Almanya’nın Hamburg limanı hisselerinin Çin şirketi Cosco’ya satışı Almanya’da hararetli tartışmalara yol açtı. Oysa bu şirket yıllardır Yunanistan’ın Pire limanının patronu ve bu bağımlılığın oluşturduğu riskler tartışılmadı bile.

Almanya’da, Çin devletinin kontrolündeki denizcilik şirketi Cosco’nun Hamburg limanı hisselerini satın almak istemesiyle patlak veren tartışmalar sürüyor.

Yunanistan’da ise bu tartışmalara çok da anlam verilemiyor. Keza borç krizi nedeniyle Yunanistan, Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’den oluşan Troyka’nın baskısı sonucunda, 2011 yılından itibaren ülkenin tüm önemli liman ve havalimanlarını yabancı şirketlere satmak durumunda kalmıştı.

Yunanistan memnun fakat!


Hatta bu nedenle Atina, 2016 yılında, Çinli şirket Cosco’nun Pire limanında üçte iki çoğunluğu elde ettiği sözleşmeyi imzaladı. Ve Yunanistan, ülkenin en büyük limanında Cosco’nun sergilediği performanstan da gayet memnun. En azından şimdilik. Fakan başına gelecekleri anlamamakta israrı…

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis bu memnuniyetini, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinin Çin ile Şubat 2021’de yaptıkları ilk zirvede, „Pire’deki Çin yatırımı her iki ülke için faydalıdır“ sözleriyle dile getirmişti. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise Cosco’nun Pire yatırımını „örnek proje“ olarak nitelendirmiş, kendisinin de bizzat 2019’da limanı denetlediğini söylemişti. Pire limanını, Asya ile Avrupa arasında önemli bir kavşak olarak gören Şi, aynı zamanda bu limanın Çin ile Avrupa arasında hızlı kara ve deniz bağlantısı için bir merkez olduğu görüşünde.

Pire’nin Doğu Akdeniz’deki önemi ne?


Çinliler gerçekten de limanı modernize etti: Pire, Doğu Akdeniz’in en büyük, Avrupa’nın ise yedinci en büyük limanı haline geldi. İş güvencesi var, çalışma koşulları Yunanistan’ın diğer yerlerinden ne daha iyi ne de daha kötü. Cosco, Yunan iş kanunun belirlediği çerçevede hareket ediyor. Faaliyetleri yetkili Yunan makamlarının denetimine tabi. En azında teoride öyle, çünkü bu denetimler nadiren gerçekleşiyor.

Sendikalar ise Pire limanındaki çalışma koşullarından şikayetçi. Geçen yıl, konteyner iskelesinde yaşanan bir kaza, bir liman işçisinin ölümüne yol açmıştı. Sendika özellikle o günden bu yana, limandaki işçilerin güvenliği için daha fazla önlem alınmasını talep ediyor. Ancak görünen o ki Cosco, Yunanistan’daki diğer işverenler gibi, denetimlerden sorumlu makamların çok da baskısına maruz kalmıyor.

Pire kimin için bir başarı hikayesi?


Çin devletine ait şirketin gemileri, Akdeniz’de en önemli aktarma merkezlerinden biri haline gelen Pire limanına daha fazla ürün getirmeye başladı. Bu, Güneydoğu Akdeniz’deki diğer limanları olumsuz etkiledi. Önemi azalan bu aktarma merkezlerinin gelirleri de azaldı.

O zaman Pire’deki Çin yatırımı aslında gerçekten de bir başarı hikayesi mi?

Profesör Kostas Chlomoudis’e göre bunu bir başarı hikayesi olarak nitelendirmek güç. Pire Üniversitesi öğretim üyesi Chlomoudis, DW’ye yaptığı değerlendirmede, bunu ancak ulusal bir liman politikası için vizyona ve paraya sahip olmadığınız takdirde bir başarı hikayesi olarak sunabileceğinizi söyledi.

Chlomoudis, Avrupa’daki diğer bölgelerde özel sektörün limanlara katılımı konusunda çok farklı bir modelin benimsendiğini, bunun da Yunanistan’daki uygulama ile hiç alakası olmadığını kaydetti. Yunan akademisyen, Avrupa’da genelde rakip bir çok şirketin bir konteyner terminalini paylaştığına, Yunanistan’daki durumun ise çok farklı olduğuna dikkat çekti.

