Sosyal medyada, adalet, etik ve ahlak kavramı üzerine bir yazı yazmak istemiştim. Sonra baktım ki sabah akşam toplumca dilimizden düşürmediğimiz ahlak, en tahripkâr ahlaksızlık biçimi halini dönüşmeye yüz tutmuş. Ahlaki olarak iğrenç bir çöküş kapımıza gelmiş dayanmış. Son yıllarda bu çöküş öyle hızlandı öyle hızlandı ki normal bir insanın bundan midesinin bulanmaması mümkün değil. Okurlarımızdan gelen talepleri de göz önünde bulundurarak‚ “Bu ahlak kimin?“ konusunu işlemeye karar verdik. Sahi bu ahlak kimin?
Sosyal medya denilen ortamda çoğunlukla, siyasi, dinsel veya cinsel paylaşımlar yapılıyor. Çok sayıda kişinin ezik psikolojilerini, doymamış güdülerini sosyal medya ortamında tatmin etme yoluna gittiğini görüyoruz.

Devletlerin müdahale etmekte pek de hevesli olmadığı dinsel, cinsel ve siyasi içerikli ahlak dışı paylaşımlar, toplum tarafından da yalnızca konuşularak lanetlenmesi nedeniyle yaygınlaşmasına engel olunamamaktadır.

Kapitalist ve emperyalizst sistem bunu yozlaşmayı bilinçli olarak bilinçaltımıza sokarken, kötü niyetli kişiler için de çok elverişli alanlar olan sosyal medya; türlü çıkarlar sağlamaktan toplumsal çöküntünün temellerini hazırlamaya kadar pek çok ahlak dışı dil, görüntü ve fotograflar kullanılmaktadır.

Toplumun geleneksel kuralları ve yaptırımları hızla terketmesiyle de kötü niyetli kişiler sosyal medyayı daha çok kullanarak ahlaki çöküntüyü hızlandırmaktadır. Normal koşullarda en ahlaksız insanın bile toplum içinde konuşmaya çekineceği konular, sosyal medyada sere serpe paylaşılarak, oluşturulan gruplarda yapılan paylaşımlarla ahlaki ve vicdani çöküntüyü gözler önüne sermektedir.

Soruyoruz bu ahlak kimin ahlakı?

Değerli Welt Heimat okurları:
Şöyle bir düşünün, bir toplum ya da ülkenin kültürü denildiğinde, genel kültür söz konusudur. Her sosyal grupta, her coğrafi bölgede geçerli olan, benimsenen ve yaşanan hakim unsurlardan ibarettir. Toplumun hakim inançları, değerleri, hareket tarzları, yaptırım çeşitleri, sosyal ilişkileri, her türlü ortak davranış kalıpları o toplumun genel kültürünü ve ahlakını oluşturmaktadır. Şimdi soruyoruz bu kültür ve ahlak bize mi ait?

Sosyal medya, pek çok yararının yanı sıra, insanların vicdanları rahatsız eden, sağlıklarını riske sokan, çocuklarımıza, aile bütünlüğüze tuzaklar kuran veya ahlak dışı iletiler için muazzam bir alan. Burada önemli olan şey, Anadolu halkının içinden çıkmış bireyler, nasıl bu denli değerlerinden arınmış bir şekilde ahlaksızlıklara katılabiliyor? Bu sohbetlerde en aşağılık dili kullanabiliyor. Ana bacıya, hısım akrabaya küfürü sıradanlaştırabiliyor. Ne kendinden büyüğe, ne de kendinden küçüğe saygı kalmamış. Dile alınmayacak küfürler havada uçuşuyor. Bu artık kitlesel bir yaklaşıma dönüşmüş durumda. Kadınlarımız kendini pazarlıyor, erkeklerimiz bu olup bitene ortak oluyor. Bir küfür, binlerce küfüre anında dönüşebiliyor. Gazetemize gönderilen ve doğrudan izletilen görüntülere insan bakamıyor bile. Bizimle iletişime geçen ailelerimizin kimliği bizde saklıdır.

