Ölüm orucunda olan Halkın sanatçısı Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, „Hakkımız olanı söke söke alacağız. Biz yanlış bir şey yapmadık.Biz çocuklar, gençler, yoksullar için ürettik, onlar için besteler yaptık bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Ve doğrultuda mücadele etmeye devam edeceğiz.  Mutlaka meydanlarda sokaklarda yine tekrar görüşeceğiz“ mesajını bir kez daha vererek kararlılığını ortaya koydu.

Apaçık gördük ki sanatçı, ülkenin sorunlarına duyarlı olan, o sorunları kendi sorunları olarak gören ve gerektiğinde hayatını ortaya koyandır.

“Yaşamış sayılan zaten yurdu içen ölmesini bilmeyen“ diyerek hücre hücre sanat ve özgürlüklerin önüne çekilen zincirleri kırmak için hayatını ortaya koymaktır halkın sanatçısı olmak! Çünkü sanatın en büyük düşmanı sömürü sistemidir. Yani sanat en güzel en özgür yaşamın kendisidir. Bunun içerisinde halkın özgürlüğü de vardır, vatanın bağımsızlığı da. Bunun içinde onurda vardır adalette.

Grup Yorum üyesi İbrahim Gökcek

Buradan çıkan sonuç şudur: Sanat, gücünden ödün vermedikçe, kendisine ters gelen hiçbir buyruğa boyun eğmez. Sanat buyruk dinlemez!

Kısacası sanatın toplumun kaderini etkileme işlevini üstlenmesini bilmek için fazlasıyla soylu sayılacak bir düşünce sistematiğine sahip olabilmek gerekir. Bu gün İbrahim tamda bu misyonu sürdürmektedir. Tıpkı Helin Bölek gibi. Bu misyonu sürdürebilmek için gerektiğinde hücre hücre erimeyi göze alan ve neden ve sonuç ilişkilerini çok iyi bilen birine kim akıl verebilir ki dur yapma diye? Elbette duygusal yanlarımız öne çıkabilir. Ama gayet açık görebiliyoruz ki İbrahim gibi bir sanatçı kendi iradesini ortaya koymaya oldukça kararlıdır. D

evrimci sanatcılar kendilerini yeni bir toplum inşa etmeye adamışlardır. Eşitlik, adalet, Bağımsızlık özlemi olan bir düzen sevdalarıdır. Buna kim ne için karşı çıkabilir? İti kopuğu, uyuşturucu kaçakçılarını, tecevuzcuları, madımıakta sanatçıları diri diri yakanları savunanlar bir tarafta dururken, devrimci sanatçıları savunmaktan neden çekiniriz! Toplumun değerlerini yerle bir eden, toplumu yozlaştıran, değerlerimizi, olumlu geleneklerimizi yok eden sanatçıları savunanlara sahiplenenlere karşı halkın sanatçılarını sahiplenmek onur meselesidir. İbrahimi sahiplenmek bu kadar mı zor? Onu yaşatmanın yolu eylemi bırak demek değil, sesine ses katmaktır. Aylemin hedefe ulaşıp ulaşmadığına karar vermek İbrahim’e aittir.

Bu kararlılık, “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan“ diyen Pir Sultan Abdal’dan Karacaoğlan’a, Köroğlu ve Dadaloğlu’ndan günümüz Ozanlarına, ondan ona ondan ona. Helin’lere, İbrahimlere uzanan soylu bir mirastır direnmek, teslim olmadan sanatını icra etmek!