisinde kaldığını söylüyor. Burada önemli olan hususun ise milli gelirden alınan payda göründüğüne işaret eden Bolgün, „Gayri safi yurt içi hasıla içerisinde emek ve ücret kesiminin aldığı pay 2016 yılından itibaren yaklaşık yüzde 5 kadar düştü. Buna mukabil sermaye ve brüt işletme gelirlerinin payı yüzde 7 kadar arttı“ diyor. Fakirden alıp zengine veme işlemi bu şekilde tamamlanıyor.

Yabancı para mevduatı ve…


Yabancı para mevduat ve kur korumalı mevduat toplamının toplam mevduat içerisindeki payı yüzde 72’lere ulaştı. Dolarizasyon tüm hızıyla devam ediyor. Gayri safi yurt içi hasılanın da yaklaşık 9 yılda, 900 milyar doların üzerinden 800 milyar doların altına doğru geldiğini görmekteyiz. Veriler bize bunu gösteriyor. Aslında paylaşılan pasta ciddi anlamda küçülmüş durumda. Paylaşım kavgası da seçime kadar olağan hızıyla devam edecek. Bu pastanın paylaşımını anlamak için şöyle düşünmek gerek ortada bir av var. Çevresinde çakallar. ne koparırsam kar mantığığla tüm marifetlerini sergiliyorlar. Seçim arefesine girildiğinde ise başka bir hava estirilerek oy devşirme işlemi de tamamlanmış olacak. Evdeki hesabın çarşıya uyup uymayacağına ise halk karar verecek.

Bana sorarsanız bu halk kendisine yapılanı asla unutmamalı.

Milyonerlerin sayısının arttığı dönemde asgari ücretli başta olmak üzere alt gelir grupları aylık kazançlarının önemli bir kısmını enflasyon karşısında kaybetti.

Asgari ücretlinin kaybı bir maaştan fazla olmuş


Bu yıl için net asgari ücret yüzde 50’ye yakın zamla 4 bin 253 lira 40 kuruş olarak belirlenmişti. Ancak yapılan zam aylar içerisinde eridi gitti. Adı kaldı kendi adeta küresel ısınmaya maruz bırakılarak eritildi. Bu da planın bir parçasıydı. Zam görece bir zam olarak kaldı.

Asgari ücretlinin enflasyondan zarar görmemesi için maaşların Ocak ayında 4 bin 725 lira 50 kuruş, Şubat’ta 4 bin 952 lira 80 kuruş, Mart’ta 5 bin 223 lira 20 kuruş, Nisan’da 5 bin 601 lira 90 kuruş ve Mayıs ayında 5 bin 768 lira 80 kuruş olması gerekiyordu. Buna göre asgari ücretlinin beş aylık toplam enflasyon kaybı 5 bin 5 lira 20 kuruş ediyor. Bu da bir asgari ücretten daha fazlasına denk gelmiyor mu? Bu hesabı başka türlü yapanlar varsa buyursun…

Köleler ve efendiler

Bakan Nureddin Nebati bizimde haykırdığımız bir gerçeği itiraf etti. Buna rağmen görmek duymak istemeyen milyonlar var. Bakınız bu gerçek uygulanan ekonomik politikaların dar gelirlileri, emeklileri, işçileri, memurları ezdiği gerçeğidir. Daha ötesi var mı? Köleler ve efendileri sistemine tekabul etmektedir bu sistem.

Emeklilerin enflasyonun altında ciddi bir biçimde ezildi.

Ocak ayından bu yana asgari ücretliler ve emeklilerin enflasyonun altında ciddi bir biçimde ezildiğini söylememize dahi gerek yok. Görünen köy kılavuz istemez demiş atalarımız. Pekte yerinde demiş, ruhları şad olsun.

Emeklilerin ahvalini sorarsanız…

Ocak ayında emekli ve memura yapılan zammın, yılın ilk beş ayındaki yüzde 35 civarındaki enflasyon nedeniyle ciddi biçimde eridi. Resmi enflasyon kesinlikle gerçek enflasyonu yansıtmadığının altını çiziyorum.

Bir ülkenin yüzde 99’u dışarıda tutulur mu?


İşçi, memur ve emeklilerin en çok gıda enflasyonundan etkilendiğini görmemek için kör olmak gerekir. Bu enflasyonunun resmi verilere göre yüzde 90, DİSK Araştırma Merkezi’ne göre ise yüzde 118-135 arasında olduğuna dikkat çekmek isterim.

Ekonomik politikalardan hariç tutulan dar gelir grubunun Türkiye’nin yüzde 99’unu oluşturduğunu biliyormusunuz?

Bizim ülkemizde 21 milyon ücretli ve maaşlı çalışan vardır. 14 milyon emekli vardır, 2,5 milyondan fazla tarım çalışanı vardır, 5 milyondan fazla küçük esnaf ve bunların aileleri vardır.

Bunları topladığınız zaman bunlar ülkenin yüzde 99’unu oluşturuyor.

Maliye Bakanı Sayın Nebati de izledikleri ekonomik politikaların bu yüzde 99’u dışarıda tuttuğunu açıklamış oldu. Düşününki bir ülkenin askeri, kolluk kuvvetleri, memuru, işçisi, işsizi, çiftcisi vs. bu yüzde 99’un içinde… Ekonomiyi yönettiğini iddia eden bir Bakan ise ekonomipolitiğini belirlerken yüzde 99’u dışarda bırakıyor. Yine bu yüzde 99’da birbirini yemekle meşkul…