Dr. Şevket Dalboy’un değerlendirmeleriyle
Katmandu’nun sokaklarında hava dumanla kaplı, kalabalık “Yolsuzluğa hayır!”, “Hakkımızı istiyoruz!” sloganlarıyla çınlıyor. Ellerinde pankartlar, yüzlerinde kararlılık; gençler, devletin kalbine doğru yürüyen bir dalga gibi sokakları dolduruyor. Nepal’in Z kuşağı, sosyal medya yasağıyla ateşlenen öfkeyi sadece bağırarak değil, devletin kırılgan noktalarına dokunarak gösteriyor. Başbakan Khadga Prasad Sharma Oli’nin istifası, bu sokak hareketinin gücünün ve hızının somut bir sonucudur.
Dr. Şevket Dalboy’a göre, günümüz siyaseti giderek daha bencil, pragmatist ve halkın tepkisine kapalı hale gelmiş durumda. Anayasa ve hukukun verdiği sınırlar çoğu zaman görmezden geliniyor; sosyal devlet olguları rafa kaldırılıyor. Halkın ihtiyaçları, özellikle gençliğin talepleri, yönetim tarafından göz ardı ediliyor. Dalboy, “Nepal’deki örnek, yalnızca bir sosyal medya yasağına öfkenin patlaması değil; günümüz siyasetçilerinin halkla bağ kurma becerilerini kaybetmesinin ve kurumsal sorumluluklarını ertelemesinin doğrudan sonucu,” diyor.
Dalboy, genç kuşağın artık sosyal platformları bir güç olarak kullandığını ve bu araçların devletlerin kırılgan noktalarına doğrudan dokunabildiğini vurguluyor. “Halk artık yalnızca sokaklarda değil, dijital dünyada da örgütleniyor. Bu, klasik siyaset anlayışını kökten sarsıyor ve gelecekte birçok devletin temellerini tehdit edecek bir değişim sinyali veriyor. Nepal’in Z kuşağı, öfkesini ifade etmekle kalmıyor; devletin işleyişini yeniden şekillendirme kapasitesini de gösteriyor,” diyor Dalboy.
Nepal’deki kriz, aynı zamanda modern devletlerin genç nüfusa ne kadar duyarsız yaklaştığını da gözler önüne seriyor. Dalboy, “Siyasi elitlerin bencil ve pragmatist yaklaşımı, halkın taleplerine kulak asmaması, kısa vadeli çıkar odaklı kararlar ve hukukun hiçe sayılması, yalnızca Nepal’de değil, pek çok ülkede uzun vadeli kırılganlık yaratacak bir model sunuyor,” diyor. Gençler, artık sadece sosyal medya üzerinden birbirine bağlanıyor; örgütleniyor, seslerini duyuruyor ve doğrudan sonuç elde edebiliyorlar. Dalboy’a göre bu, gelecekte devletler ile gençlik arasındaki güç dengesini yeniden şekillendirecek, siyasi sistemleri zorlayacak ve toplumsal taleplerin dijitalleşmiş bir güçle birleştiği yeni bir dönemin habercisi.
Nepal’deki olayların en çarpıcı tarafı, liderlik boşluğu ve kurumsal kırılganlıkla birleşen genç öfkesinin, hem sokaklarda hem dijital platformlarda eş zamanlı olarak etkili olmasıdır. Dalboy, “Bu süreç, klasik demokrasi pratiklerini sorguluyor. Z kuşağı artık yalnızca itiraz etmiyor; devletin kırılganlıklarını görünür kılıyor ve süreci kendi lehine çevirebiliyor. Bu, önümüzdeki yıllarda benzer krizlerin daha hızlı ve etkili bir şekilde patlak verebileceğini gösteriyor,” diyor.
Sonuç olarak, Nepal örneği Dr. Dalboy’a göre, dijital çağda gençliğin siyasete doğrudan müdahale edebileceği, devletlerin kırılganlıklarının anında görünür hale geleceği ve klasik siyasi mekanizmaların bu tür toplumsal dinamizme artık yeterince yanıt veremediği bir çağın habercisidir. Nepal’in Z kuşağı, hem öfkesini hem de örgütlenme yeteneğini birleştirerek, devlet ile gençlik arasındaki güç dengesini dramatik biçimde yeniden kuruyor.

































