Önsöz

Filistin’in devlet olarak tanınması, uzun yıllardır süregelen Ortadoğu ihtilafının çözümünde önemli bir adım olarak görülmektedir. Bu süreçte, Avrupa ülkelerinin Filistin’i tanıma hamlesi, hem bölgesel dinamikleri hem de uluslararası diplomasi sahasını yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. 2024 yılı Mayıs ayında, İspanya ve İrlanda’nın öncülüğünde başlayan bu inisiyatif, Avrupa’nın beş önemli ülkesinin Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanıma hazırlıkları ile yeni bir ivme kazanmıştır. Bu makale, bu hamlenin ardındaki stratejik dinamikleri ve Avrupa ülkelerinin motivasyonlarını detaylı bir şekilde analiz etmeyi amaçlamaktadır

2024 yılı Mayıs ayı, Filistin’in uluslararası diplomasi sahasındaki konumunu güçlendirme çabalarının önemli bir dönüm noktası olarak kaydedildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistinlilere geniş haklar tanıyan kararın kabul edilmesi ve Avrupa’nın beş önemli ülkesinin Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanıma hazırlıkları, bu sürecin kilometre taşları olarak öne çıkıyor. İspanya ve İrlanda’nın öncülük ettiği bu inisiyatif, diğer Avrupa ülkelerinin de desteğiyle İsrail üzerindeki baskıyı artırmayı amaçlıyor. Bu makalede, bu hamlenin ardındaki stratejik dinamikler ve Avrupa ülkelerinin motivasyonları incelenecektir.Tanıma Hamlesi ve Verilen MesajAvrupa ülkelerinin Filistin’i tanıma hamlesi, iki temel mesajı içermektedir: Birincisi, Gazze Şeridi’ndeki sivil halkla dayanışmayı sembolize etmektedir. İkincisi ise Ortadoğu ihtilafına iki devletli çözümü destekleyen bir pozisyonu temsil etmektedir. Mevcut sağcı İsrail hükümeti, bu çözüm yolunu güçlü bir şekilde reddederken, Avrupa’nın bu adımı İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artırmayı hedeflemektedir. Özellikle, Gazze’deki sivil kayıpların artması ve insani durumun kötüleşmesi, bu baskıyı daha da yoğunlaştırmaktadır.İspanya’nın Rolüİspanya, Filistin devletinin tanınması için Avrupalı partnerleriyle yoğun görüşmeler gerçekleştirdi. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, AB düzeyinde ortak bir karar çıkarma girişimleri sonuçsuz kalınca, Filistin devletini tanımaya istekli üye ülkelerden oluşan bir koalisyon kurma yoluna gitmiştir. İspanya’nın bu inisiyatifi, ülkenin Arap ülkeleri ve Türkiye ile tarihsel olarak iyi ilişkilerine dayanmaktadır. Ayrıca, İspanya’nın İsrail ile de ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürme çabaları, bu arabuluculuk rolünü daha da pekiştirmektedir.İrlanda’nın Duruşuİrlanda, Gazze savaşının ilk gününden itibaren Filistinlilerle güçlü bir dayanışma sergileyen ülkelerin başında gelmektedir. İrlanda’nın bu tutumu, kendi tarihsel deneyimleriyle özdeşleştirilerek açıklanabilir. 19. yüzyılda Büyük Britanya tarafından sömürgeleştirilen İrlanda, İngiliz yönetimine karşı verdiği mücadele ile Filistin’in bağımsızlık mücadelesini paralel görmektedir. Bu bağlamda, İrlanda hükümeti uzun süredir iki devletli bir çözümden yana bir politika izlemektedir.Diğer Avrupa Ülkelerinin Katılımıİspanya ve İrlanda’nın yanı sıra, Slovenya, Malta ve Norveç de Filistin’i tanıma yönünde adımlar atmaya hazırlanmaktadır. Bu ülkeler, Filistin devletini tanıyarak İsrail üzerindeki diplomatik baskıyı artırmayı hedeflemektedir. Özellikle Norveç, bu hamlenin „Hamas devleti“ yerine siyasi olarak birleşmiş bir Filistin devletinin tesisine katkı sağlayacağını ummaktadır. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin sosyalist geçmişleri ve FKÖ lideri Yaser Arafat ile olan ideolojik yakınlıkları, bu ülkelerin Filistin’i tanıma eğilimlerini açıklamaktadır.Almanya ve Diğer Büyük AB Ülkelerinin TutumuAlmanya, Filistin devletini tanıma konusunda temkinli bir politika izlemektedir. İsrail’in tasfiye etmek istediği Hamas’ın Filistin topraklarında siyasi bir güç unsuru olmaya devam etmesi, Almanya’nın bu yönde adım atmasını zorlaştırmaktadır. Almanya, Filistin Özerk Yönetimi ile ilişkilere sahip olmasına rağmen, İsrail’in de bu yönde bir adım atmadığı sürece Filistin devletini tanımayı düşünmemektedir.SonuçAvrupa ülkelerinin Filistin’i tanıma hamlesi, Ortadoğu ihtilafına iki devletli çözüm getirme çabasının bir parçası olarak görülmektedir. İspanya ve İrlanda’nın öncülüğündeki bu inisiyatif, Gazze’deki insani durumun kötüleşmesiyle birlikte İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artırmayı amaçlamaktadır. Diğer Avrupa ülkelerinin de bu koalisyona katılmasıyla birlikte, Filistin’in uluslararası diplomasi sahasındaki konumu güçlenebilir ve iki devletli çözümün önündeki engellerin kaldırılması yönünde önemli adımlar atılabilir.