Dr. Şevket Dalboy Siyaset ve Spsyal Bilimci Gazeteci yazar

Ankara NATO Zirvesi öncesinde adeta abluka altına alınmış durumda. Gösteriler yasaklanıyor, yüzlerce insan gözaltına alınıyor, gazetecilerin akreditasyonları iptal ediliyor ve bütün bunlar “güvenlik” gerekçesiyle savunuluyor. Oysa herkes biliyor ki mesele güvenlik değil; mesele emperyalizme, NATO politikalarına, savaşlara ve bu düzenin temsilcilerine yönelen tepkilerin görünür olmasını engellemektir.

Filistin’de binlerce çocuk öldürülürken, Ortadoğu kan ve gözyaşına boğulurken, emperyalist müdahaleler milyonlarca insanın yaşamını altüst ederken Trump’ın ve onun temsil ettiği politikaların protesto edilmesi en doğal demokratik haktır. Asıl sorgulanması gereken, bu kadar büyük acılar karşısında sessiz kalabilmektir.

Kimse bize Trump’ın Türkiye’nin “kadim dostu” olduğunu anlatmaya kalkmasın. Trump ne dostumuzdur ne de mazlum halkların dostudur. Trump, Amerikan emperyalizminin çıkarlarını savunan bir siyasetçidir. Dün Biden neyi temsil ediyorsa, bugün Trump da aynı emperyal düzenin farklı bir yüzünü temsil etmektedir. Beyaz Saray’da oturan isimler değişebilir ancak emperyalizmin çıkarları değişmez.

Yıllardır meydanlarda “Eyyy Amerika”, “Eyyy İsrail” diye haykıranların bugün Trump’ın gelişi için yolları kapatması, kentleri güvenlik çemberine alması ve protestoları yasaklaması büyük bir çelişkidir. Eğer söylenen sözler samimiyse, o sözler yalnızca seçim meydanlarında değil, emperyalizmin temsilcilerinin yüzüne karşı da söylenebilmelidir.

Tam bağımsız Türkiye hedefinin önündeki en büyük engellerden biri emperyalizmdir. NATO politikalarıdır. Büyük güçlerin bölge halklarına dayattığı askeri, siyasi ve ekonomik bağımlılık ilişkileridir. Bir ülke ancak kendi halkına dayanarak bağımsız olabilir; Washington’un, Brüksel’in ya da başka güç merkezlerinin onayıyla değil.

Ancak sorun yalnızca emperyalizm değildir. Emperyalizm tarih boyunca içerideki işbirlikçileri sayesinde etkili olmuştur. Halkın önünde bağımsızlık nutukları atıp, emperyal güçlerin temsilcileri karşısında sessizleşenler; ülkenin çıkarlarını dış güçlerin beklentilerine göre şekillendirenler; NATO koridorlarında başka, meydanlarda başka konuşanlar da bu düzenin bir parçasıdır.

Bu ülkenin hafızasında “6. Filo Defol” diyen gençler vardır. Bu ülkenin hafızasında tam bağımsız Türkiye mücadelesi vardır. O mücadele emperyalizme karşı olduğu kadar, emperyalizmin yerli uzantılarına ve işbirlikçilerine karşı da verilmiştir. Çünkü bağımsızlık yalnızca sınırları korumak değil, siyasi iradeyi ve halk egemenliğini de korumaktır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yasaklar, gözaltılar ve güvenlik ablukaları değildir. İhtiyaç duyulan şey ilkeli bir duruştur. Güce göre değil, haklıya göre tavır almaktır. Filistin’de öldürülen çocuklar için konuşabiliyorsak, Trump’ın temsil ettiği savaş ve müdahale politikalarına karşı da konuşabilmeliyiz. Emperyalizmi eleştiriyorsak bunu yalnızca uzaktan değil, temsilcileri karşımızdayken de yapabilmeliyiz.

Tarih makamları değil, duruşları hatırlar. Halklar da unutmaz. Kimlerin bağımsızlıktan, halkların kardeşliğinden ve adaletten yana olduğunu da, kimlerin emperyalizmin gölgesinde siyaset yaptığını da er ya da geç tarih yazacaktır.