Şevket Dalboy
Almanya’da muhafazakâr CSU, aşırı sağcı AfD ile her türlü işbirliğini kesin dille reddetti. Yahudi toplumu ise olası bir AfD iktidarından endişeli.

Almanya’da siyasi tansiyon yükseliyor. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU), aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisini açıkça “baş düşman” ilan etti. CSU Meclis Grubu Başkanı Alexander Hoffmann’ın açıklamaları, ülkede AfD’ye karşı mesafenin daha da sertleştiğini ortaya koydu.

“AfD Almanya’nın temel değerlerini reddediyor”

CSU’nun Bavyera’daki Seeon Manastırı’nda düzenlenen grup toplantısında konuşan Hoffmann, AfD’nin Almanya’yı güçlü kılan tüm temel değerleri reddettiğini söyledi. Almanya’nın Batı ile olan bağları, NATO içindeki konumu ve Avrupa Birliği iç pazarına bağlılığının vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Hoffmann, bu ilkelerin AfD tarafından açıkça hedef alındığını belirtti.

Hoffmann, “AfD bizim için baş düşmandan başka bir şey değil. Baş düşmanla mücadele edilir, çünkü o sizi yok etmek ister. Sizi yok etmek isteyenle işbirliği yapılamaz” ifadeleriyle CSU’nun tutumunu netleştirdi.

“AfD ile işbirliği asla olmayacak”

CSU’lu Hoffmann, CDU/CSU Birlik partilerinin AfD ile hiçbir koşulda koalisyon ya da siyasi ortaklık kurmayacağını da açıkça dile getirdi. Bu açıklama, son dönemde AfD’nin bazı eyaletlerde artan oy oranları nedeniyle kamuoyunda tartışılan “normalleşme” ihtimallerine güçlü bir yanıt olarak yorumlandı.

Yahudi toplumu alarmda

CSU’nun sert çıkışı, Almanya Yahudileri Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster’in toplantıyı ziyaret ettiği gün yapıldı. Schuster, AfD’nin siyasal etkisinin artmasından duyduğu derin endişeyi bir kez daha dile getirdi.

Son dönemde Yahudilerin Almanya’daki yaşam koşullarının zorlaştığını belirten Schuster, AfD’nin bir hükümete katılması halinde durumun çok daha vahim bir hâl alacağını söyledi. “Böyle bir hükümette Yahudi yaşamının Almanya ile artık bağdaşabileceğini düşünemiyorum” diyen Schuster, AfD’nin federal düzeyde iktidara ortak olması durumunda birçok Yahudinin ülkeyi terk etmeyi düşüneceğini ifade etti.

Toplumda derin kaygı

Şu an için siyasi nedenlerle Almanya’dan ayrılan Yahudi sayısının sınırlı olduğunu belirten Schuster, ancak AfD’nin iktidar ortağı olması hâlinde bu tablonun hızla değişebileceği uyarısında bulundu. Uzmanlara göre bu endişe, AfD’nin söylemleri ve bazı parti üyeleri hakkında yürütülen aşırı sağ soruşturmalarla da yakından bağlantılı.

Bizim notumuz

Haberde bize sorarsanız; AfD ve AfD nezdinde yükselen ırkçılık yalnızca Almanya’nın değil, insanlığın da baş düşmanıdır. Demokrasi, çoğulculuk ve birlikte yaşamı hedef alan bu siyaset, geçmişin karanlık sayfalarını hatırlatmakta ve geleceği tehdit etmektedir.

Almanya’da yaşanan bu sert siyasi ayrışma, Avrupa genelinde aşırı sağın yükselişi karşısında demokrasinin nasıl savunulacağına dair tartışmaları da yeniden alevlendirmiş durumda.