Yakında Türkiye de yerel seçimler olacak, partiler ellerinde olan en iyi kozu oynamak için kıyasıya yarışa girdiler. Ülkemizde başta büyük şehirlerimiz olmak üzere illerde ilçelerde beldelerde ve köylerde seçimler olacak. Seçim kazanmak için parti tüzükleri farklı olsa da, düşünceleri nasıl olursa olsun anlaşmaya çalışarak ortak aday çıkarıyor. Ya da kazanması muhtemel güçlü adayları Belediye Başkan adayı gösteriyorlar. Türkiye’de 81 il var, bunlardan 30’u büyükşehir, 51 normal il olarak geçmektedir. İlçe sayısı 921, Büyükşehir ilçe belediyesi sayısı 519, ilçe belediye sayısı ise 400, belde belediye sayısı 397, mahalle sayısı 32033, köy sayısı 18336 var.

Gösterdikleri adayın partilerine düşünce olarak uymasada, taman tamana zıt fikirlere sahip olsa da partiler için fark etmiyor. Yeter ki kazansınlar mantığıyla hareket ediliyor. Bu ne kadar doğru?
Bir belediye kazanmak için partinin özünden, ideolojisinden ödün vermesi ne kadar doğru?
Bir partinin diğer bir partiden, bir adayın diğer partinin adayında fark yoksa partiler neden var?
Seçmenin bu yaklaşımlara tepkisi olmasına rağmen, parti seçmenlerini neden dikkate alınmıyor?
O halde söyle soralım: Belediye kazanmak çok mu önemli?
Bir çoğunuzu duyar gibiyim, “evet önemli“ çünkü halk ile doğrudan ilişkide olan parti yönetimi değil, belediye yönetimidir.
Peki ülkemizde belediyeler ne kadar dürüst çalışıyor? Yaptıkları işin denetimini kim ya da kimler yapıyor ? Geriye gönüp baktığımız zaman, bazı gerçekleri çok daha iyi görmek mümkün oluyor. Ülkemizde Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış çok insan var. Bu kişilerin geçmişleri, nasıl Belediye Başkanı oldukları malum. Bu şahıslar Belediye Başkanı olmadan önce mal varlıklarını genelde açıklıyorlar. Görevleri sona erdiğinde bu kişilerin mal varlığını soran bir kurum var mı? Ya da şöyle soralım, bu insanlarda mal varlığını görevleri bittiğinde etik bir ahlak var mı? Yok. Yok işte… Ne onlarda var bu sorumluluk, ne devlet mekanizmasında, ne de toplumda sorgulayıcı bir bakış açısı.

Kuşku yok ki, ülkemizden dürüst çalışan belediye Başkanları da var. Onlardan biri ise Eskişehir Belediye Başkanı Sayın Yılmaz Büyükerşen. 2004 yılında bu yana Eskişehir’de yaptığı çalışmalarla halkın büyük takdirini toplamıştır. Eskişehir’i dünya sıralaması içinde saygın bir yere getirmiştir. Eskişehir için yaptığı çalışmaları gören halkın yarısından çoğunun oyunu almayı da başarmıştır.

Ülkemizde yalnız sayın Büyükerşen mi dürüst çalışıyor? Elbette hayır, başka dürüst çalışan belediye başkanlarımız da var. Örnek verecek olursak Ovacık Belediye Başkanı Sayın Fatih Mehmet Maçoğlu’dur. Ücra bir coğrafyada kendi halinde yaşam sürdüren Ovacık, 2014’ten bu yana Türkiye’nin ve dünyanın ilgisini üzerine çekmeyi başardı. Belediye Başkanı Maçoğlu’nun çalışmaları Ovacık dışında da ilgi görüyor. Farklı bir deneyim ortaya koyuyor. Neden ilgi görüyor? Topluma nasıl umut oluyor?

Ovacık Belediyesi’nin üreticilerle birlikte kurduğu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyelerinin ortak olarak, 500 dönüm arazide ektiği tamami organik olan kuru fasulye ve nohut, Pülümür kaya tuzu, Pertek ve Çemişkezek bölgelerinde üretilen organik dut pekmezi, Tunceli dutu, organik polen ve propolis, Ovacık ilçesinde belediye öncülüğünde kurulan mandırada üretilen organik kaşar peyniri de satışa sunulan ürünler arasında yer aldı. Üretim yüzde 500 arttı. İşte tüketen değil üreten bir belediyecilik modeli. Sayın Fatih Mehmet Maçoğlu’nun öncülük ettiği çalışmaları takdirle karşılıyor başarılarının devamını diliyorum. Büyükşehirlerde Maçoğlu gibi çok çalışan, şehrini kalkındıran ve başarıyla temsil eden Belediye Başkanlarının seçilmesini umud ediyorum. Ülkemizde Belediyecilikte örnek Eskişehir’ler, örnek Ovacık’lar çoğalır.