Sosyal medya denilen ucu bucağı belli olmayan alanda, toplum içinde yer alan ahlaksız paylaşımlarla toplumsal temel değerlerini bozmaya yönelmesine isyan ediyor ailelerimiz.
Geleneksel yaşamda toplumsal düzeni, kişi haklarını katı kurallarla ve örgütlenmiş geleneklerle koruyabilen toplumlar, tüketime dayalı popüler kültürün egemen olduğu dönemde değerlerini korumakta zorlanmaya başlamış, yeni kuşakların modern yaşam ilkelerini benimsemesiyle yetersiz kalmışlardır. Amerikancı 12 Eylül Faşist cuntanın da zemin hazırlamasıyla, modern çağda bütün yaşam koşulları, yaşam araçları ve yaklaşımlar değişirken; ahlak anlayışı da değişmiş, modern yaşamın yüksek ritimli koşturmacası içinde kabahatlerden nüfuz sahibi kişilerin büyük suçlarına kadar pek çok ahlaksız davranış meşrulaşmış, olağan karşılanmaya başlamıştır.

Düşünsenize 12 Eylül’den hemen sonra müslüman bir ülkede porno filimleri rekor kırmıştır. Hem 12 Eylül Amerikancı cunta yönetimi, hem de sonrasında kurdurulan iktidar bu gidişa adeta sessiz kalmış, destek olmuştur. Gençlerimiz siyasete karışmasın da ne yapıyorsa yapsın mantığı benimsenmiştir. O yıllarla beraber alkol tüketimi artmış, uyuşturucu ve kumar tavan yapmıştır. Apolitik gençliğin temelleri emperyalizim tarafından sağlam atılmıştır.

Sosyal medya, çok sayıda kişiye iletişim olanakları sağladığı için yararlı biçimde kullanılmaktadır. Ancak her teknolojide olduğu gibi, sosyal medyayı da kişisel çıkarları için veya kötü amaçları için kullanmak isteyenler çokca bulunmaktadır. Bu konu tartışılırken insanlar hemen anlaşılmaz şekilde ‚“yahu devlet onunlada mı uğraşacak?“ diyor. Devleti yönetenler kendilerine yönelen en ufak bir hakarete dahi istedikleri dakikada soruşturma açabiliyorsa buna da müdahale etmekle hükümlüdürler. Bir taraftan, değerlerimiz, öz kültürümüz, gelenek ve göreneklerimiz diyeceğiz, diğer taraftan baştan aşağıya pisliğe bulanan bu yozlaşmayı görmezden geleceğiz. Bu kabul edilemez bir durumdur.

Emperyalizmin yoz kültürü bizi esir almamalı. Buna sessiz kalmamalıyız. Biz çaresiz ve yanlız değiliz. Bizi koruyan kollayan bin yıllık geleneklerimiz var. Onlara tutunmaya çalışmamız bile insanlığı sosyal medya çukurundan kurtaracak güçtedir. Yeter ki halk olup bitene sessiz kalmasın. Kendi değerlerine sahip çıksın. Ahlaksız yaklaşımlara gülmesin, sohbetlerini yozlaştırıp değersizleştirmesin. Biri abuk subuk konuştuğunda sen ne biçim konuşuyorsun, benim yanımda ya da benim sayfamda bu kadar pervazsızlaşamazsın demeliyiz. Asla gülecek konular değildir bu davranış bozuklukları. Herkesi kendisi gibi davranmaya, konuşmaya zorlamaktadırlar. Sanki anormal olan sizsiniz. Sanki küfür ederek konuşmak, en aşağılık dili kullanmak normal de buna karşı çıkmak yanlışmış gibi bir algı var. Bunu asla kabul etmeyin. Bunu asla kabul etmeyelim. Bizi biz yapan öz kültürümüze sıkı sıkıya sarılalım. Saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü, empatiyi ve vicdanımızı hep yanıbaşımızda tutalım…

Bir toplumda nesilden nesile sözlü olarak aktarılan kültüre, halk kültürü denildiğini unutmayalım. Şu an içinde bulunduğumuz yozluğu kültür diye bize empoze edenler halkın dostu olamaz! Öz kültürümüze sahip çıkalım. Sosyal Medya bataklığından hem kendimizi, hem çocuklarımızı, hem de sevdiklerimizi koruyalım… O kültür bizim kültürümüz değil…