Avrupa’nın demokrasi bilincinde yeni bir adım. Avrupa Adalet Divanı Başsavcısı, namus cinayeti, zorla evlendirme ve ev içi şiddet tehdidiyle karşı karşıya bulunan kadınlara AB içinde mülteci statüsü tanınabileceği yönünde görüş bildirdiği kaydedildi…

Alınan kararın Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde uyugulanıp uygulanmayacağı tartışılıyor.

„Namus cinayeti“, „zorla evlendirilme“ ya da „ev içi şiddet“

Avrupa Adalet Divanı Başsavcısı, geldiği ülkede „namus cinayeti“, „zorla evlendirilme“ ya da „ev içi şiddet“ tehdidi ile karşı karşıya bulunan kadınlara Avrupa Birliği (AB) içinde mülteci statüsü tanınabileceği yönünde görüş bildirdi.

Amam nikahlı

Bulgaristan Sofya İdare Mahkemesi, Avrupa Adalet Divanı’na, zorla evlendirilmesinin ardından ailesini terk eden ve ev içi şiddet nedeniyle Bulgaristan’a kaçan Türkiye kökenli Kürt bir kadına uluslararası koruma verilip verilmemesi yönündeki görüşünü sormuştu. 2017 yılında eşinden resmen boşanmadan önce başka bir erkekle imam nikahlı olarak yaşamaya başlayan kadın, Türkiye’ye geri gönderilmesi halinde hayatından endişe edeceğini, eski eşi veya kendi ailesi tarafından „namus“ gerekçesiyle öldürülebileceğini belirtmişti.

Mülteci olarak tanınabileceği yönünde görüş beyan etti.

Bulgaristan’daki mahkemenin başvurusunu inceleyen Avrupa Adalet Divanı Başsavcısı Richard de la Tour, mütalaasında belirli bir sosyal gruba ait olan ve belirli nedenler yüzünden zulüm ile karşılaşma riski bulunanların mülteci olarak tanınabileceği yönünde görüş beyan etti.

Irk, din, milliyet ve siyasi görüş…

Irk, din, milliyet ve siyasi görüşün yanı sıra belirli bir sosyal gruba ait olmaları nedeniyle şiddet görenlere mülteci statüsü verilebileceğini belirten Başsavcı, cinsiyetin de belirli bir sosyal grup olduğuna işaret etti.

Belirli bir grubun üyelerinin doğuştan gelen ortak özelliklere veya değiştirilemeyecek ortak bir geçmişe sahip olmasının ön koşul olduğunu belirten Başsavcı, ayrıca başvuruda bulunan kişinin geldiği ülkede belirgin bir şekilde dışlanan bir kimliğe sahip olması gerektiğini belirtti.

Başsavcı de la Tour, Bulgaristan’da uluslararası koruma başvurusunda bulunan kadının bu özellikleri yerine getirdiğini ifade etti. Biyolojik cinsiyeti doğuştan gelen bir özellik olarak değerlendiren de la Tour, cinsiyetin aynı zamanda sosyolojik bir kavram olduğuna dikkat çekti. Bir toplumda kadın ve erkeğe yüklenen rollerin ortaya çıkacak olası eşitsizlikler için bir zemin yarattığına işaret eden Başsavcı, cinsiyete dayalı şiddetin bir grubun kimliğinin belirlenmesi için kullanılabileceğini kaydetti.

Başsavcının mütalaası Avrupa Adalet Divanı açısından bağlayıcı değil, ancak Divan yargıçları, verecekleri kararda çoğunlukla Başsavcının görüşünü dikkate alıyor. Avrupa Adalet Divanı’nın Bulgaristan mahkemesinin başvurusu konusunda kararını ne zaman vereceği henüz açıklanmadı.