Dr. Şevket Dalboy
Siyaset ve Sosyal Bilimci
İGÜ Araştırmacı Yazar
Bir zamanlar Avrupa’nın kalbinde dolaşan serbestlik rüzgârı, bugün demir bariyerlerin gölgesinde sessizce sönüyor. Schengen, tabelalardan silinmese de sınır kapılarında, soğuk memur bakışlarında, geri çevrilen otobüslerde parçalanıyor.
Polonya’nın Almanya ve Litvanya sınırlarında kontrol kararı alması, zincirleme bir kırılmanın son halkası. Almanya’nın başlattığı kontroller, Avusturya’dan Fransa’ya kadar yayılan bir huzursuzluk yarattı. Kağıt üstünde geçici olan bu tedbirler, fiiliyatta kalıcı hale gelirken Avrupa halklarının zihninde birbirine duyulan güveni kemiriyor.
Avrupa Parlamentosu’nda yankılanan endişe sadece ekonomi kaygısı değil; bu adımlar, ortak bir Avrupa hayaline duyulan inancı da zedeliyor. Birbirine açılan kapılar yerine yeniden yükselen sınır kuleleri, göçmen akışını durdurma bahanesiyle önce sınırları, sonra kalpleri kapatıyor.
Elbette düzensiz göçün yarattığı krizler görmezden gelinemez. Ancak bu krizleri yönetmek adına duvarlar örmek, Schengen’in ruhunu boğuyor. Birlik duygusu yerini korkuya bırakıyor, komşuların birbirine şüpheyle baktığı bir Avrupa, kendi kendini zayıflatıyor.
Belki de en tehlikelisi budur: Avrupa’nın karanlığa adım adım sürüklenmesi, içten içe sessiz bir çöküşle ilerliyor. Bugün sınırlarda kontrol noktaları kuruluyor, yarın ise zihinlerde görünmez sınırlar inşa ediliyor. Ve bir sabah, Schengen’in ruhu bu kıtada öldüğünde, kimse “Nerede yanlış yaptık?” diye sormayacak bile.
Çünkü karanlık, bir anda değil, adım adım gelir. Ve Schengen’in çöküşü, sadece bir sistemin değil, ortak bir geleceğin de sessiz cenaze töreni olur.

































