Nermin Guliyeva – Avrasya Temsilcisi
Ortadoğu yeniden ateşe verildi. Diplomasi çağrıları masadayken, İsrail savaş uçakları havalandı. Müzakere masasının gölgesinde, bomba sesleri yankılandı. Cuma sabahı başlayan İsrail saldırıları, akşam saatlerinde İran’dan gelen yüzlerce balistik füze ile karşılık buldu. Gerilim, artık yalnızca askeri hedeflerle sınırlı değil; kentler vuruluyor, siviller ölüyor, çocuklar sığınaklarda sabahlıyor.
İran dini lideri Ali Hamaney, akşam saatlerinde yayımladığı video mesajda, İsrail’in saldırılarına sessiz kalmayacaklarını belirtti. “İran ordusu İsrail’i çaresiz bırakacak” sözlerinin üzerinden çok geçmeden, İran’dan fırlatılan füzeler Tel Aviv semalarında patlamaya başladı. İsrail’in gelişmiş savunma sistemi Demir Kubbe gökyüzünde adeta kıvılcımlar saçtı, ancak bazı füzeler hedefini buldu. Tel Aviv’deki çok katlı bir binada çıkan yangın, füzelerin sivil alanlara da isabet ettiğini gözler önüne serdi.
İsrail ise yalnızca savunmada kalmadı. Gün boyu süren saldırılarının kapsamı genişledi. İran’ın başkenti Tahran’dan İsfahan’a kadar birçok bölgede patlamalar yaşandı. İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, “İsfahan’daki nükleer tesisi vurduğumuzu teyit edebilirim” diyerek nükleer altyapının hedef alındığını açıkladı. Natanz’daki zenginleştirme tesisinin de vurulduğu, yer altındaki santrifüjlerin ve laboratuvarların tahrip edildiği bildirildi.
Ancak bu çatışma artık yalnızca bir ‘askeri hesaplaşma’ değil. İran medyası, iki İsrail savaş uçağının düşürüldüğünü ve bir kadın pilotun esir alındığını duyurdu. İsrail tarafı ise misilleme tehdidini büyüterek, “Kalabalık merkezlere saldırı sürerse, İran’daki yöneticiler ve petrol rafinerileri hedef alınır” açıklaması yaptı.
Tüm bu açıklamalar yapılırken ne diplomasiden söz eden kaldı, ne de uluslararası hukuk hatırlatması yapan. Oysa birkaç gün öncesine kadar müzakere masası konuşuluyordu. Masada barış cümleleri kurulurken, sahada ölüm sessizliği yayıldı.
İran’ın füzeleri askeri tesisleri hedef alsa da İsrail’in saldırılarında sivil yapılar da zarar görüyor. Özellikle gece saatlerinde Tel Aviv ve çevresinde yaşanan patlamalar, sivilleri doğrudan tehlikeye attı. Sığınaklara çağrılan halk, bir kez daha savaşın bedelini ödemeye mecbur bırakıldı.
Dünyanın gözü önünde yürütülen bu kanlı hesaplaşma, uluslararası sistemin suskunluğunu da gözler önüne serdi. Ne Birleşmiş Milletler’den somut bir çağrı, ne de büyük güçlerden caydırıcı bir açıklama geldi. Silahlar konuşurken insanlık sustu.



































