Rus birliklerinin Ukrayna’yı işgal etmesiyle birlikte, Avrupa’da güvenlik endişeleri artmış, bu durum birçok Avrupa ülkesini savunma önlemleri üzerinde düşünmeye sevk etmiştir. Almanya tarafından başlatılan „Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi“ (Sky Shield), bu bağlamda NATO’nun Avrupa’yı koruma stratejilerini güçlendirmeyi amaçlayan bir girişimdir. Ancak bu proje sadece savunma önlemleriyle ilgili değil, aynı zamanda savaş ekonomisinin ve uluslararası ilişkilerdeki emperyalist dinamiklerin tartışılmasına da zemin sağlamaktadır.

Almanya’nın başlattığı „Sky Shield“ veya Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi, Avrupa’nın hava savunma sistemini güçlendirmeyi amaçlayan bir proje olarak NATO üyeleri tarafından başlatıldı. Bu girişim, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısına yanıt niteliğindedir ve Avrupa’daki savunma açıklarını kapatmayı hedeflemektedir.

Girişime toplam 19 Avrupa ülkesi katılmıştır. Bu ülkeler şunlardır: Almanya, Belçika, Bulgaristan, Estonya, Finlandiya, Büyük Britanya, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Romanya, Slovakya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Danimarka, İsveç, Avusturya ve İsviçre. Ancak Fransa, İtalya ve Polonya, projeye şu ana kadar olumsuz bir tutum sergilemişlerdir. Özellikle Fransa, projenin İsrail ve ABD’den teknoloji satın almayı gerektireceği gerekçesiyle eleştirmektedir.

Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi, kısa, orta ve uzun menzilli savunma sistemlerini koordineli bir şekilde kullanarak hava tehditlerine karşı koruma sağlamayı amaçlamaktadır. Kısa menzil, 15 kilometre genişlik ve 6 kilometre yüksekliği kapsar. Orta menzil, 15 ila 50 kilometre uzaklık ve 25 kilometre yüksekliği içerirken, uzun menzil 50 kilometreden daha uzak bir mesafe ve 35 kilometre yükseklik anlamına gelir.

Proje kapsamında, eksik veya eski hava savunma sistemleri modern sistemlerle değiştirilecek ve güçlendirilecektir. IRIS-T gibi modern sistemler, yaklaşan füzelere, seyir füzelerine, insansız hava araçlarına, uçaklara ve helikopterlere karşı savunma yeteneği sunmaktadır. Ayrıca, uzun menzilli balistik füzelere karşı savunma kapasitesi de geliştirilmektedir.

Bu projenin bir parçası olarak Almanya, ABD-İsrail füze savunma sistemi Arrow 3’ü satın almayı planlamaktadır. Arrow 3, atmosfer dışında hedeflenen uzun menzilli balistik füzeleri yok edebilme yeteneğine sahiptir ve 2 bin 400 kilometreye kadar menzile sahiptir. Bu sistem, diğer mobil birimlerle birlikte çalışarak savunma sağlar.

Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi, ülkeler arasında işbirliği yaparak savunma sistemlerini ortaklaşa tedarik etmeyi ve böylece maliyetleri düşürmeyi amaçlamaktadır. Üye ülkeler, birbirlerini sistemler ve ilgili mühimmat konusunda desteklemeyi taahhüt etmektedirler, bu da maliyetlerden tasarruf sağlar. Bu proje, Avrupa’nın hava savunma yeteneklerini güçlendirmek ve bölgesel tehditlere karşı daha etkili bir koruma sağlamak için atılan bir adım olarak görülüyor.

Savaş Ekonomisi ve Savunma Harcamaları

Savaş Ekonomisi ve Savunma Harcamalarının Artışı: Savaş, savunma harcamalarının artmasına neden olur. Savunma sanayii, savaş sırasında büyük bir endüstri haline gelir ve bu durum, ekonomik dengesizliklere yol açabilir. Birçok ülke, savaşa yönelik tehditleri arttıkça savunma harcamalarını artırırken, bu harcamalar diğer alanlardan kaynak eksilmesine neden olabilir.

Savaşın İnsan ve Toplum Üzerindeki Etkileri: Savaşlar, insanlar üzerinde büyük travmalara neden olur ve toplumları uzun süre etkileyebilir. Kayıplar, yaralanmalar, mülteci krizleri ve psikolojik etkiler savaşın insanlar üzerindeki olumsuz etkileridir.

Emperyalizm ve Sömürü: Eleştirmenler, bazı büyük güçlerin savaşları, kendi çıkarlarını ve nüfuz alanlarını genişletmek için kullanabileceğini öne sürerler. Amerikan emperyalizmi, tarihsel olarak diğer ülkeleri siyasi, ekonomik veya askeri yollarla etkileme eğiliminde olduğu iddiası da bu eleştirilere bir örnek olabilir.

Değerler ve Çıkarlar Arasındaki Denge: Bir ülkenin uluslararası ilişkilerde değerleri ile çıkarları arasında denge kurma zorluğu vardır. Bazı eleştirmenler, Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük güçlerin, ulusal çıkarlarını savunurken, demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerden vazgeçebileceğini öne sürerler.

Askeri Sanayi Lobi Grupları: Savunma sanayii, politika yapıcılar üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Savunma şirketleri ve lobi grupları, savunma harcamalarının artmasını ve silah satışlarını desteklemek için yoğun çaba harcarlar. Bu durum, savaş ekonomisinin sürdürülmesine katkıda bulunabilir.

Sonuç olarak, savaş ekonomisi ve Amerikan emperyalizmi gibi konular, eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereken önemli ve karmaşık konulardır. Bu eleştiriler, uluslararası ilişkilerdeki politika kararlarını ve toplumları derinden etkileyebilir. Bu nedenle, bu tür konuların tartışılması ve analiz edilmesi önemlidir.