Bu yıl 74’üncüsü düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı, İran’ın boykot kararı nedeniyle tatsız bir biçimde başladı.

Bu yıl 74’üncüsü düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı, İran’ın boykot kararı nedeniyle tatsız başladı. Tahran yönetimi, içişlerine karışıldığını iddia ederken, fuar organizatörleri bu suçlamayı geri çeviriyor.

Çok sayıda ulusal ve uluslararası yayıncı, dünden itibaren itibaren Frankfurt Kitap Fuarı’nda yeni kitaplarını tanıtmaya başladı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, fuarın resmî açılışını Salı akşamı İspanya Kralı 6. Felipe ile birlikte yaptı. Bu yıl konuk ülke olan İspanya, çağdaş İspanyol edebiyatını „Işıldayan Yaratıcılık“ sloganı altında kitap severlerin beğenisine sunuyor. 74. Frankfurt Kitap Fuarı, 23 Ekim Pazar günü sona erecek.

Bu yılki fuara güncel gelişmelerin gölgesi de düştü. Stantları gezenler, Rus ve İranlı yayıncılarla karşılaşmayacak. Rusya, Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş nedeniyle ilkbaharda organizatörler tarafından ihraç edilmişti. Fuarda bir de boykot tatsızlığı yaşandı. İran resmî haber ajansı IRNA’nın bildirdiğine göre, daha önce Frankfurt’a geleceğini açıklayan İranlı yayıncılar, son anda geri çekildi. Tahran yönetimi, Frankfurt Kitap Fuarı organizatörlerini „İran’ın içişlerine açıkça müdahale etmekle“ suçladı. IRNA’da yer alan haberde, organizatörlerin Tahran’a gönderdikleri bir mektupta, „İran İslam Cumhuriyeti’nin ulusal standının güvenliğini garanti edemeyeceklerini beyan ettikleri“ öne sürüldü. Haberde ayrıca, fuar için Almanya’ya gidecek İran heyetine vize verilmesinde de sorunlar yaşandığı belirtildi.

Fuar yetkilileri iddiaları reddediyor


Ancak Kitap Fuarı yetkilileri, bu iddiaları kesin bir dille geri çeviriyor. Frankfurt Kitap Fuarı Basın Sözcüsü Kathrin Grün DW’ye yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: „İranlı yetkililerle birkaç kez temas kurduk. Bu esnada İran’daki protesto hareketiyle dayanışma içinde olduğumuzu ifade etmekle birlikte, fuardaki tüm katılımcıların güvenliğini de garanti ettik. Kapsamlı bir güvenlik konseptimiz var. Frankfurt Emniyet Teşkilatı ve fuar özel güvenlik birimiyle yakın bir iş birliği içinde çalışıyoruz. Tüm fuar günlerinde, salonlarda hem sivil hem de üniformalı polis memurlarının sayısı artacak. Polislerin, en ufak bir tehdit belirtisinde derhal teyakkuz durumuna geçmesi öngörülüyor.“

Bu şekilde, genel halk güvenliğinin yanı sıra, Frankfurt Kitap Fuarı’nda ayrımcılığa uğrayan, tehdit altında olan veya siyasi baskı gören yazarların ve üst düzey uluslararası politikacıların korunması da teminat altına alınıyor. Basın sözcüsü, Kitap Fuarı’nın yetki alanında olmaması nedeniyle katılımcılara vize tahsisi konusunda ise yorum yapmak istemedi.

İran rejimine karşı protestolar


Kürt kökenli İranlı genç kadın Mahsa Amini’nin kurallara uygun örtünmediği gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alındığı karakolda fenalaşarak hastaneye kaldırılması ve üç gün sonra, 16 Eylül 2022 tarihinde hayatını kaybetmesi, Frankfurt Kitap Fuarı yetkililerini de dehşete düşürmüştü. Bu nedenle İran’daki protestoları ele alan bir etkinlik de fuar programına dahil edildi. Bu kapsamda PEN Berlin ile iş birliği içerisinde „Molla rejimine karşı ayaklanma ve dünyanın geri kalanının yapabilecekleri“ başlıklı bir panel düzenlenecek.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre „muhtemelen polis şiddeti sonucu“ hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümünden bu yana İran’da binlerce kişi, geleneksel değerlere ve Şeriat yasalarına karşı protesto gösterileri düzenliyor. Rejim buna tüm gücüyle karşı koyuyor ve protestoları şiddetle bastırmaya çalışıyor. Af Örgütü’ne göre, 3 Ekim itibarıyla olaylarda 23’ü çocuk olmak üzere en az 144 kişi hayatını kaybetti.

Siyasi destek çağrısı


Bu arada protestolar uluslararası alanda da yayılıyor. Örneğin Almanya’da pek çok kişi, İran’daki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için sokaklara dökülüyor. Birkaç gün önce Alman kültür dünyasından çok sayıda temsilci, Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’a açık bir mektup gönderdi. İnsan ve yurttaş haklarına saygının İran ile nükleer müzakereler için bir ön koşul olması talep edilen mektupta, İnsan hakları ihlallerinin yasal olarak cezalandırılması ve sivil toplumla diyaloğun güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

İmzacılar arasında İran kökenli Alman yazar Navid Kermani de bulunuyor. Konrad Adenauer Vakfı’na verdiği bir mülakatta Almanya’nın “ İran’da da görünür şekilde çok daha net destek sinyalleri“ göndermesi gerektiğini ifade eden Kermani, Alman hükümetinin çok fazla suskun kaldığını savundu.

Bu arada Annalena Baerbock ve Avrupalı mevkidaşları da harekete geçti. Pazartesi günü varılan mutabakatta, İran ahlak polisine, İran Devrim Muhafızlarının siber birimine ve diğer sorumlu kişilere karşı yaptırım uygulama kararı alındı. Yaptırım kapsamında olanların bundan böyle AB’ye seyahat etmelerine izin verilmeyecek ve AB sınırlarındaki mal varlıkları dondurulabilecek.

„Dışlamak yerine dahil etmek“


İran haber ajansının haberi, üstü kapalı bir şekilde, İran heyetinin Frankfurt Kitap Fuarı’nda istenmediğini ima ediyor. Ancak geçmişteki uygulamalara bakıldığında, Kitap Fuarı’nın dışlamak yerine tüm seslere yer vermek istediği görülüyor. Örneğin son yıllarda, sağcı yayıncıların kitaplarını kamuoyunun dikkatini çekecek şekilde sunmalarına izin verildiği için fuar organizatörleri birçok eleştiriye maruz kaldı. Frankfurt Kitap Fuarı CEO’su Jürgen Boos, „Frankfurter Rundschau“ gazetesine verdiği son röportajda „Yasaları ihlal etmedikleri sürece tüm seslere kulak vermeli ve onların seslerini duyurmasına fırsat tanımalıyız“ dedi. Boos, bu nedenle „otokratik bir şekilde yönetilen Çin, Türkiye, Umman, Macaristan veya Suriye gibi ülkelerin de“ fuarda kendi stantlarıyla temsil edildiğine vurgu yaptı.