Emperalizmin çıkarları doğrultusunda uyguladığı müdahaleci politikası sadece Afganistan’da yıkıma, acıya, kana, göz yaşına neden olmadı. Irak ve Libya’da da elde edilen sonuç değişmedi. Peki neden? Bu soruya sağlıklı cevap verebilmemiz için emperyalizmin ve kapitalizmin yoz kültürünü iyi anlamak gerekiyor.

Şevket Dalboy

Büyük yıkımın ardından Afganistan’da NATO birliklerin çekilmesi son hızla devam ediyor. Geride bıraktıkları ülke ise istikrarlı demokratik koşullara sahip olmaktan bir hayli uzak, ülkenin geniş kesimleri Taliban’ın kontrolü altında. Neredeyse savaş neden saydıkları Talibana ülkenin yönetimini yasal yollarla devredecekler. Emperyalist siyasetçiler ve stratejistler bir bölgenin siyasi kültürünün kağıt üstündeki kadar kolay değişmediğini bir kez daha anlamak zorunda kaldılar. Teoride iyi gösterilen ama pratikte kan, açlık, yoksulluk ve yıkım getiren politikalar demokrasi ve insan hakları palavrasıyla yutturulmaya çalışılıyor.

Büyük beklentiler büyük yıkımı getirdi!

Afganistan, Emperyalizmin müdahalelerinin önüne koyduğu hedeflere ulaşamadığı tek yer değil. Irak ve Liba’da boşa çıkmış ümitlerin ülkeleri…

Özellikle ABD’nin politik oyunu oln Ortadoğu’nun kalbinde özgür bir Irak’ın kurulması yalanı ortada duruyor. Kasım 2003’te dönemin ABD Başkanı George Bush böyle demişti. Bugün ise Irak, sorunlar yumağının içinde debelenip duruyor.

10 yıl süren savaşın ardından ülke perişan


Libya’da da, Muammer Kaddafi’nin NATO tarafından devrilmesi sonrası beklentiler karşılanmış değil. Zaten bunun mümkün olmadığını aklı başında her insan görüyordu. Nisan 2011’de yayınladıkları bildiride dönemin ABD Başkanı Barack Obama, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı David Cameron, „diktatörlükten kapsayıcı bir anayasa sürecine geçişin“ başlaması için Kaddafi’nin devrilmesinin şart olduğunu ifade etmişti. Ancak yaşanan, 10 yıl süren bir savaş oldu. Daha bu yıl savaşın tarafları, anayasa ve parlamento seçimlerinin Aralık 2021’de yapılması konusunda uzlaşmayı başardı. Bu anlaştılar anlamına gelmiyor. Tehdidler havalarda uçuşuyor. Hal böyleyken değişen ne oldu? Burada da ülke tamamen yıkıldı. tarihi zenginlikleri Irak gibi yağmalandı, yeraltı ve yer üstü yapılanması çökertildi, bölündü ve parçalandı. İnsanlar sokaklarda birbirini boğazlıyor…

Emperyalizmin talepleri ve Afganistan gerçekliği

Tüm bu başarısızlıklar ve yıkımlar emperyalizmin hırsı ve haksızlığından kaynaklanıyor. Özünde müdahalede bulunan ülkelerin istekleriyle bölgenin siyasi gerçekliği arasındaki uyuşmazlık var… Emperyalist devletlerin karşı karşıya olduğu temel çelişkilerin çerçevesini belirgin bir şekilde çizmek gerek. Emperyalizim bir devletin ya da ulusun, başka devletleri siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması ve onu sömürmek için her yolu mübah görmesi anlayışıdır… Bu sözcük daha farklı şekillerde de ifade edilmektedir. Bir ülkenin topraklarını genişletmesi, bir ulusun başka bir ulusu ya da toplumu vergiye bağlaması, onun topraklarındaki kaynaklarını sömürmesi ve kendi kültürünü diğerine yayarak oranın halkını köle olarak kullanması gibi tanımlarda var. Bunun yerine tepkileri azaltmak için açık ıskal silahı yerine yerli isnirlikçiler aracılığıyla sömürü ve zulmünü devam ettiriyor genelde…

Emperyalizim sadece Afganistan değil Libya ve Irak’ta da çok yüksek ve ütopik hedefler belirleyerek o ülkeleri iskal etti. İnsanları bekelntiye sokarak kandırdı. Birbirine düşürdü, böldü, çelişkileri derinleştirdi ve parçaladı. Yerli işbirlikçiler aracılığıylada meşrulaşmaya çalışıyor.

Toplanan milyarlar nerede?

Savaş bölgelerinde yapılan ve toplanan milyarların, harcanan paranın çok az bir kısmının topluma ulaşabiliyor. Üst düzey bir diplomatın ya da Batılı bir kuruluş çalışanının bir proje başlatması halinde zırhlı askeri konvoylar, silahlı güvenlik gibi önlemler almak zorunda kaldığını ve günlük harcamanın binlerce euroya çıktığı görülüyor. Bir eliyle veriyorlar diğer elleriyle fazlasını geri alıyorlar. Bir eliyle huzur diyor, diğer eliyle korku dağları oluşturuyor.

Libya’da devletin içeriden çökmesi

Libya iç savaşı ile ilgili gelişmelere baktığımızda, devletin nasıl içeriden çöktüğünü ve buna bağlı olarak muhatap bulmakta yaşanan zorluğu goryoruz… Hemen her kentte yeni ittifaklar oluşturan rakip gruplar var. Dışarıdan bu grupları destekleyen emperyalist devletler var. Silahlı gruplar sürekli isim değiştirerek kendilerini kamufle ederek emperyalisterin hizmetine devam ediyorlar.

Emperyalizmin Suriye’de oynadığı role başka bir yazımda geniş bir şekilde değineceğim…