Dr. Şevket Dalboy – Siyaset Bilimci, Sosyal Bilimci, Gazeteci, Yazar

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan felaketin boyutu her saat büyüyor. Buzul, kaya ve çamur kütlesinin nehir yatağına çökmesiyle başlayan dev sel, köyleri, yolları, köprüleri ve enerji tesislerini önüne kattı. En az 165 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 1.500 kişiden haber alınamıyor. Kayıpların 800’e yakınının yabancı olması, felaketin uluslararası boyutunu da büyütüyor. Yetkililer ölü sayısının daha da artmasından endişeli.

Himalayalar’da doğanın gücü bir kez daha insanın bütün hazırlıklarını boşa çıkardı. Nepal ile Çin’in Tibet bölgesi arasındaki sınırda yaşanan felaket, sıradan bir sel olmaktan çok daha büyük bir yıkıma dönüştü. Lhende Nehri’ne düşen dev buz ve kaya kütlesi, beraberinde muazzam miktarda çamur ve suyu sürükledi. Önüne çıkan yerleşimler, araçlar, yollar ve köprüler saniyeler içinde yok olurken, bölgede bulunan insanlar kaçacak zaman bile bulamadı. Nepal’de 165 cesede ulaşılırken 826 kişinin hâlâ kayıp olduğu bildiriliyor; Tibet tarafında ise 558 kişi için arama çalışmaları sürüyor.

Felaketin en acı taraflarından biri, bölgenin yalnızca yerel halkın değil, dünyanın farklı ülkelerinden gelen turist ve hacıların da güzergâhında bulunması. Kailash Mansarovar’a giden yol üzerinde bulunan bölgede çok sayıda yabancı kayboldu. Nepal makamlarının verilerine göre kayıplar arasında Hindistan, ABD, Avustralya, İngiltere ve Kanada vatandaşları da bulunuyor. Bir anda yükselen çamur ve su duvarı karşısında bazı insanlar ağaçlara tutunarak hayatta kalırken, bazıları ise evlerinin ve araçlarının gözlerinin önünde sürüklendiğine tanık oldu. Uydu görüntüleri ve güvenlik kameraları, felaketin ne denli büyük bir enerjiyle ilerlediğini ortaya koyuyor.

Felaketin nedenine ilişkin ilk değerlendirmeler de önemli bir gerçeği ortaya çıkardı. Başlangıçta bölgede 4,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği düşünülürken, ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu bunun bir deprem olmadığını, buz ve kaya kütlesinin çökmesi sırasında ortaya çıkan sismik hareket olduğunu açıkladı. Buzul ve kaya parçalarının nehre düşmesiyle oluşan dev enkaz akışı, suyun taşıdığı yıkıcı gücü katladı. Tibet tarafında oluşan set gölünün hâlâ risk taşıması ise kurtarma ekiplerini yeni bir tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor. 5 binden fazla asker ve polisin katıldığı arama-kurtarma çalışmalarında helikopterler kullanılıyor, ulaşımın koptuğu bölgelere havadan yardım ulaştırılıyor. Ancak metrelerce kalınlıktaki çamur, yıkılan yollar ve kesilen iletişim hatları çalışmaları son derece güçleştiriyor.

Nepal’de yaşanan bu felaket, Himalayalar’ın yalnızca dünyanın en yüksek dağlarını değil, aynı zamanda son derece kırılgan bir doğal dengeyi barındırdığını bir kez daha gösterdi. Şimdilik geride kalan görüntü, çamurun altında kalan evler, sürüklenen araçlar, kopmuş köprüler ve yakınlarından haber bekleyen aileler. Arama çalışmaları devam ederken yetkililer yeni cesetlerin bulunabileceğini söylüyor. Uluslararası yardım ekipleri de bölgeye yönelmiş durumda. Ancak Nepal’in dağlarında bugün zamana karşı yürütülen mücadele yalnızca kayıpları bulma mücadelesi değil; Himalayalar’ın ortasında bir gecede yıkılan hayatların izini sürme mücadelesi.