Daha Ukrayna Rusya arasındaki savaş patlak vermeden önce biz olacaklar hakkında yazıp çizmeye başlamıştır. Olası bir savaşın tahıl ve gıda eksenli güvenliği çok fazla etkileyeceği konusunda uyarılarda bulunmuştuk. Günümüz açısından bakıldığında Ukrayna limanlarında bekleyen tahılın tahliyesi için çaba sarf edildiğ görüyoruz.

Bugün ise Uluslararası politik gözler İstanbul’a çevrilmiş durumda..

Kapitalizmin acımasızlığını, sömürü ve zulum politikaları…

Peki Ukrayna tahılının uluslararası piyasalara ulaşamaması dünyayı ve Türkiye’yi nasıl etkiliyor? Biliyoruz bu konnu üzerinde defalarca nakale kaleme aldım. Birçok yönüyle ilişkileri, çelişkileri, ortak menfaatleri irdeledik. Kapitalizmin acımasızlığını, sömürü ve zulum politikalarını ele aldık. hatta bunlarla birlikte aşırı hava olaylarını, pandemi dönemi ve bölgesel savaşların küresel gıda güvenliğini tehdit edip etmediğini beraberce anlamaya çalıştık.

20 milyon ton tahıl bekletiliyor.

Bugünde bıkmadan usanmadan aynı konunun üzerinde duracağım. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, enerji ve gıda tedarikinde ciddi problemlere neden oluyor. Rusya’nın blokajı nedeniyle Ukrayna depolarında yaklaşık 20 milyon ton tahıl bekletiliyor. Emperyalizim önce cellatlık görevini üztleniyor, sonrada kurtarıcı rolünü iyi oynuyor. Bazen uluslararası toplum adıyla, bazende farklı kisvelere bürünerek insanlığın kafasını karıştırıyor.

“Buğday ve diğer tahılları ithal eden tüm ülkeler için oldukça sevindirici“

Bu kapsamda Uluslararası toplum dedikleri mekanizma bir çağrılarıyla İstanbul’da bugün Türkiye, Rusya ve Ukrayna askeri heyetleri ile Birleşmiş Milletler heyeti, krizin çözümü için ilk kez aynı masa etrafında bir araya geldi. Kritik gösterilen toplantı dünyadaki gıda tedarikinin sorunsuz devam etmesi için oldukça stratejik öneme sahip. İstanbul’daki toplantıdan çıkacak olumlu haberler buğday ve diğer tahılları ithal eden tüm ülkeler için oldukça sevindirici olacak mesajı verildi.

Milyarlarca dolar değerindeki tahıl kimin ambarına girecek?

Uzun süredir limanlarda bekleyen ve akıbeti belli olmayan milyarlarca dolar değerindeki tahıllar hem tedarik problemlerine hem de küresel gıda fiyatlarının yükselmesine neden olmuştu. BM Dünya Gıda Programı’na (WFP) göre Ukrayna limanlarından çıkan tahıllar dünya genelinde yaklaşık 400 milyon kişiyi besliyordu. fakat ben şu soruyu sormak istiyorum: Tahıl halkın evinemi girecek, emperyalizmin yaptırım aracı olarak mı kullanılacak? Kime fırsat doğuracak, kimi açlığa mahkun edecek?

Plan çok karmaşık değil asıldda

Emperyalizmin körüklediği savaş nedeniyle bekleyen tahılların kara yolu ile Odesa ve diğer limanlara taşınması oradan da deniz yolu ile İstanbul Boğazı’nı geçirilmesi planlanıyor.

Günenli koridor güvensizlik üzerine kurulursa ne olur?

Tarafların anlaşması haline Karadeniz’de oluşturulacak güvenli koridor ile tahıl tüm dünya limanlarına ulaşabilecek. Üzerinde yoğunlaşan plana göre Karadeniz’deki gemilere belirli bölgelerde Türk ve Rus askerlerinin eşlik edeceği öne sürülüyor. Ayrıca limanlara yanaşan ve limanlardan ayrılan gemilerin Ukrayna ordusuna malzeme taşıyıp taşımadığı da kontrol edilecek. Bunca güvensizliğin yeşertildiği topraklarda gıda güvenliği sağlanabilecek mi? Soru buya, sağlanamazsa insanlığı neler bekleyecek?

