Almanya, göçmenlere yönelik artan baskılar ve ırkçı eğilimlerle başa çıkmak için siyasi arenada çözüm arayışlarını sürdürüyor. Ancak, bu çözüm arayışları, ırkçı bir parti olan Almanya İçin Alternatif (AfD) gibi sağ popülist grupların güçlenmesi konusundaki endişeleri artırıyor.

Almanya’da Göç Politikasında Uzlaşma Arayışı: Alman hükümeti, bu yılın başından itibaren artan düzensiz göçmen gelişleri ve iltica taleplerinin artışıyla başa çıkmaya çalışıyor. Ana muhalefet partisi Hristiyan Birlik’ten (CDU/CSU), daha sert göç politikalarını savunarak federal hükümeti eleştiriyor ve çözüm arayışı içinde olduklarını belirtiyorlar.

Ancak, göç politikalarının sertleştirilmesi, sadece göçmenlere yönelik değil, aynı zamanda ırkçı eğilimlerin büyümesine de zemin hazırlıyor. Almanya’da ırkçılık sistematik olarak büyütülüyor ve bu, demokratik bir ülkede ırkçı bir parti olan AfD’nin güçlenmesine katkı sağlıyor.

1990’lı yılların başında Almanya, ırkçı saldırıların arttığı bir dönemi yaşadı. Bu dönemde Türkiye kökenli vatandaşların evlerine yönelik ırkçı saldırılar ve kundaklamalar gerçekleşti. Bu ırkçı eğilimler, o dönemde iltica yasalarının sertleştirilmesine neden oldu.

AfD’nin Güçlenmesi: 2016 yılında Avrupa’da en çok göç alan ülke olan Almanya, bu dönemde yaklaşık 1 milyon sığınmacıyı kabul etti. Ancak bu büyük göç dalgası, ayrımcılık ve ırkçılık eğilimlerini artırdı. AfD, bu atmosferde yükseldi ve son aylarda kamuoyu yoklamalarında yüzde 22’ye varan oy oranlarına ulaştı.

Irkçılığın Sistemik Büyümesi: Almanya’da, göçmenlere yönelik ayrımcılık ve ırkçılığın arttığına dair birçok örnek bulunuyor. Irkçı saldırılar ve nefret suçları artarken, aşırı sağcı gruplar güçleniyor. Bu durum, demokratik değerlere sahip bir ülke olan Almanya’nın ırkçı eğilimlerin yayılmasına karşı zorlu bir mücadele veriyor mu sorullarını gündeme getiriyor.

Sonuç:

Almanya’da göç politikalarının eleştirilmesi ve ırkçılığın büyüdüğüne dair endişeler, demokratik kurumlar ve toplum için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ülke, hem göçmenlere insani bir şekilde yaklaşmalı hem de ırkçılığı kökten engellemek için daha etkili önlemler almalıdır. Bu, demokratik değerlerin korunması ve Almanya’nın çok kültürlü toplumuyla barış içinde yaşaması için elzemdir.