„Pire’nin satılma şekli trajik bir hataydı“


Pire’de limanın çoğunluk hisseleri Cosco’ya satıldı. Önce hisselerin yüzde 51’i, daha sonra da yüzde 67’sinin devri gerçekleşti. Bu, Pire’nin patronunun Cosco olduğu, Çin’in de limanın geleceği ile ilgili kararları tek başına alabileceği anlamına geliyor.

Profesör Kostas Chlomoudis, „Pire Limanı’nın Cosco’ya satışı, satışın yapılma şekli, trajik bir hataydı“ dedi. Chlomoudis, bunun neden bir hata olduğunu da, artık Pire’nin bir başka devlete, yani Çin’e bağımlı olduğuna dikkat çekerek açıkladı.

Yunanistan’ın kuzeyindeki önemli Dedeağaç limanının da özelleştirilmesi gündemde. O limandaki çoğunluk hissesini de muhtemelen ABD alacak. Zaten bu liman halihazırda ABD’nin silah sevkiyatında önemli bir üs haline geldi.

Profesör Chlomoudis, bu hamleler sonucunda AB için büyük jeostratejik öneme sahip altyapıların üçüncü devletlerin eline geçtiği görüşünde.

Ortak bir AB politikası gerekli mi?


Pire Üniversitesi öğretim üyesi Chlomoudis, ulusal güvenlik ve AB’nin güvenliğinin tehlikeye atılmaması için, imtiyaz sözleşmelerinde hangi koşulların yer alması gerektiği konusunda ortak kuralların belirlenmesi gerektiği görüşünde.

Yunan akademisyen, AB’nin jeostratejik öneme sahip altyapılara ilişkin şartnameler için ortak kurallar belirlemesi ve bunların Rotterdam, Hamburg ve Pire gibi, birlik üyesi tüm ülkelerin limanları için de geçerli olması gerektiğini kaydetti.

„Ortak bir Avrupa politikasına ihtiyacımız var“ diyen Chlomoudis, Avrupa Komisyonu’nun Almanya’daki tartışmaları bir fırsat olarak değerlendirmesini, böylelikle Avrupa’nın çıkarlarının korunması için önlemlerin belirlenebileceğini söyledi.

Özelleştirme reçetesi


Hatırlamakta fayda var: Yüzyılın başında Avrupa’da, ekonomik sorunların çözümü için tek bir sihirli reçete vardı, o da altyapının özelleştirilmesiydi. Havalimanları, limanlar, su ve enerji altyapıları satılmak isteniyordu. Bu durum, yatırımlara büyük ihtiyaç duyan Yunanistan için de geçerliydi.


Hem Pire hem de Selanik limanına ilk ilgi gösteren Çin oldu. O dönem buna kararlı bir direniş gösterildi. Ancak 2009 yılında, dönemin Kostas Karamanlis liderliğindeki muhafazakar hükümeti, Pire limanındaki konteyner terminallerinin bir bölümünü Cosco’ya kiralayabildi.

Kurtarma için öne sürülen şart Çin’e mi yaradı?


Ancak 2010 yılında Yunanistan’da borç krizi patlak verdi. Ve Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’nin oluşturduğu Troyka, Yunan ekonomisini kurtarmak için koşullar belirledi. Bu koşullardan biri de kamu mallarının satılmasıydı.

Cosco’nun Pire limanındaki çoğunluk hisselerini satın almasını sağlayan sürecin taşları da böyle döşendi. Çünkü o dönem sadece Çin yatırım yapmak istedi.

Özelleştirme baskısı aynı zamanda Yunanistan’ın 14 havalimanının Alman Fraport şirketi tarafından devralınmasına da yol açtı. Artık hangi havalimanlarına öncelikli olarak yatırım yapılacağına Fraport karar veriyor. Yunan devleti artık söz sahibi değil. Ama Fraport, Çin ve Amerikalı yatırımcılardan farklı olarak bir AB şirketi. Yani jeopolitik tehdit oluşturmuyor.