Türkiye tarihinin en kanlı intihar saldırısı beş yıl önce bugün Ankara’da meydana geldi. 103 kişinin hayatını kaybettiği saldırıda beş yılın sonunda nereye gelindi?

Şevket Dalboy

7 Haziran seçimlerinin ardından koalisyon kurulamayınca erken seçime gidildiği, çözüm sürecinin fiili olarak rafa kalkmasınıyla çatışmaların başladığı ve 33 kişinin hayatını kaybettiği Suruç Katliamı’nın yaşandığı bir ortamda, Ankara’da Emek, Demokrasi ve Barış mitingi için çağrı yapıldı.

10 Ekim 2015’te ne oldu?

Aralarında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) de bulunduğu çeşitli meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının yaptığı bu çağrıya, farklı siyasi parti ve hareketler ile sanatçılardan da destek geldi. Miting için yapılan çağrılarda „savaş politikalarına karşı barışta ısrarcı olmak“ vurgusu vardı.

Ankara Valiliği tarafından da izin verilen mitingin programı uyarınca, katılımcılar 10:00’da Ankara Tren Garı önünde buluşacak, buradan Sıhhiye Meydanı’na yürüyecek ve 12:00’de bu meydanda mitingi gerçekleştireceklerdi. Ancak kalabalığın yeni toplanmaya başladığı 10:04’te üç saniye arayla iki patlama meydana geldi.

Yargılama sürecinde neler yaşandı?

Saldırıdan yaklaşık sekiz ay sonra, Haziran 2016’da iddianame hazırlandı. İddianamede, canlı bombaların birinin 1990 doğumlu Yunus Emre Alagöz olduğu, diğerinin ise kimliği tespit edilemeyen Suriye uyruklu bir kişi olduğu belirtildi. Bu kişinin kimliği hâlâ açıklığa kavuşmuş değil.

İŞİD katlıamını kolayca yaptı!

İntihar saldırısını düzenleyen IŞİD, 100’den fazla kişiyi katletti. Resmi kayıtlara göre 391 kişi de saldırıda yaralandı. Üzerinden tam beş yıl geçti. Saldırıya ilişkin 20’si tutuklu 36 kişi’nin yargılandığı 2016’da başlayan ilk dava 2018’de sonuçlandı. Mahkeme heyeti 9 sanığa „Anayasal düzeni ihlal“ ve „kasten öldürme“ suçlarından toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi

Saldırıda kamu görevlilerinin ihmali

Yargılama sürecinde mağdur avukatları özelikle İçişleri Bakanlığı’nın mülkiye müfettişlerinin hazırladığı rapora dayanarak saldırıda kamu görevlilerinin ihmali olduğunu savunmuştu. 

Canlı bomba Alagöz’ün ismi istihbarat raporlarında sık sık geçiyor!

Söz konusu rapor, basına daha önce yansıyan bilgilere göre, IŞİD’e bağlı bir grubun Ankara dahil bazı illerde HDP’ye yönelik saldırı düzenleyebileceği istihbaratının, saldırıdan önce emniyet birimlerine verildiğine ve kalabalık yerler ile mitinglerin özel olarak hedef olabileceği uyarısının yapıldığına işaret ediyor. Aynı zamanda, canlı bomba Alagöz’ün isminin de istihbarat raporlarında sık sık geçtiğini ortaya koyuyor. Gelen istihbaratları değerlendirmemesi sebebiyle emniyet yetkilileri için soruşturma talep edilse de bu talebe Ankara Valiliği’nce izin çıkmadığı da daha önce basına yansımıştı.