Buğday üritimin de gerileme

Ukrayna’da savaş yüzünden sadece buğday ihracatı değil, aynı zamanda üretim de etkileniyor. Birçok ülke bu konuda çnlem almaya çalışsada iklim değişikliği nedeniyle oluşan kuraklık tehlike çanlarının çalmasına neden oluyor.

Ukrayna topraklarının yüzde 20’sini işgal etti ve bu bölgeler buğday üretimi için oldukça önemli.

Ukrayna Tahıl Tüccarları Birliği’nin (UGA) tahminlerine göre 2021 yılında 33 milyon ton olan buğday üretimi 2022 yılında 19,2 milyon tona gerileyecek. Rusya şu an Ukrayna topraklarının yüzde 20’sini işgal etti ve bu bölgeler buğday üretimi için oldukça önemli. Savaşın bu bölgelerdeki gidişatı buğday üretimini daha da olumsuz etkileyebileceği tahmin ediliyor.

Sadece buğday değil mısır üretiminide baltaladı

Mısır üretiminin 37,6 milyon tondan 26,1 milyon tona inmesini bekleyen UGA, arpa üretiminin de 10,1 milyon tondan 6,6 milyon tona düşebileceğini vurguladı. UGA, Ukrayna’nın bu yıl 10 milyon ton buğday ve 15 milyon ton mısır ihraç edebilmesini bekliyor. Savaş öncesinde Ukrayna ayda 6 milyon tona varan tahıl ihracatı gerçekleştiriyordu.

Küresel buğday üretimi 776 milyon ton fakat!

Tarım ve Orman Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı (TEPGE) tarafından hazırlanan buğday raporuna göre geçen yıl 776 milyon ton olan küresel buğday üretiminin bu yıl 778 milyon tona çıkması bekleniyor. Aynı rapora 2020/2021 sezonunda göre küresel buğday üretiminin yüzde 65’ini Çin, Avrupa Birliği (AB), Hindistan, Rusya ve ABD gerçekleştiriyor. İhracat yapan ülkeler sıralamasında ise Rusya, AB, ABD, Kanada, Avusturalya ve Ukrayna ilk sıralarda yer alıyor.

AB,ÇİN ve Hindistan, ABD, Kanada, Avusturalya, Rusya ve Ukrayna!

Bu kapsamda küresel buğday üretiminin yüzde 18’ini AB, 17,6’sını Çin ve yüzde 14,1’ini Hindistan oluşturuyor. İhracat tarafında ise Rusya yüzde 19,3’lük payla lider. Onu yüzde 14,7 ile AB ülkeleri, yüzde 13,3 ile ABD, yüzde 13 ile Kanada, yüzde 11,8 ile Avustralya ve yüzde 8,3 ile Ukrayna takip ediyor.

Rusya en önemli ihracatçı

Rusya en önemli ihracatçı ülkelerin başında geliyor. Ancak savaş sırasında bazı Ukrayna limanlarındaki tahılların Rusya tarafından çalındığı iddiaları yüzünden Rus tahılına şu an için ülkeler mesafeli yaklaşıyor. Bu mesafeli yaklaşımın temelinde Rusya’dan satın alınan tahılın çalıntı Ukrayna tahılı olma ihtimali yatıyor.

Peki dünyada en büyük buğday alıcıları kim?

TEPGE tarafından yapılan araştırmaya göre dünyada üretilen buğdayın yüzde 6,2’sini Mısır ithal ederken ikinci büyük ithalatçı ülke de yüzde 5,5 ile Çin, bu ülkeleri yüzde 5,4 ile Endonezya, yüzde 4,1 ile Türkiye ve yüzde 3,9 ile Cezayir takip ediyor. Türkiye ithal ettiği tahılı ihracak kalemi olarakta kullanıyor. Yani alıp satıyor.

Türkiye için buğdayda durum ne?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’nin buğday üretimi 2015’te 22,6 milyon ton, 2016’da 20,6 milyon ton, 2017’de 21,5 milyon ton, 2018’de 20 milyon ton 2019’de 19 milyon ton, 2020’de 20,5 milyon ton ve 2021’de 17,7 milyon şeklinde gerçekleşti. Yani tüm dünyada toplam 779 milyon ton üretim sağlanırken Türkiye’de aynı dönemde 20,5 milyon ton buğday üretimi kaydedildi.

