Emperyalizm kendi çıkarları için sadece insan öldürmüyor. Çıkardığı savaşlarda beşikteki çocuüu öldürürken doğmamış çocuklara zehirli bir dünya bırakıyor.

Bu savaşlardan biride şuan ceryan eden Ukrayna’daki Amerikan teşvik ve kışkırtmalarıyla süren savaş… Bu savaş bugün sona erse bile zehirli ağır metaller ve mühimmat atıklarının, insanlar, hayvanlar ve doğaya uzun yıllar boyunca kalıcı zararları olacağı kesin!

Savaşın yıkıcı ve acı tahribatı

Uluslararası toplumun en büyük temennisi savaşın bitmesi olarak öne sürülsede durum pekte öyle değil. Ukrayna’daki savaşın bir an önce son bulsa bile, ancak cephede silahlar bugün sussa bile, savaşın yıkıcı ve acı tahribatının etkileri, farklı boyutlarıyla uzun yıllar boyunca kendisini hissettirmeyecek mi?

Savaşın çevresel boyutu şu anda pek gündeme gelmiyor.

Oysa mermiler, mayınlar ve ‚Akıllı ve akılsız‘ bombalar, sadece insanları öldürmüyorve binaları yıkmıyor, doğayı da alabildiğine tahrip ediyor. Örneğin bomba ve roket atışlarında isabet alıp kısmen ya da tamamen yıkılan binaların enkazlarında, genelde yalıtım malzemesi olarak kullanılan asbest de serbest kalarak çevreye zehir saçıyor. Bu gerçekten bahseden duydunuz mu?

Rafinerilerden sızan petrol ve kimyasallar.

Sürdürülen savaş sırasında hasar gören rafinerilerden sızan petrol ve kimyasallar, toprağa ve tatlı su kaynaklarına karışıyor. Ayrıca kullanılan savaş mühimmatı da zehirli kimyasallarla dolu. Bunların atık ve kalıntılarının, on yıllarca etrafta kalıp doğaya kalıcı zararlar vermesi kaçınılmaz

Ukrayna’da en az 10,5 milyon hektar tarım arazisi, savaş sırasında kimyasallarla kirlendi. Bu kimyasallar, suya ya da toprağa karıştıktan sonra bitkiler, hayvanlar ya da içme suyu yoluyla insanlara da ulaşacak. Savaş bittiğinde insanlar ülkelerine geri döndüğünde olacak olan budur.

Avrupa ve ABD mühimmatları ağır metaller içeriyor!

Bilim insanları çeşitli vesilelerle kısık seslede olsa bu konuya değinmeye başladı. Örneğin Kiel Üniversitesi Hastanesi Toksikoloji Enstitüsü Müdürü Profesör Edmund Maser, „Denizdeki mühimmat kalıntı ve atıklarına daha yeni yeni bakmaya başlıyoruz. Bu araştırmalar, hâlâ cevaplanmamış pek çok soruya rağmen, tek bir sonuca varılmasını sağlıyor: Zehirli kimyasalların varlığı, canlılar için iyi bir haber değil“ diyerek tehlikeye işaret ediyor.

1,6 milyon ton savaş mühimmatı Almanya’ya ait bölümlerde paslanıyor.

Maser, sadece Kuzey ve Baltık denizlerinin Almanya’ya ait bölümlerinin deniz tabanında 1,6 milyon ton savaş mühimmatının paslanmakta olduğunu söylüyor:

Zehirli bir kokteyle dönüşüyor

„Bu çürüme, denizdeki ekosistemi tehlikeye atan ve nihayetinde deniz ürünleri tüketenlerin sofralarına kadar ulaşan zehirli bir kokteyle dönüşüyor.“

TNT kanserojen etkiye sahip değil mi?

Mühimmatın içindeki maddeler, çoğunlukla patlayıcılar ve ağır metallerden oluşuyor. Bunlar arasında en güçlü patlayıcı maddelerden biri olarak bilinen TNT (Trinitrotoluen) de bulunuyor. Maser, „Sıçan ve farelerle yapılan deneyler, bize TNT’nin çok zehirli olduğunu kanıtlıyor“ diyor.

Tüm deniz canlılarına zarar veriyor

Maser, toksikologların sualtındaki mühimmat kalıntılarından salınan TNT’nin tüm deniz canlılarına zarar verdiğini gözlemlediğine işaret ederek sözlerini „TNT, deniz hayvanlarının üremesini, büyümesini ve gelişmesini olumsuz etkiliyor. Hayvanlar üzerinde yapılan deneysel çalışmalardan, TNT ve diğer patlayıcıların kanserojen olduğunu da biliyoruz“ diye sürdürüyor.

Cıva, arsenik ve kurşun hücreleri tahrip ediyor

Bu durum, kanserojen olan arsenik ve kadmiyum gibi bazı ağır metaller için de geçerli. Yine ağır metallerden olan cıva ise sinir hücrelerine büyük zarar veriyor. Maser, TNT gibi maddelerin rüzgâr yoluyla taşınabileceğini ve etrafa dağılabileceğini de belirterek „Bu durumda zehirli maddelerin, yüzey suyuna karışarak akarsuları, nehirleri ve gölleri kirletmesi mümkün“ diyor.

Maser, Kuzey ve Baltık denizlerinde yaptığı araştırmalara göre zararlı kimyasalların besin zincirine karışma ihtimalinin de hayli yüksek olduğunu dikkat çekiyor:

„İnsanların, zehirli maddelerin karıştığı sulardaki balıkları yemeleri halinde, risk altında olmalarından endişe ediyoruz.“

Zehirli kimyasalların, yağmur suyuna karışıp toprak altına sızması

Bir başka ihtimal de zehirli kimyasalların, yağmur suyuna karışıp toprak altına sızması: „O zaman içme suyu risk altında olur“ diyen Maser, tahıl ya da sebzelere sirayet eden kimyasalların, bu yolla insan vücuduna girebileceğini de vurguluyor.

İyileştirme önemleri pahalı ve uzun vadeli

Toksikolog Edmund Maser, Ukrayna savaşından sonra Karadeniz’in de Kuzey ve Baltık denizlerine benzer bir durumda olacağını düşünüyor. Sonuç: Zehirli mühimmat kalıntılarıyla dolu kirli bir deniz!

Alman toksikolog ve ekibi, zehirli TNT’yi denizden ayrıştırmak için çözümler arıyor. Maser, toprağın üst katmanlarını kaldırarak ağır metalleri ve TNT’yi çeşitli yöntemlerle çıkarıp kimyasalları bertaraf etmenin ve böylece toprağı yeniden kullanılabilir hale getirmenin mümkün olabileceğini söylüyor. Ancak bu tür iyileştirme önlemleri hayli pahalı ve oldukça uzun vadeli.

Zarar ve kayıplar 15 milyar dolardan fazla

Tahrip olan topraklar nedeniyle milyarlarca dolar zarar
Sokolovsky Enstitüsü uzmanları, „Ukrayna’nın toprak fonuna ve topraklarına savaş nedeniyle şu ana kadar verilen zarar ve kayıpların toplam maddi değerinin 15 milyar ABD dolarından fazla“ olduğunu tahmin ediyor.

„Ağır metal, ağır metal olarak kalır. Bundan kurtulamazsınız.“

Ağır metaller söz konusu olduğunda, „bertaraf“ ifadesi, tehlikeli maddelerin güvenli olduğu düşünülen başka bir yerde depolanması anlamına geliyor. Toksikolog Maser, bu duru şöyle açıklıyor: „Ağır metal, ağır metal olarak kalır. Bundan kurtulamazsınız.“