Türkiye’deki buğday ekim alanı dünyadaki toplam buğday ekim alanının yüzde 3,2’sini oluşturuyor. Bu alan aynı zamanda Türkiye’de ekilen toplam tahıl alanının yüzde 44’ünü oluşturuyor. 2020-2021 sezonunda toplam 69,2 milyon dekar alana buğday ekimi gerçekleşmişti. Bu alanda Konya yüzde 9’luk payla lider. Buğday üretiminde ilk 10’daki diğer illerin payı ise şöyle: Şanlıurfa yüzde 5,8, Ankara yüzde 5,2, Diyarbakır yüzde 3,9, Yozgat yüzde 3,8, Sivas yüzde 3,5, Tekirdağ yüzde 2,8, Çorum yüzde 2,7, Kayseri yüzde 2,7 ve Mardin yüzde 2,5.

Türkiye’de bu yıl arklı bir uygulama var.

Devletin görevlendirdiği memurlar uzun yıllardır yapmadıkları bir uygulamayı yapıyorlar. Köyleri, kasabaları, şehir çevresindeki arazileri gezerek ekili alan tespitini yerinde belgeliyorlar.

Türkiye şuan da gerçekten kendi kendine yetiyor mu?

TEPGE tarafından hazırlanan rapora göre Türkiye’nin buğdayda kendine yeterlilik oranı yüzde 89. Yıllık yaklaşık 20 milyon ton üretimi olan Türkiye’nin kendi tüketimi de yıllara göre değişim göstermekle beraber 19-20 milyon arasında değişiyor. Ancak Türkiye, 2015-2019 yılları arasında yıllık 4-6.5 milyon tonluk ithalat gerçekleştirirken bu 2020’de 10 milyon tonu aşıyor.

Türkiye buğdayı işleyip ihracat yapıyor.

Türkiye, ithal ettiği buğdayı işleyip katma değerli hale getirip ihracat yapıyor. Üretim ve tüketim verilerine bakıldığında Türkiye için ufukta çok ciddi bir tehlike görünmüyor. Ancak tahıl krizi Türkiye için birinci dereceden risk teşkil etmese de özellikle fiyat artışlarının olumsuz etkileri çoğu ülkede yakından hissediliyor. TEPGE raporuna göre 2020/2021 sezonunda Türkiye’nin buğday ithalatında Rusya yüzde 77,7’lik payla lider olurken onu yüzde 9,2 ile Ukrayna izlemişti.

Gıda, yem ve tohum miktarımız nedir?

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye buğdayın yüzde 80’ini gıda, yüzde 11’ini yem ve yüzde 6’sını tohum olarak kullanıyor. 2020/2021 sezonunda Türkiye buğday ihracatının yüzde 58,6’sını buğday unu, yüzde 34,3’ünü makarna, yüzde 6’sını bisküvi, yüzde 0,3’ünü bulgur-irmik ve yüzde 0,8’ini buğday oluşturuyor.

Bize düşen görev nedir?

Gıda bizi birbirimize bağlıyor ve hayatımızın devamını sağlıyor. Çiftçilerin, tüketicilerin, girişimcilerin oluşturduğu ekolojik gıda hareketi, daha iyi bir geleceğin mümkün olduğunu gösteriyor. 

Yediğimiz gıdayla, toprakla, üretimle kopmuş ilişkimizi düzeltmemiz gerekiyor. Yerel ve mevsiminde tüketerek, israfı ortadan kaldırarak ve tedarik zincirini kısaltıp çiftçileri güçlendirerek, karlarını insan ve gezegen sağlığının önüne koyan şirketleri durdurabiliriz. Bunun için ekolojik tarım ve gıda modeline yönelik adil bir geçiş öneriyoruz. 

Mevcut endüstriyel tarım modeli zehirli kimyasallarıyla her türlü canlı hayatını riske sokuyor, Haksız ve kukuksuz yapılan çıkar savaşlarıda öyle. iklim krizine daha da korkutucu bir boyuta taşıyor. Üretim yöntemlerimiz, tüketim tercihlerimizle bu durumu engelleyebiliriz. Yapmamız gereken sesimizi hem yerel hem ulusal hem de dünya çapında duyurmak, karar alıcıların taleplerimizi uygulamasını sağlamak. Kaderlerimizi onların insafına bırakmak akıl dışı gözüküyor. Ailemizin, sevdiklerimizin ve gezegenimizin güvenliği için sağır kulaklara dah gür seslenmekten başka çaremiz yok. Taşlaşmış kalpleri yumuşatma olanağımızda yok. Onları parçalamaktan başka yolumuzda kalmadı. Sorun insanlığımızı korumak, sorun berbat edilen dünyamızı korumak…